Perşembe, Mayıs 12, 2016

Oh happy days.

Son günlerin büyülü atmosferinden sıyrılıp normal hayata dönememek. Ruh gibi oradan oraya salınmak. Daha neler olacak kim bilir diye düşünmek. Hala da çok ilginç ve sürpriz gelişmelerin yolda olduğundan emin olmak. Diğer yandan, çevirilerin başına geçememek. Neyse ki hızlı gittim çeviride de bu kadar aksamayı programım kaldırabiliyor. Ve roman! Yazmaya devam etmem gerek onu. İki ay filan oldu. Tamam geçenlerde bir sayfa filan birşey yazdım ama. Yok yani. Bu kafayla romana konsantre olmama imkan yok. Haziran'da en geç bitecekti göya. Peh.

Dün akşam Kasparov'lu iki video daha izledim. Burada ve burada. Birincisi İngilizce ikincisi Fransızca. Çok şeyler söylemiş içinde. Üstüne düşünülesi çok sözler. Benim hepsinden anladığım şeylerden biri, belki daha önce söyledim, şimdi hatırlamıyorum ama, benim verdiğim duygusal tepkilerin, benim acemiliğimden kaynaklanmadığı. Oysa ben öyle sanıyordum. Satranç insanın duygularıyla da oynadığı bir oyun bütün teknik tarafının yanı sıra. Bir yerde rakibin kendine güvenini kırmaktan bahsediyor mesela. Oyun için gerekli olan kısmı elbet. Yani mücadele satranç tahtası üstünde ama aynı zamanda ruhsal. Karşı tarafa, ben bunu yenemem diye düşündürmek, belki de o seviyede, oyunun amaçlarından biri. Bir yerde birisi soruyor, "satranca başlamak için ideal yaş kaçtır". Cevap olarak Kasparov diyor ki "hangi amaçla başladığınıza göre değişir" diyor. "Dünya Şampiyonu olmak için mi, yoksa sadece iyi bir insan olmak için mi?" Ne güzel bir düşünce biçimi, değil mi? Şart değil yani illa dünya şampiyonu olmak. Satranç sırf daha iyi bir insan olmak için de oynanabilir. Dünya şampiyonu olmak içinse diyor sonra, birçok şampiyonun 4-5-6 yaşlarında başladığını görüyoruz, ama 12 yaşında başlayıp şampiyon olan da var diyor. Bilgisayar ve internet çağında öğrenme koşullarının da değiştiğini söylüyor. 1995'ten sonra. Bir de bütün ihtimalleri hesaplamak imkansız diyor o yüzden sezgilerinizle oynamak zorundasınız.

Sezgiler. Duygular. Mantığın ve hesapların bu kadar önde olduğu bir oyunda ön safları tutmaları beni şaşırtıyor.

Hava kapalı. Birazdan da kararacak. İştahımı aburcuburla tıkadım maalesef. Çok güzel günler gelecek. Biliyorum. Çok inanılmaz gelişmeler yaşanacak. Gör bak. Nereden geleceğini şu an hiç bilmiyorum. Her yerden gelebilir. Ama olacak. Unuttum söylemeyi, yayınevinden haber geldi bugün, çevirinin bir kısmını göndermiştim. Çok beğenmiş. Çok akıcı gidiyor demiş. Seviniyor insan haliyle. Sevinmez mi? Ne de olsa yazı sayılır ucundan. Ne de olsa çokça ilgi alanım.

Böyle işte blog. Güzel ve heyecanlı günler senin anlayacağın.





10 yorum :

  1. Sevgili Joe ben bugün biraz hasta gibiyim başım çok ağrıyor eve geldim. Gelir gelmezde kendimi yataga attım. Yarın gelip okuyacağım bu yazıyı.
    Sevgiler

    YanıtlaSil
  2. Geçmiş olsun Çıplak Yazar :) Ne zaman müsait olursan ve keyfin olursa beklerim.

    YanıtlaSil
  3. Merhaba, satrançı hep sevmişimdir şimdi 8 yaşındaki oğlum 2 yıldır satrançla ilgileniyor. Türkiye Şampiyonası da dahil olmak üzere bir çok turnuvaya katıldık birlikte. önerdiğiniz videoları da en kısa zamanda izleyeceğim. gerçekten psikolojik bir durum söz konusu maçtan önce. rakibe kendini kötü hissettirmek de bu işin bir parçası gibi.

    YanıtlaSil
  4. Hep böyle oh happy days günler olsun.Senin adına mutluyum sevgiyle kal.

    YanıtlaSil
  5. Sevgili Kucuk Joe,
    Bayıldım "hangi amaçla başladığınıza göre değişir" sorusuna.
    Ben teknik işlerin, severek yapıldığında insan ruhuna çok iyi geldiğine inanıyorum. En azından bendeki etkisi öyle. Örneğin ben matematikçiyim, her gün biraz matematik nasıl da iyi geliyor ruha.
    Çok sevgiler, fotoğraf da ayrı güzel. Çeviride kolaylıklar.

    YanıtlaSil
  6. @ anne kaleminden: rakibe kendini kötü hissettirmek derken, oyun sırasında ona yenilmeyeceğinizi hissettirmek, ve aynı şekilde ruhsal olarak ona yenilmemek. Bunu başarınca zaten oyunu kazanıyorsunuz bence ama söylemesi kolay elbet. Yapması başka bir iş.
    Minik şampiyona başarılar dilerim :)

    YanıtlaSil
  7. @ Sibel: çok teşekkür ederim!!!!!!!! Sevgiler.

    YanıtlaSil
  8. Geldim ve okudum. :)
    Romanı merak ettim açıkçası çıkarsa da alıcam yeminle ama dur ya da çıkınca sen bana postala rafımda yazarından imzalı bir roman olsun :)) Ben de hava atarım bakın lan bunu benim arkadaşım yazdı diye :) Nasıl bir egoysa artık bendeki de.
    Cidden bak söz ver bitince gönder bana. Parasını veririz kardeşim ala allaa :D

    Bi de senden ders almak isterdim satranç konusunda ben geliştirmek istiyorum ama bu internet videoları dersleri falan sıkıyor beni.
    Satranç bence usta işi bee boşuna demiyorlar kralların oyunu diye. Ne zaman satranç hakkında düşünsem aklıma hep 7. mühür filmi gelir. :) İzlemediysen izle.

    Ne bileyim satranç oynarken hep sonraki ve sonraki hamleyi düşünüyorsun ya. Ben bunu biraz da insanlarla iletişim de kullanmıyorum.

    Örneğin: Birine bir soru soruyorsun. Sonra sordugu soruya karşılık vereceği cevapların tümünü düşünüyorsun. Muhtemelen şu ya da şu cevabı verecek diye tahmin ediyorsun. Nitekim öyle de oluyor.

    Ve sonraki aşama eğer şu cevabı verirse ben de ona şu soruyu soracağım diye hazırlıklı oluyosun. Karşındaki farkında olmadan onu aslında çember içine alıyorsun.

    Sorular ve diğer sorular ağacın kolları gibi uzayıp gidiyor.
    Cidden anlayabilene çok şey katar satranç düşün bana bile kattıysa :)))

    Yorum biraz uzun oldu. artık kusuruma bakma. Aklımdan geçen neyse onu yazıyorum ben.

    Sağlıcakla kal küçük joe :)

    YanıtlaSil
  9. @ Melek: benim de çok hoşuma gitmişti o soru ilk duyduğumda. Kasparov zekası işte. Demek matematikçisiniz ve matematik ruhunuza iyi geliyor. İlk defa böyle bir şey duyuyorum. Demek ki çok içten seviyorsunuz matematiği. Çok merak ettim o duyguyu. Belki benim bir zaman evvel kitap okurken hissettiklerime yakın olmalı.
    Çok teşekkür ederim ancak fotoğraf bana ait değil. Altına kaynak belirtmem gerekirdi. Üşengençliğime gelmiş. Çok ayıp bir şey aslında. :S

    YanıtlaSil
  10. @ Çıplak Yazar: ooooh yorum değil mektup yazmışsın. Çok sevindim doğrusu.
    Roman çıkınca sana imzalayacağım onu söz.
    Satranç dersleri konusunda söz vermeyeceğim yalnız, çünkü öğretme kotamı fransızcayla doldurdum ben. Artık kimseye bir şey öğretesim yok, ayrıca o kadar bilgim de yok. Ama benim satrancım en çok taktik çözerken gelişti. Onu önerebilirim bak. Chess.com un tactic puzzle ya da trainer ını. Hiç sıkılmıyor insan ve senin seviyene otomatik olarak adapte oluyor bir kaç problemden sonra.
    Ben insanlarla iletişim kurarken daha çok insanları dinlemeye odaklanıyorum, satranç maçı benzetmesi bana orada pek uymuyor.
    Sevgiler.

    YanıtlaSil