Pazartesi, Mayıs 02, 2016

En güzel yaşım.

Tam yazma havasındayım blog. Gecenin geç bir saati. Müziğimi açtım. Loş ışıklarımı. Günüm verimli geçmiş sayılır. Memnunum. Buzdolabını çokça temizledim. Posta kutumu da. Bütçe hesaplarımı yaptım. Hayaller kurdum. Biraz daha param olsa şunu alırım. Belki şöyle bir yazlık filan tutarım. Mesela yaz akşamında bahçesinde oturup, kafamı kaldırıp yıldızları seyredebileceğim. Galiba en güzel yaşımdayım. Hayatın kullanma kılavuzunu yarı yarıya çözmüş gibiyim. Kendimi de.

Günlük etkinliklerde şöyle bir öncelik sırası kurdum: birinci sırada yemek, ikinci sırada temizlik, üçüncü sırada kalan diğer şeyler. Yemek derken, yemeği garantiye alan şeyler. Mesela mutfak alışverişi. İlk ikisi sıraya girince iyi oluyor.

Diğer ev işlerini de haftaya yaydım. Perşembe günü ev epey sıraya girmiş olacak. Program sarksa bile en geç Pazar gününe biter işler.

Perşembe akşamı konsere gitmek iyi geldi ruhuma. Cuma akşamı da başka bir sosyal etkinliğim var. Yarın yogamı da yaparım. Oh. Benden iyisi yok. Hem de dolabımda ne var biliyor musun? Nane şurubu. İlk naneli limonatamı yaptım bile. Her buzdolabında mutlaka bulunması lazım bence.

Bu arada burada hiç bahsetmediğim bir şey var. Benim asıl yabancı dilim Fransızca. İngilizceyi de Fransızlardan öğrendim. Liseyi bitirdiğimde İngilizcem pek şahane değildi. Üniversite'de biraz daha okuduk. Ama Türkiye'ye döndüğümde CNN'den filan hiçbir haber takip edemiyordum. İnternet sayesinde mecburen İngilizce makaleler okumak zorunda kaldım. Çünkü en güzel kaynaklar o dildeydi. Şu an artık İngilizceyi çok rahat okuyorum. Ama filmleri dizileri Türkçe altyazıyla izleyebiliyordum. Son beş-on filmi İngilizce altyazıyla izledim. İzleyebildim. Birkaç bir şey kaçırsam da, oluyor sanki. Şu an tekerleklerden biri çıkarılmış bisiklet sürüyor hissiyatındayım. CNN dinlemem lazım bak. TRT world'ü, NHK world ü filan rahat anlıyorum. Şarkılarda fark ediyorum bir de. Eskiden beri bildiğim şarkıların bazı sözleri sanki kilit dönmüş gibi açılıyor kulağıma. Çok hoş.

Film demişken. Contact'tı dün geceki filmim. 1997 yapımı. İzlememiştim. Carl Sagan'ın kitabından uyarlamışlar. Hollywood kokuyor buram buram ama gene de fena değil. Jodie Foster oynamış başrolde. Ama bazı bazı çok kötü oynamış bence. Bir de Jodie Foster hangi filmde oyarsa oynasın bir sertlik var kadında. Rahatsız edici. Böyle sürekli bir öfke, bir atar var kadının ifadesinde. Sanki küt diye dişlerine yumruğu yapıştıracak birazdan gibi. Sadece çocuklarla olan sahnede yok mesela o ifade. Güzel film ama. İzlenebilir. Hoş vakit geçirmelik. En sevdiğim fakat katılmadığım sözü: "Bu evrende tek canlı bizlersek, ne büyük bir yer ısrafı."


Bu arada kendime izlenecek güzel bir film ararken, Pulp Fiction da karşıma çıkanlar arasındaydı. Hiç çekmedi o film beni. Aşırı şiddet içeriğinden hep rahatsızlık duydum fakat söyleyeceğim o değil. Pulp Fiction'ın üstünden yirmi seneden fazla geçmiş!!! Yuh değil mi sence? Daha dünün filmi sanki. Fight Club da mı öyle yoksa? Oyh. Yok onun daha yirmi senesi dolmamış. 

Bu gece, kafamı yastığa koyduğumda, en güzelini hayal edeceğim yine. Şu an beni en çok ne mutlu ederdi. Herşey ama herşey mümkün olsaydı...

13 yorum :

  1. NHK World için kalpleerrr!

    YanıtlaSil
  2. Küçük Joe,
    Bence de en güzel yaşlar. Aslında sağlık olduktan sonra bütün yaşlar güzel.Ben şimdi hastayım ya böyle söylüyorum. Ama yok ya iyleştim sayılır. Yinede söylemeden geçmeyeceğim rahat ve kaliteli yaşamak istiyorsak sağlığa mutlaka dikkat etmek gerek.Bende kırklı yaşlardayım. Artık rahat edeceğim dönem geldi derken ama olsun şimdi iyiyim. Demem o ki hayatı iyi yaşamak lazım. Hep mutlu ve memnun kal. sevgiler (Yıldızlara bakmayı bende çok severim.)

    YanıtlaSil
  3. merabaaaa. çok tatlı anlatmışsın. makbule abalı da gördüm de geldim. film izliceğin zaman söle bana sölerim iyi filmleri. şu naneli şurup formülünü yazsana yaa. bi de annatsana şu fransızca ingilizce, fransadan mı geldin. yaaa. benim de iki dilim bunlar yaaa. görüşürüz ki yineeee :) yazını okurken çok sırıttım bi dee. :)

    YanıtlaSil
  4. @Jardzy: yaşasın! tek ben seviyorum sanıyordum. Şu Japonlar ne kaliteli adamlar ya.

    YanıtlaSil
  5. @ Sibel: nasıl nasıl nasıl? İyileştim mi dedin? YAŞASIN! Hatta yeğenimin ağzıyla YATATIN PİTSA! (t ler peltek okunacak) Seninle aynı yaşlarda olduğumuzu tahmin etmiştim biraz.
    Evet iyi yaşayalım. Mutlu yaşayalım. Sağlıklı yaşayalım.

    YanıtlaSil
  6. @ deeptone: vaaaaaay sen yoksa şu eski deeptone musun? Yeşil Erik zamanından? 2005'lerden beri filan. Naneli şurubun tarifi yanda mevcut. Web sürümünde sağdaki çerçevede Küçük Joe'nun mutfağı bölümünde. Fransızca İngilizce hikayesi de hakkımda sekmesinde mevcut efendim :))))
    Bekliyorum film önerilerini. Merakla.

    YanıtlaSil
  7. yeşil erik zamanı ne ama hatırlamadım kii. :) eski deep tone kim amaa sölesenee :) blog olarak mı. daha yenilerdenim ben yaaa. 2011 de başladım. o kimmiş ki ama söleseneee :)şurup taam :) sen eski blogçu musun kii :) hakkımda. tamam. filmler. blogumda çok film var amaaa. sen izlemek isteyince söle ben ona göre seçerim ki sanaa :)

    YanıtlaSil
  8. aaaa YeşilErik'in blogunda senin sandığım bloga link var sanıyordum, gittim baktım ki yok. Aklımda yanlış kalmış demek ki.

    İzlemek istiyorum. Hemen. Bütün hafta her gece bir film izlemek istiyorum ama güzel olsun.

    YanıtlaSil
  9. 1. the fall (düşüş) tarsem singh
    2. kuzey kutbu aşıkları
    3. moonrise kingdom
    4. cennetin çocukları
    5. sonbahar (özcan alper)
    6. ulisin bakışı (angelopulos)
    7. cennet sineması (tornatore)

    beğenmezsen sölerim başka filmler deee :)

    YanıtlaSil
  10. Çok teşekkürler. ;) Her güne bir film yazmışsın. Varsa burdan bir isteğin söyle yeter.

    YanıtlaSil
  11. izlersen düşünceni söyle yeter kiiiiii :)))

    YanıtlaSil
  12. Senin evin dağılıyormu yaa? :) Evi Toplamak , yemek planı vs çok planlısın.

    YanıtlaSil
  13. @Levent: dağılmaz mı hem de ne fena dağılıyor. Plansız programsız altından kalkamıyorum normal insanlar gibi :)

    YanıtlaSil