Pazar, Haziran 19, 2016

Yeni oyuncaklarım.

Özledim seni be blog. Valla. Biraz seyrek yazıyorum şu sıralar farkındayım. Ama günlerim güzel geçiyor. İki gündür rutin dışına çıktım. Dün bir arkadaşımla adaya gittik, denize girdik. Daha doğrusu havuza. Deniz pisti. Ama denize karşı oturduk. Çok az insan vardı. O adanın sakinliğini, vapurdan inerken insanı karşılayan o tanıdık yosun kokusunu içime çektim. Adayı özleyebileceğim hiç aklıma gelmezdi. Ne güzel yermiş dedim kendime. İnsan burada uzun zaman geçirmek isteyebilir. Halbuki yıllarımı geçirmişim ve sıkıntıdan patlama noktasına gelmişim çoğu zaman.

Bir de biz nasıl eskiden saatlerce güneşin altına yatabiliyormuşuz? Bütün gün gölgedeydik havuza girdiğimiz zamanlar hariç, gene de yandım. Ben bu renge gelene kadar eskiden bir hafta güneşin altında kalırdım gene de zor renk alırdım. Muhabbet muhteşemdi, üstelik kıyının çok yakınında yunuslar gördük. Normalde denizde çok açılmam, o açıldığım kadar mesafede diyeyim ben sana. Başka zaman yüzdüğüm yerde iki yunus...İnsanın batıl inanca kapılıp uğura inanası geliyor.

Bugün sabahtan, yani saat daha 13:00 olmadan, sipariş çerçevelerimi gittim kargo şubesinden aldım. Planım oradan gidip listelediğim diğer alışverişlerimi almak öyle gelmekti. Ama üç tane çerçeveyi koymuşlar koca bir koliye, onunla ancak eve gidebilirim diye eve yollandım doğrudan. Geldiğimde kollarım kopmuştu. Neyse. Sonra dinlendim. Sonra gittim, posterlerimi bastırdım ozalitçide. Oradan boncukçuya gittim, bileklik yapmak için malzeme aldım. O da bitince kırtasiyeciye uğradım, posca kalem aldım. Daha tutkalla mısır nişastası da alacaktım ama yeter dedim. Önce şu projeleri yap, sonra  fimo projelerini yaparsın. Kalktım eve geldim. Saat daha üç bile değildi. Rafları yapacak ustayı aradım. Ses seda çıkmamıştı. Senin rafların malzemesi bende yok dedi. Bravo. Ve bunu bana ben seni arayınca söylüyorsun. Neyse halledicem ben onu bir şekilde. Herhalde koca memlekette istediğim ebatta raf bulurum.

Yeni oyuncaklarımı yoga örtümün üstüne yaydım: çerçeveler, film posterleri, kalemler taşlar, tespih, bileklik ve telefon kılıfı için malzemeler.



Önce çerçeveleri anlatayım. Henüz ambalajını açmadım. Kenarları beyaz olacak. Huş rengi istiyordum ama bulamadım. Posterleri iki boy bastırdım çünkü karar veremedim. Paspartulu koyarsam küçük, tüm çerçeveyi kaplayacak kadar koyarsam daha büyük poster bastırdım. Galiba tüm çerçeveyi kaplayacak şekilde koyacağım. Yarın duvara asarım.


Bileklik malzemesi ve telefon kılıfı için keçe, ahşap boncuklar tespih için: 


Bu da söz konusu tespihin yarım kalmış hali. Tespih ne alaka dersen, aslında adı japa mala. Ama bence bildiğin tespih. Meditasyon yapmak için, japa meditasyonu. Kendine bir amaç belirleyip, 108 kere tekrarlıyorsun, ve sadece o amacına odaklanıyorsun, o odaklanma sırasında sayıya takılmamak için tespihte her söylediğinde bir tane çekiyorsun. Böylece "imame"ye geldiğinde durman gerektiğini biliyorsun. Meditasyon bitiyor. Şart mı? Değil. Ama hoşuma gitti. Yaparım ki ben bunu dedim. Bence islam ve budizm bazı konularda çok benzeşiyor. Ne birine aitim ne öbürüne ama kime ne. İp kısa geldi, ve mavi boncukları da fazla küçük buldum. Hepsini ahşap yapacağım.



Posca kalemlerim ve adadan topladığım taşlar. Boyamak istiyorum, posca kalemin yoksa akrilik boyayla da boyanabiliyor, şöyle de güzel bir öğretici site var, pinterestte zibilyon tane örneği var, ama benim en çok beğendiklerimi merak ediyorsan panom şurada (tık):





Bunları dün gece yazdım sonra çok uykum geldi, yattım. Yazmak istediğim başka konular da vardı. 

Biri kilolarım. Tam çok güzel tıkır tıkır veriyordum kiloları (yani gramları), birden bir rehavet geldi. Sanki kendi kendilerine gidiyorlarmış gibi, sanki zaten bunlar gidici gibi yanlış bir inanca kapıldım ve gelsin yemeğin üstünden kahve ve tatlı. Aman bir lokma tatlısından ne olacak ki düşüncesi. Ne olacakmış söyleyeyim şimdi sana. Kilo olacak. Hele ki yaptığımın yanlış olduğunu idrak edip çark etmem tam dört gün sürdü. Verdiğim kiloların büyük kısmını geri aldım bu dört günde üst üste. Neyse bugün durakladı en azından. Yarın umarım inişe geçer tekrar.

Sonra podcast'ler. Kör istemiş bir göz allah vermiş iki göz misali, podcast cennetine düştüm. Bir kere Anıl çok haklıymış, Spotify'ın müzik yanında podcast seçeneği de var. Ama hemen gözükmüyor, ya da ben dikkat etmediğim için görmüyordum. Biraz kurcaladım ve şimdi artık podcast'lere ulaşabiliyorum. iTunes'un da var, ve bir de Stitcher diye bir uygulama indirdim. Orda da çok seçenek var. Bunların çoğu İngilizce. Bununla beraber, Stitcher'da İnternational kısmında Türkçe iki kategori var: haber siyaset ve kültür & lifestyle. Özellikle Muhabbet Teorisi çok ilgimi çekti. Astronomi ile ilgili bilimsel bir yayın ama sadece astronomi değil galiba, üç boyutlu yazıcılar filan da diyor mesela. Yoksa çok güzel bulduğum, yoga ve budizm üstüne yayınlar var İngilizce. Bir tane de girişimcilik üstüne nitelikli bir yayın bulmuştum Türkçe ama şimdi nerede bulduğumu hatırlamıyorum. Finans sektöründe çalışmış sonra kendi girişim şirketlerini kurmuş gençler yapıyordu yayını. Biraz plaza türkçesiyle konuşmaları rahatsız ediciydi ama ona takılmazsan fena değil. Benim ilk dinlediğim sabrı anlatan yoga/budizm yayınlarından biriydi. Meditasyon için de zibilyon çeşit yayın var. İşte cennet diyorum ya.

Çevirdiğim Louise'in not defteri sanırım yarın matbaaya gidiyor. Dün son düzeltmelerini yaptım. Sayfa düzenlemesini gördüm muhteşem olmuş. Orijinalinden hiç farkı yok. 13 yaş üstü için yazacağız kapağa. Bence kaliteli bir kitap olacak, ben çevirdim diye demiyorum bak, bir de metin çok eğlenceli ve güzel kurgulanmıştı zaten baştan. Yaptığı işi beğenmek, güzel şeymiş be blog. Bir de ben liseden beri grup çalışmasından zevk alan bir insanım. Bu da bir grup çalışması. Haydi girsin ve,  çıksın artık matbaadan, raflarda görmek istiyorum.

Şimdi gidip oyuncaklarımla oynayacağım bir süre. Sonra belki romanın başına otururum.



11 yorum :

  1. Öncelikle Spotify'ın işe yaramasına sevindim!Yeni oyuncaklarınız mükemmel gözüküyor son hallerini de atarsınız artık;özellikle şu çerçeveli tasarımı delicesine görmek istiyorum ^^ Çevirdiğiniz kitabı almak istiyorum zevkime uygun olmasa bile tanıdığım,okuduğum birinin işini görmek beni mutlu eder :) Onu da piyasa çıktığında haber eder misiniz nerelerde var falan diye :>

    Sevgiler...

    YanıtlaSil
  2. Valla süper yaradı Anıl'cım, sen söylemesen belki beş sene sonra farkederdim ben onu.

    Çerçeveleri sorma. Az kalsın kırılıyordu. Bir metreden düştü, çivi tutmamış. Şimdi birini hallettim ama bu sefer az yana çakmak durumunda kaldım. Hava da feci sıcak. Son çiviyi az kaydırmam lazım. Duvar bana, ben duvara bakıyorum. Bu çivi tutmuştu ne güzel ama iki parmak sağa kaydırmam gerek. Pöf.
    Çevirdiğim kitap ilgini çekiyorsa sana bir tane ben göndermek isterim. Teklif edecektim, ama kahramanı kız olduğu için çekindim, bir de sen Malala Yousoufzai okuyan bir gençsin, bizim kitap sana hafif kalabilir diye düşündüm. Gene de çok sürükleyici ve eğlenceli olduğunu düşünüyorum. İki saatte okur bitirirsin. Elime geçtiğinde seninle haberleşiriz. Ne de olsa senin de dolaylı yoldan katkın var çeviride: kızkardeşinin ponysi :)))

    YanıtlaSil
  3. Ahahaha doğru hatta kız kardeşime okuturum ben bitirdikten sonra çok daha mantıklı bir iş olur yeni söktü okumayı ^^ Teşekkür ederiz gönderemezseniz bile problem değil bulurum ben yine :3
    Görüşmek üzere xoxo

    YanıtlaSil
  4. Rica ederim, yalnız kızkardeşinin yaşına çok da uygun olmayabilir, orijinalinde 11 yaş üstü diyor biz onu bazı içerik ve genel konudan dolayı 13 yaş üstü dedik. Sen de okuduğunda fark edeceksin zaten.

    YanıtlaSil
  5. Bizde seni özledik.Adalar müthiş olmalı, gerçi sen fazla kalınca sıkılıyorsun herhalde bunu adalara sık giden insanların birkaçından duydum. Oysaki çocukluğumdan itibaren adalar bana hep cazip gelmiştir.Keşke adalardan birinde bir evim olsaydı diye çok imrenmişimdir. Adalarda yaşamayı çok isterdim.Tanıdığım birisi uzun süre kalınca sıkılıyor insan dedi.İnsan öyle güzel bir yerden sıkılırmı? hiç demiştim. Demek oluyormuş. Ama ben yinede yaşamak isterim.Belki şu anki konumum,yaşım,sağlık durumum da ağır basıyor bunu istememde.Birde kontrollerim yapıldı. Tahlillerim temiz son bir ilacım kaldı. 3 aylık kontrollere geçtim artık.Doktorum oldukça iyi olduğumu söyledi.Çok mutlu oldum.:)))) Şimdilik mutluyum anlayacağın. Sende sağlıkla ve mutlulukla kal.

    YanıtlaSil
  6. Sibeeeeeeeeeel !!!! Tüylerim diken diken oldu, çok sevindim bu güzel habere !!!!!! Oh. Şükürler olsun.

    Evet Cuma günü "burada yıllarımı geçirmek isterdim" gibi bir duyguya kapıldım, ömrümü orada geçirdğimi bir an için unutup. Ama benim sıkılmamım sebeplerinden biri oradan başka hiç bir yere gitmemiş, hiç bir yeri görmemiş olmamızdı. Bir çeşit mecburiyet hatta bir yerden sonra hapis gibi hissedebiliyor insan. Dışardan bakınca çok başka. Eğer adada kafa dengi arkadaşın varsa bütün işler değişiyor, o zaman keyifli bir yer olabilir belki, ama yine de beş seneden filan sonra insan başka yer görmek ister. Üstelik benim pek kafa dengi arkadaşım yoktu, ve kendimi çok soyutlanmış hissediyordum. Denize girmekten ve dondurma yemekten başka yapacak hiçbir etkinlik yok. Ve bir de dedikodusu yok mu...

    YanıtlaSil
  7. Sevineceğini biliyordum.Tedavim süresince takip ettim seni.Bana vermiş olduğun destek ve güzel duygular için çok teşekkür ederim.İyi ki seni ve yazdıklarını takip etmişim. Bana hep iyi geldin.Tekrar tekrar teşekkürler.

    YanıtlaSil
  8. Tebrik ederim, kim bilir ne büyük bir hazdır çevirdiğin kitabın okurla buluştuğunu görmek, harika, ayrıca bir sürü projelerin var, çok özendim:)) benimkilere iki haftada bir sıra geliyor neredeyse..:))

    YanıtlaSil
  9. ay bir de posca kalemlerini soracaktım, boya çeşidi olarak mı satılıyor yoksa bildiğimiz kalemlerin oraya mı bakayım, posca diye sorunca anlıyorlar mı?:))

    YanıtlaSil
  10. @ Eren: teşekkürler, elimde tutmak için sabırsızlanıyorum. Projeleri ben de çok sık yapamıyorum, vaktim olduğunda bir süre sonra tamamlanması gereken iş gibi oluyor, garip bir durum. O an yapılması gerek o da olmuyor her zaman. Posca'ları ben büyük bir kırtasiyecinin resim malzemeleri satan katında buldum, ama girişte tezgahtara sorduğumda, biliyordu ve beni de o yönlendirdi.

    YanıtlaSil