Cuma, Mayıs 06, 2016

Muhteşem günler.

Anlatacaklarım çok. Fakat üçte birini bile anlatamayacağım, biliyorum. Çok konular çözdüm kendi kendime son 48 saatte. Büyük günlerin şafağında gibi hissediyorum kendimi. Keşke hepsini anlatabilsem. Keşke sana da aktarabilsem bu ateşin alevini.

Şöyle söyleyebilirim mesela. Sürekli bir arayışım vardı benim. Onu mu yapsam, bunu mu yapsam. Datça'da mı yaşasam. Çiftlikte mi yaşasam. Yok Istanbul fena değil. İşkadını mı olsam. Yazar mı olsam. Geçenlerde, nerde okudum hatırlamıyorum, gene bir kişisel gelişim şeysi olmalı. Kendine bir amaç seçme, bir yaşam biçimi seç diyordu. Bu farklı ve önemli bir bakış açısıydı ama ampuller nedense hemen yanmadı. Bugün düşündüm üstüne.

Düşündüm ve tüm bu alternatiflerin neden beni tatmin etmediğini sonunda anladım. Her biri pek istemediğim bir yaşam biçimine açılıyordu. İstemediğim o yaşam biçimleriydi. Şimdi bunu kısa yoldan anlatmayı deneyeceğim. Bildiğim tüm yaşam biçimlerini yazdım bir kağıda. Mesela hali vakti yerinde bol ya da kendine yetecek kadar paralı ve çalışmaya ihtiyacı olmayan bir kadın/ Çok meşgul sürekli zamanı kovalayan bir işkadını/ Bütün gününü masa başında geçiren bir yazar/ Ya da başkasının hesabına çalışan biri. Bunların hiçbiri bana uymuyordu.

Bunlar böyle gözümün önüne serilince bana en çok zevk veren iki şey belirdi:

-biri sorun çözmek,

- ikincisi insanlarla bağlantı ya da iletişim ve etkileşim halinde olmak.

Bunları yaparken sürekli zamanı kovalayan meşgul bir işkadını olmamak. Bütün iş şu ikisini şu anki yaşamıma entegre etmek, çünkü geri kalan herşeye zaten sahibim ya da kolayca sahip olabilirim. Beni en çok şaşırtan şeylerden biri de bu oldu. İdeal hayatıma bu kadar yakın olduğumu anlamak. Bir başka şey de bu blogun hayatımdaki gerçek önemini kavramak (bağlantı, etkileşim). Başka bir açıdan, istediğim an Datça'da bir ev tutabilirim. Burada verdiğim kiradan daha az parayla bahçeli bir evde oturabilirim orada. Ama mesele bahçeli evde oturmak değil. Yani bahçeli ev yapbozun bir parçasıymış ve büyük resimdeki yerini görmedikçe o yapbozun parçası oraya bir türlü uymuyormuş.

Şu an herşey bir sinema perdesi gibi net duruyor karşımda. Artık yolumu bulmak daha kolay olacak gibi. Ki aslında zaten yüzde seksen bulmuşum ben yolumu.

Dün Elon Musk'ın hayatına baktım kısaca. Artık kimse bana fikirlerin çok uçuk diyemez. Dedirtmem.   Adam işe arka bahçesinde amatör uzay roketi yaparak başlamış kendi parasıyla ve kitaplardan öğrendikleriyle. Dört sene sonra başarmış, ama şöyle: fırlattığı roket havada patlamış. Ben olsam kendime demediğimi bırakmam, ama o, roket infilak ettikten dört ay sonra NASA ile sözleşme imzalamış. NASA ile sözleşme diyorum sana. Rüyamda bile göremem. Hem de roketi infilak etmişken. Bir de etmese ne yapacaktı.  Devamı var, içinde NASA nın dört uydusunun bulunduğu 3. roketi de patlat sen (arada bir tane patlamış roket daha var, sanki adam uçurtma yapıyor) ve NASA sana güvenip o patlamadan dört ay sonra 1.6 Milyar dolarlık yeni bir sözleşme yapsın. Ve amaç Mars'a adam göndermek. Ha, fizik okumuş yalnız. Ekonomi'yle beraber. Ve bu adam benden tam 30 gün küçük. Yaşıtım yani. Uçuk dedirtmem bu saatten sonra hiçbir fikrime. Asla. Sen de dedirtme.

Dün bir de Susan Polgar'ın National Geographic yapımı belgeselini izledim. Çıplak Yazar bağlantısını vermişti bir önceki yazımın yorumunda. Çok beğendim. Çok teşekkürler Çıplak Yazar. Sen söylemesen Susan Polgar'ın belgeseli olduğunu bilemezdim. Kadının ve babasının en büyük tezi dehanın doğuştan gelen bir özellik olmadığı. Yeterince çalışırsan ve bir konuya odaklanırsan her konuda büyük başarı elde edebilirsin diyor.

Şu Elon Musk ve Susan Polgar'ın gazıyla geldim bugüne ve yukarıda yazdıklarıma. Düşün halimi.

Dün gece, bir de, daha erken yatma programı dahilinde, yatmadan önce kitap okudum ben. Çok mutluyum o yüzden. Bundan sonra gece yatmadan bu programı yinelemek istiyorum. Yeni ve şahane bir yazarla tanıştım böylece. Murat Menteş. Muhteşem yazıyor. Dublörün Dilemma'sını okuyorum şimdi.

Bugün de sözleşmem geldi yayınevinden. Yarından itibaren kitabın başına oturacağım çeviri için. Çok mutluyum o yüzden. Yani birçok açıdan. Hayatım değişiyor. Ve zaten güzelmiş.

Anlatamayacağım sanmıştım ama en azından değinebildim.

Evet şimdi bilgisayarı kapatma saati. Kitabımı alacağım elime. Yavaşlayacağım. Yarını planlayacağım biraz. İyi geceler dünya.





12 yorum :

  1. Çok ama çok sevindim sizin adınıza :) Güzel günler hep yanibasinizda olsun ;)

    YanıtlaSil
  2. Her şeyden biraz anlayıp hiç birini tam yapamama durumu vardır ya benim durumum da bundan ibaret aslında. Yazını okurken de bunları hissettim. Yani aslında ben de arayışlar içindeyim çoğu zaman. Ama biliyor musun insanı içten içe öyle bir kemiriyorki bu duygu anlatamam.

    Çeviri yaptığını da bilmiyordum. On parmağında on mağrifet maşallah :)

    İyi geceler küçük Joe.

    YanıtlaSil
  3. @ Feta teşekkürler güzel dileklerinize. Bana dilediğiniz tüm güzellikler misliyle sizin de hayatınıza yansısın.

    YanıtlaSil
  4. @ Çıplak yazar. Bilmez miyim. Elini neye atsan hep bir eksik kalıyor. Herşeyden anlarım biraz dediğin gibi. Ama artık bir şeylerde karar kılmak gerek. Onu yapabildiğimde çok başarılı olabiliyorum. Geçmişte örneklerim var. Gene olsun istiyorum ama bügünün bilgisiyle, tecrübesiyle.

    YanıtlaSil
  5. Gece kitap okunur. :) Keyif... :)

    Neyse ben de beklerim, sevgiler... :)

    YanıtlaSil
  6. Geceleri senin yazılarını okumak iyi gelmeye başladı joe. Bak saat henüz 20:58 fakat ben şimdiden bugün bir şey yazar mı diye bekliyorum.

    Daha önce hiç bu kadar sıcak gelmemişti bir blog bana. Ne bileyim kendimden bir şeyler buldum yazdıklarında.

    Bekliyorum ona göre :)

    YanıtlaSil
  7. @ kafa dergi: evet belli bir saatten sonra ekranları kapatıp, kağıdın o büyülü yüzeyine teslim olmak. sessizlikte ya da hafif bir müzikle. Bir bardak sıcak içecekle. Kendinle başbaşa. Hikaye dünyasının bir kapısını aralamak.

    YanıtlaSil
  8. @ çıplak yazar: çok teşekkür ederim :) böyle yorumlar beni çok mutlu ediyor. Bugün yazmayacağım galiba. Ama yarın kesin yazarım :)

    YanıtlaSil
  9. Enerjiniz booool olsun!Ben de hep şeyi merak etmişimdir mesela böyle minik adımlarla yüksek yerlerle gelen insanlar hiç kendinden önce bunu başarmış kişileri ,örnek almışsa, ismini zikretmiş midir o.O Hep bu tip kişilerin hayatını merak ettiğim için okudum ama hiç rastlamadım belki de ben bilmiyorum. Çok başarılı bir insan olsam bir yere çıktığımda yapacağım ilk konuşma örnek aldığım insanlar üzerinden olur hatta saatlerce konuşur teşekkür ederdim :D

    Sevgileeer ^^

    YanıtlaSil
  10. Ben de erken yatacaktım ama, blogu okumaktan uyuyamıyorum! Enfes yazılar, iyi ki keşfetmişim :)

    YanıtlaSil
  11. Anııııl! Teşekkür ederim. Seninki de bol olsun.

    Etmiştir sanki. Şimdi aklımda net bir örnek yok ama kesin çıkar ilerde karşına.

    Örnek almayı çok önemserim. İnsanı bir anda sekiz kat yukarı taşır bence. Bir konuda başarılı olmak için bir yol haritası, bir eylem planı yapılacak olsa, ilk iş kendime doğru örnekler bulmaktan başlarım.

    YanıtlaSil
  12. @ 10 songs: dün gece bilgisayarı kapattım, hazırlandım yattım, sonra uyumadan önce son bir telefonu elime aldım, ve senin yorumunu gördüm. Nasıl hoş oldu içim anlatamam. Çok teşekkürler yorum bıraktığın için.

    YanıtlaSil