Cuma, Nisan 01, 2016

İnişli çıkışlı ruhsal haller.


Bilsen blog ne fenaydım dünden beri. Halimi görsen dünya başına yıkılmış şu kızın dersin. Kendi kendime ne telkinler, ne telkinler. Ama şimdi daha iyiyim. Çok şükür.

Mesele gözlüktü. Taktım ve çıplak gözle gördüğüm kadar bile göremedim. Bu camlar özel, alışmanız lazım dediler. Tamam anladım her "protez"in bir alışma süresi olabilir. Ama bu alışılabilecek gibi değil. Sadece karşıyı net gösteriyor. Az sağı az solu çıplak gözle gördüğümden daha kötü gösteriyor. Yakını da çok şahane değil. Epey kaldım. Orayı düzelttiler, burayı çekiştirdiler. Gene olmadı. Gene olmadı. Eski gözlük bile yakını daha iyi gösteriyor. Kontrol ediyorlar. Herşeyi tamam. Ama benim bütün gün bununla yaşamam imkansız. En son, artık eski gözlüğünüze yeni numaranıza göre normal cam takalım dediler. Teyit etmiş oluruz, belki sorun numaradandır. Bunu da firmaya kontrole göndeririz. Tamam dedim. Ne diyeyim. Ne diyebilirim. Elim kolum bağlı.

Zaten hadi bir güzellik yapayım kendime demişim öncesinde, imajım tam olsun, bir küpe beğenmişim. Taktım kulağıma ki, takamadım. Birini taktım. Biri kapanmış. İyi mi? Buyur burdan yak.

Çıktım oradan. Yok yani. Hadi ferahlarım diye ökaliptüs şekeri atayım dedim ağzıma bir tane. Her zaman aldığım yer. Abla o şekerden bitti, karşıdaki Koska'ya sor onlarda var. Koska'ya girdim. Bizde yok. Önceden vardı da şimdi yok. Hı hı. Bugün benim günüm zaten.

Akşam moral yerlerde.

Beni ancak bir film paklar.

Hafifinden bir romantik komedi. The Holiday (2006). Pakladı. Güzel pakladı. Jude Law'ı kadınlar niye beğenir anlamazdım. Şimdi anlıyorum.

 Jude Laaaaaaaaaaaw. İstiyoruuuuuuuuum. Bir taneeeeeeeee. Evimeeeeeee. Sadece bir taneciiik????

Ama beş tane çocuğu varmış. Baktım hemen Wikipedia'dan. Evli mi bekar mı, ne yer, ne içer. Hayır, bekar olsa bana kalacak çünkü. Hı hı. Evet. Ama en azından yaşı tutuyor. 72'li. Benle ilgilenen son iki erkeğin yaşları epey küçüktü çünkü. Yani biri 79'lu, biri de ...84'lüydü. Dolayısıyla onlar bana ilgili de olsa ben onlara pek bir ilgi besleyemedim. Zaten tek uyumsuzluk yaşta değildi. Daha derin uçurumlar vardı. Siyasi görüş. Kültürel görüş. Filan ve falan. Nitekim başlamadı.

Ne diyordum. The Holiday. Moralin bozukken, böyle hafif, dertsiz, tasasız, kasmayan ama çok da derinlere inmeyen, çok beklendik bir senaryo, fakat gene de izlenebilir kalitede bir film arıyorsan, bu bence. Bu şartlarda tavsiye edebilirim.

Hah. Film diyordum. Birazzzzcık ruh halime etki etti. Kendimi Cameron Diaz'ın yerine koydum. Yakın zamanda karşıma bana Jude Law gibi bakan biri çıksa hayalleri kurdum mesela dişlerimi fırçalarken. İyi oldu. Bir nefes oksijen gibi geldi. Kafayı dağıttı. Etrafımda kırmızı kalpler filan uçuştu.

Sonra yattım. Yatarken kendime sıkı sıkı tembihledim. Bak. Yarın yeni bir gün tamam mı. Yeni bir gün. Dünden bağımsız. Zarların yeniden atıldığı bir gün.

Bugün, yakın gözlüğü vereceklerdi yeni camlarla. Öğlende. Ya olmazsa? Ya doktor yanlış ölçtüyse? Kesin yanlış ölçtü doktor. Kim verecek onun hesabını? Yanlış kesilen camların dünya kadar parasını?

Bir türlü gidemedim. Yok, gidemedim. Uzandım kaldım yatağa. Bir yandan duygularımı adlandırmaya çalışıyorum. Bir yandan pozitif düşünmeye çalışıyorum. Bir yandan çözüm odaklı olmaya çalışıyorum. Ama olmuyor. Oldu akşam beş. Bu arada günün tek olumlu gelişmesi, tartıda eksi 200 gram daha zayıf çıkmak, bir de feci durumdaki mutfak tezgahlarının, kahvaltı ekmeğinin pişmesini beklerken, toplanması. Fena sayılmaz yani.

Saatin beş olduğunu görünce, dedim kalk. Kalk! Bu böyle olmaz. Eninde sonunda gideceksin nasılsa. Hadi. Şimdi.

Velhasılı-kelam gittim. Suratsız suratsız girdim içeri. Hoşgeldiniz. Benim yakın gözlüğünü hemen çıkardılar. Taktım gözüme. Ortam benden dolayı gergin. Bir de dünkü okuma şeysini verdiler elime. Inınınııııın. Karar anı. Amanın. O da ne. Cam gibi gösteriyor.

"Bu...bu...mükemmel...Bu tastamam..."

Bir anda o havada asılı duran cam çatlatan gerginlik çözüldü. Onlar da rahatladı. Ben de. "Biz öbür gözlüğü firmaya gönderdik, onun kanalları kusurlu, şimdi numarasını da teyit ederiz madem bu gözlük tamam." Abicim desene bana başından kusurlu olduğunu. Bakıyorsun bakıyorsun bir de böyle dene diyorsun, kafanı çevireceksin, yok olmadı kaldıracaksın diyorsun. Saçma sapan şeyler.

Neyse. En azından yakın gözlüğü tamam şimdilik. Diğerinin de kusurunu düzeltecekler diye umuyorum.

Çıktım oradan. Eve. Yoldan bir kuruyemişçiye uğradım. Ökaliptus buldum. Aldım. Oradan çıktım. Benim eczaneye. Kapanmış kulağımı deldirmeye. Tak diye o da halloldu mu sana. Tezgahları da toplanmış bir eve girdim mi?

Ayh. Ne diyordum dün? Yarın yeni bir gün diyordum. De mi? Haklı mıymışım? Hadi bakalım.

Şimdi bu akşam Cuma. Kalan iki filmimden birini koyarım. Galiba Mustang'ı izleyeceğim bu gece. Keşke Jude Law'lı şahane bir aşk filmi olsaydı. Böyle efsanevi bir film ama. Titanic filan gibi mesela. Ya da Ghost. Önümüzdeki hafta da çeviriden haber gelse...Güzel olurdu.

Haydi mutlu günler, geri gelin.







12 yorum :

  1. Aynı ruh halinde aynı zamanlarda olmamız beni çok şaşırttı Küçük Joe.Hayatlarımızın farklılığı içinde benimle aynı duyguları paylaşabilen insanları görmek nedensizce mutlu etti.''Hayır sadece sen böyle hissetmiyormuşsun'' dedirtti.

    ''Bak. Yarın yeni bir gün tamam mı. Yeni bir gün. Dünden bağımsız. Zarların yeniden atıldığı bir gün.'' şu güzelim cümleyi okuduktan sonra aklıma bir Buddha sözü geldi,paylaşayım dedim:

    ''Her sabah yeniden doğuyoruz önemli olan bugün ne yaptığımız.''
    En iyisi duyguları savaştırmak yerine birbirine yer vermelerini beklemek galiba :)

    YanıtlaSil
  2. Ah Anıl...Bazı günler ne kadar uğraşsan da olmuyor. Olduramıyorsun. Kötü hissediyorsun. Pes etmemek lazım bir yandan ama bir de kötü hissetmeye engel olamadığın için kötü hissetmememek de. Yani iyi ki o filmi izlemişim. Ama tabii ki tamamen yok olmadı gerginlik. Mücadele işte. Hayatla mücadele etmek böyle bir şey olmalı.
    Bu arada Buddha'nın sözü güzel ama laf aramızda seninki daha güzel :)))))) Ciddiyim. "Duyguları savaştırmak yerine birbirlerine yer vermelerini beklemek..." Mükemmel. Bunu en beğendiğim alıntılar listeme ekleyeceğim.

    YanıtlaSil
  3. jude law'lı film diyince aklıma gelen filmlerden biri de closer. izlemediysen bakabilirsin. :)

    YanıtlaSil
  4. Ne güzel yazmışsın, ders gibi. Ellerine sağlık:)

    YanıtlaSil
  5. Closer'ı izlediysen, orda begenmedin mi jude law'ı? Aaaa :)

    Gün sonu hesaplaşmaların çok hoş ya. Sevindim gözlük gelişmesine ♡

    YanıtlaSil
  6. Merhaba Küçük Joe,
    uzun zamandır yazamadım.Senin ruh halin yerlerde benim beden halim. Hani ben satranç'dan anlamıyorum ya.. ama bildiğim tek kelime bu illetin beni mat ettiği. Neyse biraz daha iyiyim. Yazılarını okuyamamıştım. Şimdi geriye dönük okuyorum. Bu gün bir şeyler yazayım istedim. Hazır iyiyken. Umarım senin ruh halin ve beden sağlığın benimde ruh ve beden sağlığım hep iyi olur.Sevgiler

    YanıtlaSil
  7. Vay Mutlu Keçi, teşekkür ederim önerin için :)))))) <3 <3 <3 İzlememiştim. Bu akşam izlerim artık :)

    YanıtlaSil
  8. @ Bahar : ders gibi mi? :D :D :D ilahi....

    YanıtlaSil
  9. @ Dukuju: Closer'ı izlemedim ki...Baktım filmografisine galiba sadece The Talented Mr. Ripley'i izlemişim aralarından. Onda da beni hiç etkilememiş, hiç hatırlamıyorum.

    YanıtlaSil
  10. @ Sibel: senden de haben çıktı ya. Tam oldu şimdi. Çok sevindim senden haber aldığıma. Sana söyleyebileceğim tek şey hep böyle olmayacak. İyileşeceksin. Geçecek. Geçmiş olacak. Yoga yapsan keşke...İnsanın hem bedenine hem ruhuna iyi gelen çok güzel bir şey. Bir de, başka ne önerebilirim diye düşünüyorum, tabii ki karşılaştırılmaz ama önemli bir sınav öncesi bütün hayatım durma noktasına ve sınava odaklanma haline geçtiğinde, listeler yapardım. Şu sınav bitsin, şunu yapacağım. Şu sınav bitsin parka gideceğim sere serpe çimenlere uzanacağım. Onları birgün yapacağımı bilmek bana biraz daha dayanma gücü verirdi. Sonra sınav bitiminde de normalde aklıma gelmeyen keyifleri yapabilmek büyük bir özgürlük hissi verirdi. Ve büyümüşlük. Hayatı daha bol kepçe yaşamak gibi.
    Geçmişler olsun diyorum bütün kalbimle. Sevgiler.

    YanıtlaSil
  11. Canım Küçük Joe, iyi dileklerin için çok teşekkürler. Yoga yapıyorum. yani sayılır senin kadar iyi anlamasam da bu işlerden, yapmaya çalışıyorum.İlaçlardan ötürü kemiklerim ağrıyor. Ama yoga ve meditasyon gerçekten çok iyi geliyor.Yapabildiğim kadarı ile işte. Yoga ve meditasyona seni okumaya başladıktan sonra başladım.Umarım seni okuyacağım çok zamanlarım olur.Öğreneceğim çok şey var daha. Öğrenmenin yaşı yok nasılsa, bu arada çok yaşlıda değilim ayrıca:)) çok sevgiler.

    YanıtlaSil
  12. Estağfurullah ben de çok yeni sayılırım yogaya.

    Ya demek bu blog vesile olmuş yoga ve meditasyona başlamana... Ne kadar mutlu oldum bilemezsin. Hem de iyi de gelmiş. :) <3 <3 <3

    Zaten yoganın en sevdiğim yanı herkesin yapabildiği kadar yapmasıdır. Zorlama yok. Acı çekmek yok. Eğilebildiğin kadar eğilirsin mesela. Zorlamadan. Ne kadar oluyorsa.

    Sevgiler kocaman.

    YanıtlaSil