Cuma, Ağustos 19, 2016

Ders.

Çok büyük bir duygusal krizi atlattım. Yani sanırım atlattım. Yani şimdilik. En azından. İyiyim şu an. Galiba normale döndüm. Daha da iyi olabilirim. Ama şu an fena sayılmaz.

Ben burada içimi dışıma döküyorum ya. Gerçek hayatta hiç böyle değilim. Gayet ketumum. Esrarengiz ve yalnız şövalye (şövalye dediysek dişisi, anla sen de). Dün K. bana çeviri teklif etti. Kısa birşeydi, kabul ettim. Sonra bir ara telefon açması gerekti. Ben böyle iki zırlama arasındayım. Nasıl olduysa, "moralim bomb.k" deyiverdim. Ölecek gibi olurum da, kimseye birşey demem. Marifet çünkü. Evet. At içine. Çatlayıncaya kadar. "Keşke orada olsaydım, çıkardık bir yere dertleşirdik" gibi birşey dedi. Böyle demesi bile o kadar iyi geldi ki. Çevirilerimi yaptım, gönderdim.

Sonra akşam saatinde mutfak alışverişine çıktım. Benim kurtarıcı menüm, mercimek salatasıdır. Hem zor günlerde dolapta hazır yemektir. Hem istediğin kadar alırsın tabağına. Hem şişmanlatmaz. Hem besleyici. Hem de hafiftir. İştahın yokken bile yiyebilirsin. O yüzden pilav yaptığım zaman bazen iki misli yaparım, artanı mercimek salatasına eklerim. Gittim, eksik malzemelerini aldım. Akşam onu yaptım. Günlerdir abuk subuk yemekler yiyordum. Galiba o da iyi geldi.

Sonra, bloga gelen yorumları yanıtlarken Jardzy'nin dolunay ritüeli önerisini gördüm. Bakmıştım nedir diye. Zaten sırf birilerinin benim kendimi iyi hissetmemi istemesi bile K. 'nin sözü gibi iyi gelmişti bana. Ritüeli yapma konusunda biraz ikilemde kaldım. Sorunumun çözümü değil. Çünkü mevzu derin bir mevzu. Bir de böyle new age tarzı ritüeller bana biraz hokus pokus gibi geliyor (Jardzy, lütfen kızma bana). Olumlu bir sonucu insanın hayalinde canlandırmasının faydasını biliyorum ama bazı insanların bu ritüellere yaklaşımı onları akılcı çözümlerden uzaklaştırdığını düşünüyorum (sözüm meclisten dışarı). Ama herşeye rağmen, okuduğum o olumlama cümlesinde ilgimi celbeden birşey var. Birşey diyor orada.

"Bana acı veren eski sevgilimden ve ilişkimden kurtuluyor, onu ve kendimi serbest bırakıyorum. Onunla yaşayarak edinmem gereken tecrübeleri edindim ve dersimi aldım. Fakat bu ilişki artık benim kişisel gelişimime hizmet etmiyor. Ona karşı hissettiğim duygulardan kurtulmak benim elimde ve bu güce sahibim. Onu ve ilişkimi geçmişte bırakıyorum ve bu sayede özgürleşiyorum. Acı geçmişte kaldı, huzursuzluk geçmişte kaldı, hayal kırıklıkları vs.. geçmişte kaldı… Artık onu ve ilişkimi geçmişte bırakarak özgürleşiyorum. Artık bitti… Artık bitti… Artık bitti… Artık özgürüm… Artık özgür olduğuma göre kendimi daha yüce sevgilere ve yüksek enerjilere açıyorum. Benim ve bütünün hayrına olması dileğiyle, teşekkür ederim…”

Konu eski bir sevgili değil. Onu geç. Geçmişte bırakmak istediğim başka bir ilişki. Ama fark etmez. Sarı olan kısmı ben vurguladım. Edinmem gereken tecrübeleri edinmek ve ders çıkarmak...Durdum, düşündüm. Sahi ben bu acılardan ne ders çıkardım? Hemen bir cevap bulamadım. Ve zaten bu bile başlı başına garip bir durum çünkü ben ders çıkarmayı aksatmam. Ve birden tokmak gibi kafama indi. Yapbozun bütün parçaları biraraya toplanıp anlam kazandı. Andrea Scher'in blogunda anlattığı bir konu vardı hayattan çıkardığımız derslerle ilgili. En yakın iki arkadaşı günün birinde ona durup dururken sırt çevirip dışlamış, on yaşları civarı. "Bundan çıkaracağım dersler bütün hayatımın gidişatını etkileyebilirdi, mesela arkadaşlık kurmak güvenli değildir gibi bir sonuca varabilirdim" diyordu özetle. Ama o daha yapıcı bir ders çıkarmış. The crime of outshining başlıklı yazısında ayrıntılarını okuyabilirsin. (Fazla parlak olma suçu). Ama ben ne ders çıkarmıştım? Bilinç katmanında ders filan yoktu. Sadece acı vardı. Katıksız. Ve bu boşluğu bilinçaltı kestirmeye saparak hayatın bütünün çok acı, yaşamanın boş ve haksızlıklarla dolu olduğu gibi inançlarla dolduruyordu. Ders çıkarmadığım için. Anahtar bu. Acıya kaptırmak kendini. Çünkü ben kendimce doğru olanı gani gani yaptığımı ve bunun karşılığında çok büyük bir kazık yediğimi düşünüyordum. Daha ne yapabilirdim? Ama yanlışımı gördüm. En azından ucunu. Konu bitmedi. Ama acı durdu. Çünkü yanlışını düzeltebilirsin. Bundan sonra neyi farklı yapacağım biraz belli. Ve bazı şeyler farklı yaşanmaya başlayacak şimdi.

Sana bu sabahki kahvaltımı anlatayım gel. Bin kalorilik kahvaltı. Epey doyurucu olduğunu söylememe gerek var mı bilmem. Güç bende gayrıııı, niahahhaha.

Yedi kaşık yulaf
Bir muz
Bir incir
Bir avuç ufalanmış ceviz içi
İki çorba kaşığı keten tohumu
İki çorba kaşığı chia tohumu.
Bal

Ve çay.

Yulafın içine çay için kaynayan suyu ekleyip çukur kapta diğer malzemeleri doğrayıncaya kadar bekletiyorum. Ama günlük demir ihtiyacımın yarısını karşılıyor, ve sanırım omega 3 ler de tamamdır.  Bol manganez. Bol magnezyum. Lif zaten tamam. Aslında tarçın da ekleyebilirdim. Unuttum. Bu akşam hafif bir yemek yerim. Sebzeli omlet filan.


8 yorum :

  1. Siyah beyaz sever misiniz bilmiyorum :) Bana iyi gelenlerden biri


    https://www.youtube.com/watch?v=RBnMt9iUwI0

    YanıtlaSil
  2. Enis bey, ben bu eski sessiz filmleri pek sevmem. Bulut ve deniz daha güzeldi :) Ama iyiyim şimdi. Epey açıldım. İlginiz için çok teşekkürler.

    YanıtlaSil
  3. Kapatmam gereken birkaç ilişkim oldu. Zorlandım ama geleceğe yatırım işte. Şimdi hala sindirme dönemindeyim. Telkinler işe yarıyor, yukarıdaki gibi. Ama Joe o özgürlük hissini alıyorum ne zamandır. Resmen kendimi o pranga gibi ilişkilerimden kurtulduğum içim özgür hissediyorum. Geriye bazen kaybolan hislerim, kırık duygularım ve birkaç hatıra kaldı işte. Onlar için de zaman var.

    Paylaştığın blog yazısını da okudum. İyi geldi.
    Sen de biraz toparladın diye mutlu oldum şimdi.

    YanıtlaSil
  4. @Kahvem: evet sanırım herkes hayatının bir döneminde ilişki "kapatıyor" senin güzel deyiminle. Ben de sindirme dönemindeyim herhalde. Biraz mideme oturdu.
    Kırık kalpler durağında inecek var... :))
    İyi ki bu blog var hayatımda. Yoksa halim sefildi.

    YanıtlaSil
  5. Aslında acı olaylar sonucu ders çıkarılmaz daha doğrusu çıkarılır ama ihtiyacı olduğu zaman insan o dersini hatırlar ve doğruyu yapmaya çalışır.
    Umarım ruh halin hep en iyi seviyelerde olur ^-*

    YanıtlaSil
  6. İşte ben hesap kitap yaparım. Neyi yanlış yaptım. Neden yaptım. Bunları bir masaya yatırırım. Sonra dediğin gibi lazım olduğunda çekmeceden çıkartıp kullanırım.

    Teşekkürler. Şimdilik idare ediyorum. :)

    YanıtlaSil
  7. Seni seviom! İşe yaradı mı bilmem, iyi ki varsın sadece.. Yeni okuyabildim tüm yazılarını, roller coaster gibi duyguların bu sıra.. bende de benzer durumlar.. olsun, geçer..

    YanıtlaSil
  8. Yaramaz mı, hem de nasıl :) Ben de seni seviyorum. Sen de iyi ki varsın. Ya pek roller coaster değil, baya diplerde süründüm, sonra yarısı hormonal olduğu için bir kaç gün içinde en azından hormon kısmından rahatladım, gerisi de geldi işte yavaş yavaş.

    YanıtlaSil