Pazartesi, Ağustos 15, 2016

İşler, güçler, projeler...

İşte serin balkonumdayım. Birazdan dişlerimi fırçalayıp yatacağım. Dünün sebze modunun intikamını alan bir gündü. Doluydu. Güzeldi. Tatmin ediciydi. Daha güzel olabilir miydi? Belki. Ama bu haliyle de fena değildi.

Sabah inanılmaz erken uyandım. Her zamankinden yaklaşık üç buçuk saat erken. Yoga yaptım. Ama yarım bıraktım. Aç karnına yapmıştım ve fena çarpıntı baş dönmesi filan başladı. Hemen bıraktım. Doğrudan kahvaltıya geçtim. Suda pişmiş yumurtalı ekmek. Ekmek üstüne bir dilim hindi füme, üstüne yeşil salata en tepeye de yumurta. Çay. Sonra günün işlerini sıraladım. Ev işlerinin tam listesini çıkardım. Sonra tahmini süreleri. Sonra grupladım. Sonra en ağır işlerin yanına yıldız koydum. Sonra başladım bir ucundan yapmaya. Dinlene dinlene yaptım. Arada biraz Eylül ayını düşündüm.

----

Dün bu yazıyı yarım bırakıp gidip yattım. Uykum gelmişti ve kaçırmak istemedim. Hemen uykuya dalamadım, oysa koltukta gözümü açamıyordum ama bu sabah da (nispeten) erken kalkabildim. O bakımdan memnunum.

Dünü anlatıyordum yarım kaldı. Dün epey ev işi yapabildim. Sonra dışarı attım kendimi. Amacım Dolmabahçe'de uzaktan denizi gören çay bahçesinde gelecek planları kurmaktı. Aklımdaki yayınevi projesi hakkında biraz günlüğüme yazdım, bu fikrin bana hissettirdiklerini, artılarını eksilerini. Sonra orası serinleşti. Baktım üşüyorum, kalktım, Zara'ya gittim, kaç gündür aklımda olan parfüm seçme işine giriştim. Tam seçemedim ama. Biraz körlemesine aldım. Çünkü sıkıyorsun sonra koku hemen oturmuyor, sonra onun oturmasını beklerken başka bir tane sıkayım bari diyorsun, sonra nerene hangisini sürdüğünü unutuyorsun ve bütün kokular birbirine karışıyor. Çık işin içinden sonra. Neyse bir tane aldım. Şu an üstümde. Galiba tam istediğim bu değildi. Ama idare eder.

Editörlük kursu Eylül'ün birinde başlayacak. O yüzden biraz hızlı karar vermem gerekiyor. Bir yayınevinin başında kendimi görebiliyorum. Hatta yakıştırabiliyorum da kendime. Karlı mıdır onu bilmiyorum ve o önemli. Ve riske atılan miktar nedir. Bunların ve bazı başka konuların netleşmesi gerek. Ama hoşuma giden bir tarafı var mı? Var. Bir heyecanı bir albenisi var. Ama tam oturmayan bir şeyler de var. Çünkü hiçbir zaman hayalim olmamıştı bir yayınevi açmak. Bir kurabiye mağazasını, dondurmacıyı bile hayal etmişliğim vardır da yayınevi yoktur. Ama ben de çok değiştim. Hayata bakışım o kadar değişti ki. O yüzden eski hayallerimin bugüne uymaması normal olabilir. Hatta bir uyum süreci sebepli bile olabilir bu oturmayan kısım. İdeallerimle, (eski ?) hırslarımla bir uyumsuzluğu var bu projenin. Biraz daha tartmam lazım.

Evet bu iş güç konuları kafamı epey meşgul ediyor haliyle. Ama güzel bir yere çıkacağı şimdiden belli. O yüzden heyecanlıyım, mutluyum, sabırsızım. Sonbaharı karşılamaya hiç bu kadar hazır olmamıştım.




Merak edip hala okuyamadığım kitaplar...

6 yorum :

  1. Hava biraz olsun serinleyince Eylül'ü hayal etmek, yeni şeyler düşlemek her şeyden daha güzel oldu. :)
    Kitaplara şöyle bir göz atayım derken içlerinden birinin daha dün gece bir arkadaşımla konuştuğumuz kitap olduğunu görünce yazmadan edemedim. Dublörün Dilemması, çok severek okuduğum bir kitaptı. Kitabı okurken kaybetmiştim. Sonra aklımda o varken başka kitaba da geçememiştim bir süre. Yas tutmak gibi bir şeydi... Yanlış olmasın ama belki iki ay sonra, çok alakasız bir yerde elime geçmişti ve tekrar kaybetme korkusuyla bir çırpıda bitirmiştim. Demem o ki, okuyacağınız güne dek kitaplıkta iyi muhafaza edin veya hemen okuyun :)
    Sevgilerimle.

    YanıtlaSil
  2. Bazen en hayal ettiğimiz şeyler değil de bir anda hayatımıza giren planlar gerçek oluyor.Belki de sizin bu plan yayınevi sahibi olmaktır :)

    Her şey için başarılar ve iyi şanslar xoxox

    YanıtlaSil
  3. @İlham Kedisi: evet sanki hiç bu kadar güzel olmamıştı...

    Aslında o kitapların çoğunu elime alıp yarım bıraktım...Eski iştahım olsa iki günde bilemedin üç günde bitirmiştim. Çok büyük yoksunluk. Kendimden bir parça kaybetmiş gibiyim.

    Benden de sevgiler.

    YanıtlaSil
  4. @Anıl: Belki de dediğin gibidir Anıl'cım.
    Bazı sürprizleri var demek ki hayatın.
    Teşekkürler güzel dileklerine.
    Sevgiler :)

    YanıtlaSil
  5. Aklıma dün kitaplıktan kitap seçerken de takılmıştı, şimdi fotoğrafı büyütüp bakarken yine düşündüm; neden bazı kitaplar sola bazıları sağa bakıyor, insan bi boynu bu tarafa bi öbür tarafa, bu iş neden standart değil?! Ya da kuralsızlık içinde anlayamadığım bir kural mı var yine?

    YanıtlaSil
  6. @ Ceren: vay canına!!!! hiç farketmedim ben bunu, daha da uzun süre farketmezdim. Acaba kitabı tasarlayanın, ya da ona karar verenin sağak ya da solak oluşundan olabilir mi?

    YanıtlaSil