Salı, Temmuz 26, 2016

Son günler...

Sanırım hafta tatilini iki güne çıkarmak yaptığım en akıllıca işlerden biriydi. Gene ne parka ne havuza gidebildim ama gerçekten çeviri anlamında tazelendim. Bir de yogalarım daha güzel olsaydı tam olacaktı. Yeni yoga videoları güzel değildi. Bölük pörçük beş dakika ondan, on dakika bundan. Ama olsun. O riske girmeden güzel video bulamazsın. Bir de sabah aç karnına yapmak hoşuma gitmiyordu, kan şekerim en düşükken. Kahvaltıdan sonra da bir kere yaptım, mahvoldum. Şimdi bir ara çözüm buldum. Kalkar kalkmaz bir meyve atıyorum mideye. Hazmı kolay, mideyi şişirmiyor. Biraz şekeri düzenliyor, enerji veriyor. Gene kahvaltıya yer kalıyor. Gene de buna daha güzel bir çözüm arayışındayım. Omuzlarım hafif kaslandı mı ne?

Bol ev işi yaptım ama birikmişti. Şimdi ev yeni bir haftaya hazır. Gıcır gıcır oldu. Ufak tefek bazı yerler kaldı ama onlar halledilir.

Ben yeni bir çalışma haftasına hazırım. Serbest çalışınca böyle bir avantajın var: tatil zamanını kendin ayarlayabiliyorsun. Ve çalışmayla dinlenmeyi en güzel şekilde dengeleyebiliyorsun.

-----

Ertesi gün oldu. Çok süper çevirdim bugün var ya. Baştakileri de elden geçirebilsem, o zaman acayip birşey olacak bu kitap. Hem ev de gıcır gıcır. Ben de sabahtan yogamı yaptım. Duşumu filan aldım. Süper hissettim bütün gün. Böyle hani, plajda güneşin altında, böyle sıcaklanırsın, bir denize girip çıkayım dersin ya, hah işte o denize girip çıktıktan sonra nasıl böyle zımba gibi ve ferah çıkarsın ve yenilenmiş çıkarsın. Aynen öyle. Akşama doğru o his azalıyor biraz. Ama olsun.

Ara çözüm konusunda yeni fikirlerim var: meyvenin yanı sıra bir avuç fındık ya da ceviz atmayı düşünüyorum ağzıma.
----------

Bunu dün yazdım asıl ondan sonra oldu olanlar. Sanırsın Jüpiter birden benim burcuma geçti. Balkondaydım, ve biraz canım sıkkındı. Muhtemelen PMS, ama PMS deyip geçemiyorsun, canın sıkılıyorsa sıkılıyor gene, neyse canım sıkılıyordu yani geçmiş olaylara, yediğim kazıklara, maruz kaldığım haksızlıklara, sesimi çıkarmayıp gereksiz şeylere katlanmış olmaya filan. Mutlaka sana da olur. Sonra birden, nasıl oldu bilmiyorum, beslenmeme kattığım omega 3 ler mi, yoksa yoganın ruh halime dolaylı etkisi mi ne, birden bir farkındalık yaşadım. Anıl'ın deyimiyle "kafama tokmak gibi indi": içimden şöyle yapmalıydım, böyle demeliydim derken, küt diye kadraj bugüne geldi. Baktım: bugün böyle bir sorunum yok ki. Bunlar geçmişin sorunu. Bugün o canımı sıktığım insanların çoğu hayatımda bile değil, bir kısmını hayatımdan çıkardım, bir kısmını da hayat kendi çıkardı. Kadraj bugüne gelince biraz bakındım: benim aslında pek bir sorunum bile yok bugün. Geçmişte yemişim kazıkları. Tamam. Ama bugün? Bugünün derdi, çevirimi yetiştirmek, kilo vermek filan. Geçmişe gidip o olayı değiştirebilsem bile, bugüne hiçbir etkisi yok. Birden kafamda, eskiden olmayan bir sınır çizildi: bugünün sorunları dosyası açıldı sanki, kalan herşey arşive. Ve bir anda, hüüüüp diye onca dert buhar oldu uçtu. Sanki beynimden yüzlerce kilo yağa liposuction yaptılar.

O bitti, aklıma geldi, ben hafta başında loto oynamıştım diye. Cumartesi gününün loto sonucuna bakmamıştım. Bir bakayım dedim. En büyük ikramiye İzmir Karşıyaka'ya çıkmış. Pöf. Gene bana çıkmadı yani. Neyse belki 5 tutturmuşumdur. Böyle de iyimserim. Evet. Makineye oynatmıştım. Baktım. Her kolonda sadece birer tane bilmiş. Amaaaan. Hep olan şeyler. Anca bir tuttururum. Sonra iki kolon da kendim oynamıştım. Onlara da bir bakayım dedim. Aaa, makinenin oynadığını kendim de oynamışım bir tane, tutan numarayı. Aaa, onun yanındaki de tutuyor. Amanın onun yanındaki de! Ne oluyor ya? Rüya mı görüyorum ben? Onun yanındaki? Yok ben 6 oynamışım, 7 çıkmış. Ben 24 oynamışım 14 çıkmış. Yakın. Bir tane de tamamen ıska. Yani lotoda hafta başında yatırdığım parayı neredeyse geri almışım. Ki çoktandır olmuyordu. A, şu işe bak filan dedim. Sevindim para az bile olsa.

Yatmadan, bir el satranç oynamak istedim. Tam rekorumun sınırındayım. O oyunu alırsam 1321'in bir puan üstüne çıkacağım ilk kez. Veeeeee....13 hamlede mat. Yani neredeyse oyunun başında. İnanılır şey değil. Problemlerde 1430 puanlık problem çözebiliyorken bazen, maçlarda 1320'nin üstüne çıkamıyordum. Son oyunları da, üstünlük bendeyken, çok pis dikkatsizlik hatalarıyla kaybediyordum ki oradan belliydi artık seviyemin yükseldiği. Ama yine de sevinçliyim. Bugün gene oynadım ve 1325'e çıktım. Artık biraz tırmansın. Yeter. Şu 1400'ü görmek istiyorum. Ama problem çözmek çok geliştirdi oyunumu. Hele şu son galibiyet tamamen onun sonucu.

Evet o gece olaylar böyle gelişti.

Şimdi gene balkondayım.

Birkaç tane salon resmi çektim. Nikon'um çoktandır bozuk o yüzden telefonla ancak bu kadar olabiliyor. İlkinde rahat beyaz koltuk ve hemen arkasına yaptırdığım raf ve üzerindeki kitaplar duruyor. Oraya birkaç şair fotoğrafı eklemek istiyorum. Belki duvara değil de rafın üstüne koyarım. Bilemedim. Kitaplığın sağındaki boşluğa bir ayaklı lamba yapma projem var artan kafes telinden. Aslında çok da kısa bir proje neden erteliyorum bu kadar ben de bilmiyorum. Bir de koltuğun yanında dolmuş taşmış gazeteliğe doğru düzgün astar dikeceğim. Umarım 2017'e kalmaz.








Aslında yazacak bir dolu hevesim vardı. Kayboldu gitti sanki. Anlamadım. Bunu sayma blog. Gene geleceğim.

14 yorum :

  1. Ya siz böyle güzel şeyler yazdıkça içim nasıl açılıyor anlatamam.Aynı duygulara bende kapılıveriyorum,özellikle geçmişle ilgili yazdıklarınız :')

    Eviniz çooooooook güzelll böyle resmen gel burada:KİTAP OKU,BİR ŞEYLER YAZ,YOGA YAP yazıyor ^-*

    (Senli konuş demiştiniz ama ben nedense yapamıyorum tekrar döndüm sizli kısma çünkü sizi yakın bulmama rağmen bir yandan da gerçekten çok saygı duyuyorum ve bu içten geliyor :))

    YanıtlaSil
  2. Her şey çok güzel gerçekten, maşallah diyeyim:) salon ne kadar hoş ve huzurlu görünüyor, harika.. şair fotoğrafları yakışır evet:) bu arada satranç problemlerini nerede çözüyorsun?

    YanıtlaSil
  3. Merhaba Küçük Joe,
    Evden çalışmak harika olmalı.Yani bence:)) bende evde çalışabileceğim bir iş çok isterdim. Aslında benim konumumdaki biri için evde çalışmak uygun olmasada isterdim. Ah şu geçmiş.. bana bonusu kanser olarak geri döndü. Unutmak lazım ama nasıl? bir bilen çıkar elbet. Sevgiyle kal.

    YanıtlaSil
  4. Ben evden çalışamazdım, kesin kendime iş çıkarırdım. Sonra yapmam gereken işi ertelediğim için, yumurta kapıya dayanınca aklım başıma gelirdi. Tembelim napim?

    YanıtlaSil
  5. @Anıl: evimi beğenmene çok sevindim!!!! ben de çok severek oturuyorum. Bu hale getirene kadar epey uğraştım, epey de zaman geçti, ama sonunda güzel oldu. Hele o koltuğun arkasında yaptırdığım rafa aşığım diyebilirim :D :D :D Oraya kurulup müzik dinlemeyi, bilgisayarda gezinmeyi filan çok seviyorum. Bir de film izlemeyi ama onu çoktandır yapmıyorum.
    (Nasıl rahat edersen öyle söyleyebilirsin :))) )

    YanıtlaSil
  6. @ Eren: satranç problemlerini chess.com da çözüyorum. Orda sınırlı bir üyeliğim var. Günde 25 problem çözmeme izin veriyor. Çok memnunum.

    Şair portreleri!!!! Yes!!!!! Siyah beyaz.

    YanıtlaSil
  7. @ Sibel: evden çalışmak bazen güzel bazen de insan herkes gibi evden çıksın, ofise gitsin, gerçek insanlarla iki çift laf etsin istiyor gün içinde, ama genelde işyerlerindeki insanlarla anlaşamazdım o yüzden çok da idealize etmenin manası yok.
    Arşive kaldır herşeyi Sibel. Orada dursun. Sen bugüne gel.

    YanıtlaSil
  8. @ Küçük mucizelerim: ben de aynen senin gibiydim. İnanmazsın. Sıfır disiplin. Sonra ne oldu nasıl bu hale geldin dersen, binlerce, onbinlerce, motivasyon, proje, amaç belirleme, gerçekleştirme, verimlilik konulu makaleleri okudum ve ucundan ufak ufak uygulamaya çalıştım. Şimdi bambaşka bir insan oldum. Huy değil yani. Haberin olsun. Herşey strateji. Ama zaman ve emek harcayarak oluyor. Güzel oluyor ama. Hayat böyle çok daha güzel.

    YanıtlaSil
  9. @ Anne kaleminden: evime gelen insanlar genelde ilk olarak bu ev çok huzurlu der :) Fotoğraflara da yansımışsa demek. Huzur benim en çok önemsediğim şey çünkü. O yüzden seviniyorum :)

    YanıtlaSil
  10. Belki sabah için uyanır uyanmaz bol su içmek iyi gelebilir. Klasiktir Joe bilirsin, limonlu su.. Yarım limonu ilk bardağa bir güzel sıkıp içmek. Kesinlikle canlanmak için iyi bir ilaç. Arkasından bir de limonsuz su.. Koca iki bardak su.. ?

    YanıtlaSil
  11. Su içerim zaten. Lİmonlu değil ama, boş mideye pek içebileceğimi sanmıyorum, ama benim derdim kan şekeri yerlerdeyken spor yapıp en basit hareketlerde tir tir titrememek. Nefret ediyorum o halden. Sağlıklı olduğunu da sanmıyorum.

    YanıtlaSil
  12. Nasıl huzur dolu bir ev bu boyle..

    YanıtlaSil
  13. @ Gözde: huzurlu diyenler çoğaldı. :)))) Seviyorum çok evimi. Bu şekle sokana kadar çok uğraştım. Beni çok uğraştırıyor. Ama çok büyük keyifle oturuyorum. Salonda müzik dinlemek...Hafif bir caz. Bazen latin amerika müzikleri. Güzel oluyor.

    YanıtlaSil