Pazartesi, Ağustos 08, 2016

İş günü sonrası.

Şu an kadar güzeli var mı? Ayna ayna söyle bana. Hayır o başkaydı, dur, olmadı. Baştan alıyorum. Bu an kadar güzeli var mı? Yok işte yok, yok. Mumla da arasan: yok. Çünkü nedennnn? Çünkü çeviri kotamı tamamlamışım, son sayfalara girerken, ferahlamak için duşumu almışım, makinedeki temizleri asmışım, ayacıklarımı uzatmışım. Satrançta olayı artık biraz çözdüğüme inanmışım. Heyecan yapmadan, ter içinde kalmadan, kalp çarpıntısından ölmeden, tekrar 1440'ları görmüşüm. Akşama köftem hazır, pilavım salatam hazır.

Hava gene bulutlu ve feci sıcak. Gün çok fena başlamıştı. Sanırım sıcaktan, bir de çevirdiğim kitabın etkisiyle sabah kabuslar gördüm.

Savaş çıkmıştı, biz bir arabanın içinde kaçıyorduk, arabanın önüne dronlar geliyordu, kameralarını görüyordum. Çok korkuyordum. Kendimi çok güvensiz hissediyordum. Sonra bir sürü insanla bir sığınağa giriyorduk. Bomba sesleri filan duyuluyordu. Orada oturup o sesleri dinlemek çok sinir bozucuydu. Birden aklıma parlak bir fikir geliyordu. Herkesin kafasını dağıtmak için oradakileri gruplara bölüp bir bilgi yarışması düzenlemek. Herkes katılıyordu fikrime. Başlıyorduk kuralları filan belirlemeye. Ben, benim grupta bitkilerle ilgili sorulardan sorumluydum filan. Baya kaptırıyordum kendimi oyuna. Sığınakta olduğumuzu ve üstümüze bombalar yağdığını tamamen unutuyordum.

Sonra kapı çaldı ve uyandım. Ama moralim yerlerde. Bet. Nasıl bet. Dünyaya saydırıyorum, insanlara saydırıyorum. Beklediğim bir paket vardı, onun gücüyle kalkabildim yataktan. Nitekim postacıydı gelen. Adamla uyur gezer gibi konuşup paketi aldım. Paketim geldi!!! Geldi!!! Elimle yokladım. Amanın bir kabartılar geliyor elime sankim. Gittim yüzümü yıkadım. Geri geldim salona. Paketi dikkatle açtım. Amanın. Amanın. Türkiye'de basılan en cool dergilerden bir demet! Ben bunları bir şekilde sağda solda görürdüm ama nedense hiç almazdım, hatta içine bile bakmazdım. Ne salakmışım. Hemen bütün sayfalarını tek tek çevirdim. Oy. Çocukken çok sevdiğim fransızca bir dergi vardı Pif diye, içinden bir süpriz çıkardı her ay, elinle birleştirdiğin ilginç bir numarası olan bir sürpriz. Okumaya kıyamazdım. Bir de Milliyet Çocuk. O ikisine hastaydım. Onları aldığım günler bana bayramdı. Şimdi aynı heyecan, aynı sevinç. Çok uzun zamandır böyle hissetmemiştim basılı bir yayın için. Ve yanında çikolatalı bir not. Dünyanın betliği birden nasıl geri gitti. Diplere bucaklara sıkıştı. Suratımda kocaman bir gülümseme. Ruhum tiril tiril. Güzellikler de var dedim kendime. Güzellikler düşünen güzel, zevkli insanlar. Ve okunacak cool dergiler...

Ve saat beş buçuk olmadan mesaim de bitti. Çamaşırlar da asıldı. Evin işleri elbet bu kadarla sınırlı değil. Ama olsun. Bu akşam bir maç yapmak istiyorum. Biraz iş düşünürüm. Çalışmak güzel şey be blog. En güzeli de gün bitimi.






10 yorum :

  1. Ben de annemin bankadan getirdiği çocuk dergisinin yolunu gözlerdim.
    Evdeki işler beni bekler. Off.

    YanıtlaSil
  2. Sevgili Kucuk Joe,simdiye dek yorum birakmamis ve belki ilerde de duzenli olarak birakmayacak olsam da,yazilarini duzenli olarak takip ediyorum Londra'dan.Yasam felsefen ve tarzin,yazi teknigin dort dortluk.Lutfen hic ayrilma blog dunyasindan.Sevgiyle...Hulya

    YanıtlaSil
  3. Oy <3

    Canım çekti böyle çalışkan bir gün. Ben de onun peşindeyim bugün hatta. Yazın da içime hoşluk verdi. Let's go!
    :)

    YanıtlaSil
  4. Milliyet Çocuğu ben de uzun yıllar almıştım. Hatta bir ara Tercüman çocuk çıkmıştı ikisini bir arada alırdım. Çalışmak :) Peşin vergilere döneyim, günaydın :)

    YanıtlaSil
  5. Dün gece ben de çok mutlu hissettim kendimi, hatta yüzümdeki tüm kaslar gevşemiş, kendi kendime sırıtıyorken yakaladım! :D Böyle günler artsın!
    Bu arada rüyan türkiyede olan bitenler kaynaklı, kısılmışlık hissi, farkında mısın..

    YanıtlaSil
  6. @Küçük Mucizelerim, ben o banka dergisini hiç duymadım. Ama duygu aynı duygu sanırım. Belki de o zamanlar çocuklar için okunacak çok şey olmamasından o kadar değerliydi onlar. Ve şimdi de internet harici okunmaya değecek periyodik yayınlar yok (bana gönderilenler haricinde).

    YanıtlaSil
  7. @ Minimalist life/Hülya: bıraktığın yorum için binlerce teşekkür. Sabah gözümü açar açmaz okudum, ve günüm şenlendi. Sevinç kapladı içimi... <3 <3 <3

    YanıtlaSil
  8. @ kahveci güzeli: senin çalışkanlığının yanında benimkisi sönük kalır. Sen benim on günde yaptığım işi öğlene kadar hallediyorsun.

    YanıtlaSil
  9. @Enis, Tercüman çocuğu kaçırmışım yazık... Ne kadar güzel, çocukken sanki bir kulübe üyeymişim de öbür çocukları sonradan tanıyabilmişim gibi bir his bu çocuk dergileri sevdalıları bir bir ortaya çıkınca.

    YanıtlaSil
  10. @Ceren evet artsın...
    Ya rüyamın yarısı Türkiye'deki olaylar ve onlara verdiğim tepkim (kafa dağıtmak için kendini rekabete filan kaptırmak, bkz satranç) yarısı da çevirdiğim kitapla alakalı, Kaddafi'nin son gecesini çeviriyorum ve bir önceki gün cipe atlayıp kaçtıkları bölümü çevirmiştim, yolda öndeki araçları dronlar bombalıyor filan. Çok kaptırmışım kendimi.

    YanıtlaSil