Çarşamba, Haziran 22, 2016

Yaz öğleden sonrası.

Önümde koca bir öğleden sonra ve akşam var. Ev işleri göreceli olarak tamam. Bugün koltuk kılıflarını değiştirdim. Yazlık beyazları geçirdim. Kırmızıyı parti parti yıkayıp kurutacağım. Büyük parça kuruyor şimdilik. Minderlerin kılıfı kaldı. Kahvaltı ederken budizm podcast'ı dinledim. Biraz boştu ama yine de değişiklik diye hoşuma gitti. Böyle sakin sakin, ruh huzurundan bahsedilmesi hoşuma gitti. Söylediklerinin önemli kısmına katılmasam da. Bence zamanla kafama en çok uyanını bulacağım. İşin komiğime giden tarafı, bu podcast'ı din bölümünde bulmam. Ben ve dini konuşma. Peh. Aynı bölümde ateizmle ilgili konuşma da vardı ama.

Yayıla yayıla kitap okuyabilirim şimdi. Satranç oynadım bir el. Yoga yaparım bir ara belki. Dün uzun zamandan sonra ilk defa olarak yaptım. Belimde biraz ağrı var. Onu iyileştirmek için doğaçlama hareketler yaptım önceden bildiklerimden. Hangisi iyi geliyor diye dikkat kesilerek.  İlk defa kendi kendime. Değişikti. Özgürlüklüydü.

Bak bu da bilekliğim, buna benzer kum boncuklarında filan da yapmak istiyorum:


Tespihimi tamamlarım. Taşlarımı boyadım azıcık.

Çerçevelerin de resmini koyayım merak edenlere:



Bir de şahane bir şey keşfettim. Evin salonuyla balkonu arasında geçen akşam 6-7 derece ısı farkı vardı. Salonda oturduğun yerde nefes alamazken, arka taraf serin serin esiyordu, camın iki kanadını açınca, üstelik de salona göre çok daha sessizdi. Gittim orada kitap okudum azıcık. Şule Gürbüz'ün Kambur'unu aldım elime, hem ince kitap, hem de merak ediyordum. Ama sarmadı. Israr edeceğim bitirmek için ama galiba bana göre değil. Ne olur gene eskisi gibi kitaplara vereyim kendimi. Elişi zevkini kaybetmek gibi bir şey bu kitap okuyamama. Ama olacak galiba. Şimdi bütün öğleden sonrayı kitap okuyarak geçiresim var. Yanımda kavunlu smoothie'mle.

Kilolara gelirsek, neyse ki iki gündür inişte grafik. Cuma günü üç hafta olacak. Gene de daha fazla fark etmesi gerekirdi. Ben her akşam abur cubur birşeyler yiyordum, çikolata alıyordum, hatta jelibon bile aldığım oluyordu. Tatlı yiyordum en basitinden. Çikolatalı puding ya da sütlaç. Ya meyveli maden suyu? Şimdi onun doğalını yapıyorum kendim. Sade maden suyunun içine meyve parçaları atıyorum. Biraz tat veriyor, yoğun değil ama bana yetiyor. Ne kadar çok pisboğazlıktan yiyormuşum. Açlıktan değil de sırf keyif için. En azından bu diyette bunu anladım. Eskiden böyle değildim ben hiç. Yemek saati dışında ağzıma hiçbir şey atmazdım. Yaz zamanı hariç.

Koşturmak. Bir varoluş biçimi olmuş bende. İşim yoğun değilken, acelem yokken bile koşturmak. Ne kadar gereksiz, ne sefil bir yaşama biçimi.

Günler kısalacak şimdi. Ağustos'a kadar pek hissetmeyiz de sonrası fena. Haydin ben kaçayım artık, öğleden sonra kaçmasın.


8 yorum :

  1. ''Koşturmak. Bir varoluş biçimi olmuş bende. İşim yoğun değilken, acelem yokken bile koşturmak. Ne kadar gereksiz, ne sefil bir yaşama biçimi.'' bunu kendi hayatıma kopyala yapıştır yapıyorum.

    Çok güzel olmuş çerçeveli tasarım oh merakım gitti hayal ettiğim gibi güzel olmuş belki ilerde ben de kendi evim olursa böyle bir şey yaparım,odamın duvarları baya dolu şuan!^^

    sevgiler xoxox

    YanıtlaSil
  2. Beni kitap okumaya şevklendiren en büyük motivasyon, elimdeki kitabın karakterinin çok okuyor olması :D

    Nedense, bu beni çok iştahlandırıyor.
    Fakat bunun için de elime kitap almam lazım tabi mühühereh.

    Benim de bu ara tatlı tatlı okuma günlerim. Azar azar ama keyifli.

    YanıtlaSil
  3. @ Anıl: beğenmene çok sevindim. Bir an korktum, tasarım filan deyince acaba başka bir şey mi bekliyor, hayal kırıklığına uğrayacak diyordum, hani daha sanatsal, daha kişiselleştirilmiş bir şey miydi acaba beklediğin diye :))

    Koşturmak, acele etmek, günümüz dünyasında farkında olmadan koşullandığımız bir davranış biçimi. Bu kalıbı kırmak gerek. En azından tatilde.

    YanıtlaSil
  4. @ Dukuju: anlıyorum ben onu, kahramanla özdeşleşmek istiyorsun, böyle onun gibi okumak, haldır haldır. Ben küçükken küçük ev vardı, Laura İngalls bir sınava hazırlanıyordu, okula giderken bile elinde kitap okuyarak yürüyordu, o zaman çok imrenmiştim ona, benim de öyle bir sınavım olsun istemiştim, ben de öyle çalışayım.

    Eee sen neler okuyorsun bakalım?

    YanıtlaSil
  5. Çerçeveler çok güzel olmuş:) taşlar da çok hoş, bileklik de, ne güzel böyle ürünlerin ortaya çıkması:) havalar gerçekten çok sıcak, aklımda yapacak bir sürü şey olmasına rağmen vaktim olduğunda genelde koltukta yatarak geçiriyorum:)))

    YanıtlaSil
  6. Ya Joe Yanıtla kısmına basınca, olmuyor senin blogda.

    Ben de normal yorum gibi cevap yazayım.

    Kış Günlüğü- Paul Auster.
    Bir de bi ebeveynlik kitabı (Winnicot diye bir herif)

    Elimde hep 2 kitap son yıllarda. Biri roman, diğeri de daha teknik bişi.
    Biraz o biraz şu.

    Ama dikkat ettim, son haftalarda gün içinde çok zaman çıkıyor okumaya. Telefonu almıyorum elime. O sayede..

    Kısacası gün içinde 20 şer, 10 ar dakikalarla, bi bakıyorum kitap bitmiş.

    O Küçük Ev'i de severdim kesin ben, izlesem.

    YanıtlaSil
  7. @ Eren: çok teşekkürler, beni de çok mutlu ediyor birşeyler üretebilmek, ortaya işe yarar birşeyler çıkarabilmek. Taşlarda ise hiçbir kriter yok. Burnumun dikine boyadım. Güzel olmuş çirkin olmuş, pek dert etmeden.

    YanıtlaSil
  8. @ Dukuju, bilyorum yanıtla düğmesi sorunlu.
    O Winnicott meşhurdur ha. Çok önemli adamdır. Haberin olsun.
    Bence de Küçük Ev'e bayılırdın, benim neslin kült dizisidir. İzlememiş olman çok tuhafıma gitti şimdi. :) Sanki onsuz bir çocukluk olamazmış gibi.

    YanıtlaSil