Salı, Mayıs 17, 2016

Havalı hayat - muhteşem hayat.

İşte günün sakin saatlerindeyim gene. Çeviriye ara verdim. Yemek yedim. Dünden kalma sebzeli tavuk ve bulgur pilavını ısıttım. O sebzeli tavuğun da tarifini yazayım bir gün. Aslında çok özel bir tarif değil ama güzel oluyor yine de. Kuru kuru tavuğu tavada ızgara yapıp yemektense.

Blog yazacağım diye müziğimi koydum. Ben ne ara caz müziğini bu kadar arar oldum? Bu eve çok yakışıyor. Lyon'daki öğrenci evim olsa...ııh. Loş ışık bile olsa, gene olmaz. Orada sorun evin konforu değildi ama. Daha temel bir sorundu. Benim göçebe statümdü. O toprak senin değil. Üstüne basarken bile tereddüttesin. Ben öyleydim.

Çeviri. Günün büyük kısmını kaplıyor. Şu sıralar biraz yavaşlamış gibiyim. Geçen gün bir buçuk saatte çevirdiğimi bugün tüm gün yapamadım. Ama gene de çok keyifli. Hiç bitmesin istiyorum. Bir de şu maden suyuna dadandım. Vişnelisinden altı şişe aldım mesela. Ara verince onu dolaptan alıp bardağa koyuyorum. Üstüne buz. Neden bilmiyorum, bana başka türlü bir keyif veriyor. Böyle sanki çok havalı bir hayatım varmış gibi. Maden suyu. Evet. Bak bir de beyaz tekli koltuğu balkona taşıdım. Balkon dediğime bakma. Kapalı. Yarısını çamaşır makinesi işgal ediyor. Ama koltuğu da yanına sığdırabildim. Geçen gün hava güneşliyken kuruldum oraya. O kadar hoşuma gitti ki. Kitabını, içeceğini al, ayaklarını da camdan çıkar, birkaç saat geçirirsin keyifle. Sanki tatildeymiş gibi. Bir de yandan hafif bir müzik aç.


Herşey yolunda gidiyor. Büyük bir sorunum yok, çok şükür. Sadece keşke kendimi daha önce tanısaydım, ne istediğimi daha önce bilebilseydim diyorum. Mesela yirmi yirmi beş sene önce. Keşke o zaman biri bana deseydi, "kendine meslek arama, yaşam biçimi ara" deseydi. Bu cümle dengemi bulmamda anahtar cümle oldu. Hala daha bulmuş değilim tastamam ama bazı şıkları çok net eledi, o da bir çeşit ağırlık merkezi oluşturdu. Çok değil, daha bir buçuk sene önce Datça diyordum örneğin. Belki orada da olurdu ama arayışım devam edecekti. Oysa ben orayı bir varış noktası gibi düşünmüştüm. Olmuyor işte. Yaşamadan öğrenilmiyor.

Hani yatmadan kendime, bugün muhteşem bir gün olsun diyordum ya ben. Genişlettim ben onu. Şöyle. Bundan sonra hayatım muhteşem olsun dedim geçen gece. Neden olmasın ki? Olumlu beklentileri beslemek gerek. Olumsuzlara kafa tutmak. Biraz da çaba. Akıllıca atılmış hesaplı adımlar. O zaman muhteşem bir hayat yaşama ihtimalini arttırmış olmaz mıyız? Ne diyor Kasparov? Sen yapmazsan kim yapacak?

Haydi ben az daha çeviri yapayım şimdi. İyi geceler Dünya.


14 yorum :

  1. ne güzel bir yazı (:

    hmm meslek değil yaşam biçimi aramak?

    26 yaşındayım. sizin yazılarınız daha çok düşünmemi ve bu düşünceler içinde yeni kapıları aralamamı sağlıyor.

    ben de çalışıyorum ama istediğim şeyin bu olmadığını biliyorum. ama ne istediğimi bilmiyorum. bunun için var mı bir tavsiyeniz?

    çokça sevgiler.

    YanıtlaSil
  2. Yeni kapılar aralamaya aracı oluyorsam ne mutlu bana.
    "Ne istediğimi bilmiyorum" bunun için keşke sihirli bir formülüm olsaydı. Kelin merhemi olsa derler ya. Başıma sürerdim. Şuraya sığacak kadarı yok. Aslında bütün blogda bunu arıyor gibiyim, ve yavaş yavaş dişe dokunur birşeyler ortaya çıktı ama formül? Yok. Sadece şu, mevcut işinizi bırakmadan, hayal kurun. Neyi başarmak isterdiniz, herşey mümkün olsaydı? Kendinizi mutlu hissettiğiniz zamanlar, ne yapıyor oluyorsunuz, neredesiniz, kimlerle, neyi başarıyorsunuz? Kimlere hayransınız? Kimlere imrenirsiniz? Ünlü ya da ünlü olmayan, yaşayan ya da yaşamayan. Önemli olan doğru soruları bulup onları sormak. Benim bulduklarımın bir kısmı bunlar. Sakın aramaktan vazgeçmeyin. Benden de sevgiler.

    YanıtlaSil
  3. Bende bir tuhaflık var sanırım herkes çay kahve soda maden suyu falan içer ben ayran içince mutlu oluyorum. Hani şu markette satılan 1 lt lik tam yaglı hazır ayranlar var ya iki üç dikişte bitiriyorum. Hava da sıcak olunca ohhh buz gibi.

    Olumsuz düşünceleri de kafadan atmak dediğin gibi en iyisi. Yani düşün düşün bi bok olduğu yok yine aynı yine aynı. Düşünme yaa diyorum kendi kendime ya da iyi düşün iyi olsun derler ya. İyi tarafından bakmak lazım işte.

    Çeviri yaparken de lütfen shitt kısımlarını lanet olsun diye çevirme :) sevgiler küçük joe. kendine dikkat et.

    YanıtlaSil
  4. Çok güldüm sana Çıplak Yazar, ben fransızcadan çeviriyorum shit demiyor onlar :D Lanet olsun çok fena dublaj kokar katılıyorum. :)

    YanıtlaSil
  5. püt pütağn gibi bişey öğrenmiştim bizim fransız çocuklardan. Huyum kurusun önce hep küfür öğrenirim ben :D

    YanıtlaSil
  6. ahahaha herkes öyle ki. herkes ilk küfür öğrenir. Macarca küfür bilirim ben örneğin :D Ama yazmayın artık buraya küfür müfür ayıp oluyor, iki post arka arkaya böyle.

    YanıtlaSil
  7. Gecen haftasonu anne-baba evine gidip orada sakladigim kitaplarimi soyle bir ozlemle karistirdim. Sonra Murathan Mungan'in Yuksek Topuklar kitabini cikarip kabaca sayfalarina baktim, hayatin daha cokca basindayken 15 sene once falan altini cizdiklerime bakarken farkettim ki, sizi ben kitabin baskahramani Nermin'e benzetiyorum (tabii blogunuzdan okudugum kadariyla). Nermin'i 15 sene sonra bile hala sevdigime karar verdim:) Size de soylemek istedim, okumadiysaniz ve denk gelirseniz belki okursunuz diye...
    Aslihan

    YanıtlaSil
  8. @ Kontes: Yüksek Topukları okumadım ve fena halde merak ettim Nermin'i. Bakalım ben de benzerlik bulacak mıyım. :) çok teşekkürler.

    YanıtlaSil
  9. O maden sularına ben de bayılıyorum verdiği havalı olma hissini bilirim ^^

    YanıtlaSil
  10. Sana da mı öyle havalı etkisi yapıyor? Ben de kendimi garip buluyordum. Halbuki maden suyu yani. Suyun bir gram değişiği. Neyin havası çözemedim ben. :)

    YanıtlaSil
  11. kolay gelsiiin. ben de çevirmenim yaaa. heeey başka çevirmenler de var aramızdaaaa oleeey aklıma gelince tanıştırırııım :)

    YanıtlaSil
  12. ayyy ilgi alanlarımız da acaip benziyo yaaa senin profildeki. ben de satranç oynuyom antrenörlük de yapıyom hakemlik de yaaa oleeey. gelişim, psikoloji, edebiyat filan ayyy çok sevindim sen bi deee tarifler veriyon ben arada işteee :)

    YanıtlaSil
  13. ya iyi ki bloguma gelip yorum yapmışın ben de seni keşfetmiş oldum çook mutlu oldum ki yaaaa görüşürüüüz :)

    YanıtlaSil
  14. heey baksanaaa, blogumda sondan bir önceki yazımda, otuz yaş adlı yazım yani, bi mütercim tercümanlık öğrencisi arkadaşla sohbet ettik ya ilgini çeker belkiiii :)

    YanıtlaSil