Pazar, Ağustos 07, 2016

Bleh (devam)

Bugün de hiç güzel değildi.

Hiç içimden gelmediği halde, "haydin" diye kendi popoma tekmeyi basıp alışverişe çıktım. Almam gereken çok şey vardı ve hepsine bugün yetişemeyeceğimi anladığımda harekete geçmem bir nebze kolaylaştı. Dedim tamam. Olduğu kadar al. Birazını da başka zaman alırsın. Yola çıktığımda saat ya dörttü ya beş. Zara'da saate baktığımda saat 20.30'du bebeğim. Evet 20.30. Ufak çapta bir şok geçirdim. Muhtemelen dört buçuk saat boyunca alışveriş dükkanları gezmişim. Arada bir çay-pasta molası vermiştim (diyet deme lütfen bana, akşam salata yedim, valla). O kadar. O da taş çatlasın yarım saat.

Kadınlar şu alışverişin nesini sever? Nasıl stres atarlar? Beni duble strese sokuyor. Sevmiyorum arkadaş. Yok. Sevmiyorum. Neyse bu sefer baştan kendime şart koştum. İçine pek sinmeyen bir kıyafeti sırf sırtıma giyecek birşey olsun diye almayacaksın. Yakışmıyorsa, güzel durmuyorsa, almazsan aklın kalmayacaksa, alma. Ve üşenme, kabine gir, dene. Böyle diye diye birkaç parçadan vazgeçebildim. Canım çıktı ama aldıklarım işe yarar şeyler en azından. Bir de çok güzel yazlık pijamalar buldum. Bir önceki yazıda, o lime lime tişörtün bana gereksiz bir stres yaşattığını anlayıp, beğendiklerimi hiç ikilemeden aldım. Deprem olursa artık dışarı fırlamaya hazırım.

Hafta içi çevirileri erken bitirip gene alışverişe çıkmam lazım.

Günün tek getirisi, kalktığımda yaptığım yogaydı bir de sonunda bir maçı kazanabildim. Ama bugün de problem puanım düşük çıktı. Ama yoga muhteşemdi. Duştan sonra, sanki dip bucaklardan yirmi yaşındaki vücudumu bulup çıkarmışlar bugünkü kafama monte etmişler gibi hissediyordum. Bir de kiloları versem nasıl olacak acaba. Ama beni şaşırtan ne biliyor musun. On gündür filan asansörümüz bozuk, ve ben merdivenleri çıkarken hiç ama hiç tıkanmıyorum. Nasıl oldu, ne zaman oldu hiç bilmiyorum. Üç kat çıkıyorum ve sanki tek kat çıkmış gibi rahatım. Yirmi yaşındayken bile böyle rahat çıkmazdım merdivenleri.

Neyse iş gördüm bugün sonuçta. Kısmen mısmen. İş işte. Herşeye yetişemedim. Ama sanırım bugün bundan fazlası zaten mümkün değildi. Yarın son çalışma haftasının ilk günü. Son otuz sayfa. Yirmi dört- on sekiz- on iki diye gidecek. Diye umuyorum.

İyi geceler dünya. Bugün bir tam tur daha attın o koca göbeğinle. O enerjiyi nereden buluyorsun sahi?


2 yorum :

  1. Bu şekilde bir alışveriş hissi bana yılda 2 defa gelir, iki sezon sonundaki ucuzluk dönemlerinde :D Onun dışında valla bana üstüne para verseler götüremezler alışverişe ama market alışverişini seviyorum bak! Türkiye'ye ne zaman gelsem bir büyük markete gider yeni bisküvi atıştırma meyve suyu çeşitlerini, hangi mala ne kadar zam gelmiş (son 2 seferdir şok oluyorum kuruyemişte özellikle) falan ince ince incelerim, benim de takıntım bu..
    Geçen hafta 1 senelik aradan sonra yine (hamile tipi) yogaya başladım hakikaten çok dinçleştim ama nasıl bir pelvik kemik ağrısı çekiyorum anlatamam, hani alaturka tuvalete oturma hareketi var ya :D ne asanası bilemedim şimdi ama o yaktı beni, bir de genlerim doğulu olacak valla alman hatunların hepsi benden iyi becerdi o hareketi, heralde bacak uzunluğuyla da alakalı, benim toto ağır geliyor arkaya düşüveriyorum!

    YanıtlaSil
  2. Sen senede iki çıkıyormuşsun, ben gördüğün gibi kıyafetler üstümde paralanınca çıkıyorum. Ama bu gidişata bir dur demek gerek. Bir ara ne havalıydım, ne hoştum ben ya. Nasıl özenirdim görünüşüme. Gene öyle olmalı.
    Amanın pelvik kemik ağrısı beni korkuttu. Alman hatunları boşversene onlar senin kadar hamile değildir eminim.
    Bana yorum bıraktığında çok seviniyorum. Diyorum Ceren okumuş buraları :)

    YanıtlaSil