Pazartesi, Nisan 18, 2016

Yeni bir gün.

İşte sevdiğim gibi bir gün. Kayıtlara geçsin istedim. Dünden sonra toparlayabildiğime çok seviniyorum. Dün yaklaşık öğlen dörtten sonra filan yorganın altına girdim daha da çıkmadım. Bunalım takıldım durdum. Sonra beklemediğim bir telefon geldi. Ve ben telefondan sonra sanki bunu bekliyormuş gibi ve fakat konuyla alakasız şekilde ayaklandım. Uyduruk bir makarna filan pişirdim. Hayata döndüm bir kaç saat. Sonra yatarken o sihirli cümleyi kurdum. Geçen sefer süper işi yaramıştı ya hani. O. "Yarın yeni bir gün". Buna inanmak herşeyi değiştiriyor.

Sabah oysa dünün devamı gibiydi. Kırk kere maillerimi kontrol ettikten sonra, dedim dur. Bugün kendi dikkatini dağıtan öğelerden uzaklaş. En az bir tane faydalı iş gör. Hemen şimdi. Aldım kağıdı kalemi elime. On gündür filan taburenin üstünde duran yorganı hurca kaldırmak. Süre beş dakika. Yapabilir miyim? Evet. Dikkat dağıtıcı bir öğe mi? Hayır faydalı. Haydin o vakit. Beş dakika sonra hurca koymuştum yorganı. Tabureyi yerine koydum. Taburenin yerine koyduğum sandalyeyi de kendi  yerine. Fark etti mi? Etti. Güzel. Devam. İkinci iş. Çamaşır katlamak. Süre onbeş dakika. Yapabilir miyim? Güzel bir müzikle evet. Faydalı mı? Kesinlikle. Haydin. O da tamamlandı. Yatak odası, sen bir rahatla, bir rahatla. Sanırsın altı aylık geceden sonra ilk kez güneş doğmuş. Ondan sonra yogadan öğrendiğimi uyguladım. Yani çalıştıktan sonra biraz da dur. Herşeyi peş peşe yapma. Az durup dinlendikten sonra, beni oldukça strese sokan çamaşır yıkama mevzusunu hallettim. Kolay da iş. Hepsinin en kolayı. Sadece sonradan katlanacaklara eklenecek diye içimi darlıyordu. Çamaşırlar yıkanırken günün tipi değişmişti zaten. Akşama bir belgesel ya da film izlemeyi sabitledim. Bir de menü hazırladım. En pratik ve beni tatmin eden menülerden biri: fırında kanat ve elma dilimi patates yanında da rokkalı salatalıklı yeşil bir salata. Bunun için dışarı çıkmam lazımdı. Malzemeleri almam. Listemi yaptım. Bir de Pandora'dan değiştirilse iyi olacak bir kitap vardı. Onu da yanıma aldım. Hava günlük güneşlik. Haydi biraz D vitamini depolayalım. Kitabı değiştirirken mesele çıkarmadılar. Hatta fiş bile sormadılar. Bu bile tek başına günü güzelleştirmeye yeter. Oradan kasaba uğradım. Oradan manava. Oradan markete. Sonra ev. Karnım da acıkacak gibi olmuştu. Dinlendim azıcık. Sonra yemek hazırladım ufaktan. Fırından yemek kokuları gelirken akşam izleyeceğim filme karar verdim. 

İnside out. İzlemediysen mutlaka izle derim. İmdb puanı 8.3 filan. Yani yüksek. Benden de puanları aldı. Çocuk filmi sanıyordum tanıtım yazıları hiç çekici değil ne yazık ki. Gene beklettiğime yandığım filmlerden biri çıktı. Tanıtım yazısı kabaca, yeni bir şehre taşınan 11 yaşındaki bir çocuğun yeni okuluna filan alışırken duygularının karışması diyor. Bence bu film böyle anlatılmaz. Bak. Bir de benden dinle. İnsanın iç dünyasında olan bitenleri, neşeyi, üzüntüyü, korkuyu, tiksinmeyi, öfkeyi ve bu duyguların birbiriyle çatışmalarını anlatıyor. Bu duyguların her biri filmde bir animasyon karakteri. Başkarakter Neşe mesela pozitif ve cool bir tip. Mücadeleci. Korku, panik bir tip. Duygular hatıralara renk veriyor, hatıraların bir kısmı da kişiliği şekillendiriyor. Özetle bir insanın iç dünyasını animasyonla simgeleştirmişler, anlatmışlar. Daha önce benzer bir konu izlediğimi hatırlamıyorum. Olay 11 yaşındaki bir çocuğun iç dünyasında gelişiyor (ama o ikinci planda) ve başkarakter "neşe" diğer tüm duyguları, korkuyu, tiksintiyi, öfkeyi filan elinden geldiği kadar idare ediyor. Korku, çocuğu tehlikelerden koruyor diyor Neşe, bir de Üzüntü var. Sürekli depresif. Hangi hatıraya elini atsa onu hüzünlendiriyor. Neşe onu herşeyden uzak tutmaya çalışıyor filan. Onun ne işe yaradığını tam olarak bilmiyorum diyor gözlerini yuvarlayıp. Konuyu güzel bağlıyorlar. Bu kadarını söyleyip çekileyim.



Yemek muhteşem olmuştu. Üstünden çıkıp profiterol aldım geldim eve. Kahvemi de hazırlayıp, filmimi izledim. Daha ne isterim ki diyordum ki...Quinn'i tam 19 hamlede mat ettim. Niohahahaha. Çok zevkliydi. 

İşte böyle bir gündü. En kötü günün böyle olsun sevgili okurum. Neşe tüm hayatının dizginlerini elinde tutsun.


11 yorum :

  1. "Günün tipi" ne bayıldım:) Koca yazıda tek bu mu, diye sorarsan Küçük Joe, derim ki, yoo, ama ama bunun yeri başka:) Okuduğumdan beri sabahımı tipli yaptı. Sağol!

    YanıtlaSil
  2. Tipsiz günler uzağımızdan geçsin :D

    YanıtlaSil
  3. kimse kusura bakmasın Neşe tam bir ... nese şimdi çok da şaapmayım da Üzüntü maf'etti!
    son dakikada ergenlik düğmesi eklendi kontrol paneline... şimdi ikinci filmi bekliyorum :)

    YanıtlaSil
  4. Ne kadar güzel, yönteminiz harika, benim de aklımda olsun gerekirse uygulayayım:) inside out'u ben de çok beğenmiştim, devam filmi de geliyormuş bu arada, sevgiler:)

    YanıtlaSil
  5. @ Saçaklı: Ben Neşe yi çok beğendim, tamam Üzüntü ye çok iyi davranmıyor ama işte biri birinin zıddı.
    Ergenlik düğmesi! Evet! Bir de bu ne diye anlamıyorlar :D :D :D Başlarına gelecek var. İki çıkarsa izlerim herhalde ama bu fikir bile bana yetti. Kendi kendime sürekli şu an kumandaya kim basıyor diyorum :D :D :D

    YanıtlaSil
  6. @ Eren: Gerçekten etkili bir yöntem, ama ertesi gün gün içinde de hatırlamak gerek. İnside out şahane yahu!

    YanıtlaSil
  7. @ Levent: Üzüntü şahane ya. Bakıyorum sarmış blog az da olsa :) Sevindim.

    YanıtlaSil
  8. Halam Küçük Joe'yu çok severdi.. Üç ay önce kaybettim ve hep googlea onun yazdığı gibi "iyi geceler küçük joe full hd dizi izle" yazarım hatırlamak için . Bloğuna çok girdim ama hiç okumamıştım.

    YanıtlaSil
  9. @ Levent: Başın sağolsun... Şimdi daha iyi anladım o yorumunda dediğini, hani hep burası çıkıyor ben de burada dizi olmadığını bile bile gene de tıklıyorum demiştin ya :D
    Şimdi okumana sevindim :)

    YanıtlaSil