Cumartesi, Mayıs 28, 2016

Bitti.

Yemek masasına konuşlandım bu gece. Salonda sakin bir müzik çalıyor. Çeviri bitimi için geri sayıma başladım. Son beş sayfa. Yarın metni bitiririm. Sıra düzeltmelere gelir. O yüzden buraya geldim. Artık bitti gibi birşey. Çeviri boyunca hobi odasını çalışma odasına çevirmiştim. Odaklanmak için daha iyiydi. Ama bu akşam salona terfi ettim, son sayfalar şerefine. Son beş. Zorlasam iki sayfa daha çeviririm bu gece ama gerek yok.

*******

Bunu Perşembe akşamı yazdım. Sonra kim bilir gidip neler yaptım. Bu sabah bitirdiğim bölümü gözden geçirdim ve yolladım yayıncıma. Dün akşam son sayfalar bitmişti. Bitti yani kitap. Yayıncım bazı yerleri işaretledi ben ona gönderdikçe. Şimdi onlara bakacağız ama maksimum iki saatlik iş.

Dışarı çıkıp yemeklik alışveriş yaptım. Ve kitabın sonunu kutlamak için baklava aldım. Tartıdaki son üç haftada çöreklenmiş artı iki kiloya aldırmadan. Kırk yılın başında yediğin baklavadan ne çıkar. En son ne zaman yediğimi hatırlamıyorum bile. Nitekim, öncesinde dengeli bir yemek yediğim için vücut o baklavaları "affetmiş" ve artı iki kilo düşmüş artı bire. Hiç yoga yapamadım. Bir de ara sıra hazır yemek söyledim. Artık yoga yapabilirim. Artık kitap da okuyabilirim. Satranç da oynayabilirim.   Bir tane romantik komedi bulayım akşama. Yakışır.

Şimdi bir sürü boş zamanım var. Çalışmanın bu tarafını çok seviyorum. Zamanın daha kıymetleniyor. Aslında çalışmakla olan ilişkim bile evrim geçiriyor şu son zamanlarda. Kendimi daha iyi anladığımdan ve tanıdığımdan beri.

Oh. Şu anı çok beklemiştim doğrusu.

Şimdi bir süre yeni çeviri almam. Yani en az iki hafta. Sonra da bakarız.

********

Ben bu blog yazma işini işten saymıyorum ya. Önemsemiyorum demiyorum ama. Önemli çünkü yapmayım desem acı çekerim. Duramam. Sadece iş gibi değil. Nefes almak gibi daha çok. Ya da su içmek. Neyse. Geçen facebook'a edebiyat festivalinin fotoğraflarını koymuştum. Bir baktım. Like'layanların çok büyük çoğunluğu, neredeyse tamamı yazı aracılığıyla tanıştığım insanlar. O kadar çoktular ki. Ya blogdan tanıştığım arkadaş olduğum, ya yazı kursundan tanıştığım arkadaş olduğum, biri gazetede çalışırken tanıştığım, o da yazı sayılır, ya eski okul arkadaşlarım ama öykümü göndermişim, biliyorlar yazıyla ilişkimi, ya da kendi kitap yazmış bu sayede yakınlaşmışız.

Yazı kadar yalnızlıktan ortaya çıkmış bir etkinliğin bu kadar insanla tanışmama ya da yakınlaşmama vesile olması ne tuhaf bir çelişki. Hem de listemdeki o kişiler geri kalanlarına göre beni daha yakından tanıyor.

*********
Akşam oldu. Bu yazı içime sinmedi. Ama göndermek istiyorum yine de.

İyi akşamlar Dünya.




12 yorum :

  1. Hadi gözün aydın diyeyim o zaman. Baklavaları da hak etmişin yani :)
    Roman noldu ya valla bekliyorum bak. Unutturmaya çalışma hiç.

    YanıtlaSil
  2. Mayıs sonu ne bereketliymiş. Benim de doktora bitti:) Kitabı merakla bekliyoruz.

    YanıtlaSil
  3. baklavadan kaldıysa bir dilimin üstüne bi topçuk da dondurma koysana, benden... :)

    YanıtlaSil
  4. Merhaba Küçük Joe,
    Ne güzel bildiğin bir işi başarıyla tamamlamak.Çeviri işini hep merak etmişimdir. Ciddi bir iş olduğu kesin. Kimisi sıkılarak yapar, kimisi zevkle sanırım konuya göre de değişiyor.Ama sonuç da seninki de güzel bir şekilde bitti. Hadi hayırlısı darısı yeni işlerin başına. Evde çalışmak güzel bence. Sakın blog yazmama işine girme çok özlerim seni. Hakikaten insanlar yazarken daha mı sosyal? sanal alemde değilde gerçek hayatta insanlar bu kadar içten olabilirmi? Keşke olsalar. Sevgiyle kal.

    YanıtlaSil
  5. Harikasınız, tebrikler!:) valla motivasyonunuza hayranım, malesef uzun zamandır motivasyon sorunu yaşıyorum... :)

    YanıtlaSil
  6. @ Çıplak yazar: Haketmiştim değil mi? Hıh. Bence de.
    Roman mı dedin ? Hmmffffff, yok ya, yazıcam ben onu.

    YanıtlaSil
  7. @Kalem Nasırı: Doktora mı? Vay! Tebrikler!!!!!!! Hangi dalda?

    YanıtlaSil
  8. @ Saçaklı: valla baklava bitti. Kırıntısı dahi kalmadı. Ama dondurma çok hain fikirmiş. Bir sonraki kitabı da öyle kutlarım :D Hatta onu romanıma saklayabilirim :D

    YanıtlaSil
  9. @ Sibel: gerçekten insanın bildiği işi yapması çok güzel bir duygu. Hele benim gibi mükemmeliyetçi birinin. Eskiden çok sıkılırdım. Bir de iş yazışması çevirisinin zevkli bir yanı yok. Ama kitap biraz daha farklı, özellikle bazı fransızca deyimlerin türkçesini tam oturttuğunda çok değişik bir haz veriyor. Biraz puzzle yapmak gibi. O parça oraya oturacak ve bütününe bakınca diğer parçalara karışıp kendini unutturacak. Bir de yaptığın işe kattığın ustalığı görebilen bir yayıncın varsa, ve takdir ediliyorsan, o zaman işte tam oluyor.
    Bloğu bir miktar ihmal ettiğim doğrudur. Ama yazma desen yapamam zaten.
    Bir de çok doğru maalesef, burada gerçek hayata göre daha çok açıyorum içimi. Yazarken kendime daha yakınım, ve bu yolla diğer insanlarla da yakınlaşmak benim için bir çeşit terapi oluyor.

    YanıtlaSil
  10. @ Eren: evet sanırım motivasyon işini çözdüm eninde sonunda :) Teşekkürler.

    YanıtlaSil
  11. Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Küçük Joe. Yukarıya bir türlü yanıt yazamadım, uzantı açılmadı

    YanıtlaSil
  12. @ Kalem nasırı: yanıt uzantısı problemli ben de açamıyorum, sanırım sayfanın kodlarında gerekli bir şeyi sildim. İlgimi çekecek bir bölüm olduğundan emindim. Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlığın doktora programı olduğunu bilmiyordum. Türkiye'ye döndüğümde klinik psikolojinin yoktu mesela.

    YanıtlaSil