Perşembe, Nisan 14, 2016

Challenge: göbek adı ve cüzdan.

Challenge'ın ikinci ve üçüncü sorusunu beraber yanıtlıyorum. Göbek adım, ikinci adım yok. Küçükken beni "büyük cadı" diye çağıran biri vardı yalnız, aileden sayılan biri. Kardeşime de "küçük cadı" derdi. Hiç de bile cadı filan değildim. Lokum gibi, şerbet gibi bir çocuktum. Sonra, çok sonra kardeşim ve ondan duyan arkadaşları ismimin sonuna -şka ekini ekleme alışkanlığı edindiler. Sonra bir gün ben onu bir şekilde Facebook'ta ağzımdan kaçırdım, şimdi bir tane çok sevdiğim arkadaşım beni öyle çağırıyor. Hoşuma da gidiyor. Gitmiyor değil. Bir tane tanıştığım blogger da buluşmada bana küçük Joe diye hitap etti. O da hoştu. Böyle işte.

Cüzdanıma gelince: pek bir numara yok içinde. Düz bir cüzdan işte, kağıt para, bozuk para, para kartları, nüfus cüzdanı, istanbul kart, gereksiz mağaza kartları, bir sürü atılması gereken fiş. O kadar.

Çantamda ise her zaman olanlar: anahtar, cüzdan, telefon, yakın gözlüğüm, kalem, bir dolu gereksiz kağıt, bazen mendil, pet şişe, not defteri. Çok seneler evvel küçük ama kullanışlı bir şemsiye de bulundururdum. Fransa'dayken. Orada aniden feci bir sağanak bastırabiliyordu o zaman hayat kurtarıcı oluyordu. Ah! Bir de yakın zamana kadar kulaklık.

*   *   *

Onun dışında mıymıntı sevimsiz hallerdeyim. Enerjim düşük. Yemek işini yapamadım sanırım onun etkisi çok. Kilolar gidip, gidip, lastik gibi geri geliyor. 7/24 uyumak istiyorum. Şöyle beş on sene filan.

Sürekli kendimi online oyalamaktan şikayetçiyim. O neymiş, bu neymiş. Bir de facebook'a bakayım. Bir de instagram'ı açayım derken bomboş geçiyor günler. Bugün biraz berbat haldeki tezgahları topladım. Neyse ki. Bu akşam da dondurma ya da krem karamel yapmak istiyordum ama galiba halim yok. Galiba pırasalı böreğin tembel işi olanını yapacağım. Yani omlet halini. Biraz da yulaf atabilirim içine, Dukuju'dan öğrendim onu da. Omlete bir avuç yulaf atmayı. Ama dolapta ikinci bir yumurta bile olmayabilir. Sonra da bir belgesel mi bulsam? Ya son kalan filmimi? Aaa galiba Stephen  Hawking'li bir filmim vardı. Beni harekete geçirebilecek yegane şey bu galiba. Bir film vaadi. Yemeğin üstünden bir kahveyle. Haydin o vakit bir müzik açalım. Kirli tavaya iki sünger atalım, hiç yapasım yok ama sonrasında kahve ve film! Oh yeah!

7 yorum :

  1. Ben de yarını bekliyorum... Bir umut var içimde, bacaklarımı uzatıp bir kilo çiğdemi bitirebilecekmişim gibi... :)

    YanıtlaSil
  2. Şimdi yazdım benzer bir yazı. Ben de zeytin, kekik, azcık peynirli bir tuzlu kek mi yapsam sabah kahvaltısına diyordum. Tam buğday unundan, şöyle hafif. Bi mutlu oldu içim, sonra dedim huu kızıım bak yine tıkınmalı bi mutluluk planı yapıyosun. Nolacak halim bilmem. Geri gelen kilolar değil de sofrada platonik aşklar şişiriyor beni. Hey gidimsi.

    YanıtlaSil
  3. AY benim de adımın sonuna -şka ekliyorlar aile içinde, ben de seviyorum :)
    Küp gibi oturuyorum çoğu zaman, parmağımı kıpırdatamadan, sonra akşam oluyor. Canımı sıkıyor çok bu durum ama hiç halim yok.
    Neyse, gidip iki gömlek ütüleyeyim bari, hareket olur.

    YanıtlaSil
  4. @ saçaklı: ne oldu? umduğun gibi geçti mi günün?

    YanıtlaSil
  5. @ dukuju: ohooo sen buraya yorum bırakana kadar ben senin yazını okudum bile naber? Sofra mutluluklarını küstürme bence, sadece yanına çeşit ekle, başka mutluluklar da eklemeye çalış bence.

    YanıtlaSil
  6. @ fermina: ben de nefret ediyorum o hallerimden. kış diyorum öyle günlere. gene de avutmuyor.

    YanıtlaSil
  7. akşam 20:30da uyuyakalıp sabah 9da kalktım ahhahahah :D

    YanıtlaSil