Cuma, Nisan 08, 2016

Bekle dedi gitti*

Salona geçen gün yaydığım resimleri topladım ama hala etkisini üstümden tam olarak atamadım. Zaman, hayatın en manyak numarası bence. O resimler geçmişe beni nasıl götürmüşse, geri geldiğimde bugünüme yabancılaştım bir süre, evime, hayatıma. Yemek masasına, örtüsüne bile bu ne diye baktım. Çok tuhaftı. Kendimi çok fazla eve kapanmış buldum o zamanlara göre. O yüzden havanın da ılıklığından faydalanıp park sezonunu açtım dün. Muhteşemdi.

Yirmili yaşlarım çok renkli geçmiş. Özellikle ilk yarısı. Otuzların da sonu fena sayılmazdı. Şimdiki hayatımdan da memnundum ben genel hatlarına bakınca ama eskiyle kıyaslayınca bir boşluk gördüm sanki. Bir sönüklük. Durağanlık. Ve en zor ve bence heba olmuş otuzlu yaşlarımın başında bile en çok heves ettiğim işleri denedim. Gazetecilik, sinema yönetmenliği. Ballandırdım gene. Gazetede çalıştım. Doğru. Çok kısa bir süre. Sinema yönetmenliği derken biraz abartı var sayılır. Ama asıl amaç oydu. Yönetmen asistanı olarak işe girdim. Alındım yani işe. Hangi filmi çektiniz diye sor. Bir tane fantastik film projesi vardı. Onun için işe alınmıştım. Fakat sonra, herkesin bildiği bir kadın şarkıcının dandik bir şarkısına klip çekerken buldum kendimi. Klip berbat oldu. Kadın bu beni işe alan yönetmen adamı topa tuttu. Adam ekibi dağıttı. Zaten doğru dürüst paramızı da vermedi. Ama ne oldu? Sette yönetmen yardımcısı sıfatıyla bulundum mu? Bulundum. Bitti. Sonra da bu sinema yönetmenliği benim sandığım şey değilmiş dedim ve Oscar hayallerimle beraber yönetmenlik sevdamı da çöpe attım. 

Yaşarken farketmiyor mu insan? Şimdi farkettim çünkü. Durağanlık dediğim kırklı yaşlarımda da Musiki Cemiyetine katılmadım mı ben? Demek hala var içimde o renk ateşi. Bir de ne diyeceğim sana. Ben kırklı yaşlarımı hiç hayal etmemiştim çocukken ya da gençken. O yüzden biraz şaşkınlık var üstümde. Ama henüz bu yaşa gelmemişler için biraz yolu aydınlatmam gerekirse: eğer hayatın karşına çıkardığı derslere iyi çalışırsan, olgunluk da hoş bir şey. Tadı güzel yani. Sakın korka korka gelme buralara diye söylüyorum. Çünkü ben isteksizdim şahsen. Gerek yok öyle çekingenliklere. 

Bu kadar hayat muhasebesi yeter. 

Ben sana başka şey diyeceğim. Şu günlerde çok dinlediğim bir şarkı var. Kaan Tangöze'nin *Bekle dedi gitti'si. Belki duymuşsundur. Gitar çalmasını hala beceremediğim için a capella söyledim ben onu. Yani enstrümansız. Tamamen amatör ses. Amatör kayıt. Dinlemek ister misin? Toplam üç buçuk dakika sürüyor. Burada, küçük Joe'nun kendi sesinden. Evde kendi kendine söyler gibi. Ortalığı toplarken filan. Evet yavaş yavaş anonimlik pul pul dökülüyor. Beğenirsen yenilerini de kaydedebilirim arada bir. Belki gitar ya da başka enstrüman çalan birini de bulursam. O da eşlik etse, fena mı olur?






30 yorum :

  1. Vokalin iyi be Joe. Azcık teknik gelistirmeyle olur bu iş.

    :)

    YanıtlaSil
  2. @ Berkay: Yapalımmmmmm!!!!! Haydi.

    YanıtlaSil
  3. @Dukuju: Hmf beğendin demek :))))) Ya aslında gerçekten isterim şarkı söylemeyi. Bir ara netten bir grup filan aradım ama olmadı o iş. Şarkı yazma kursuna bile yazıldım coursera dan. Ama bitirmedim sanki yarım kaldı. Gene de bir gün çıkar ortaya. Eminim.

    YanıtlaSil
  4. Merhaba Küçük Joe:)
    Yazılarınla biraz önce özleştirdiğim bir sesin var. Sakin, mütevazi, yer yer fısıldayan, sade, biraz kırgın, çokça cesur. İlk dinlemenin çağrıştırdıkları bunlar. Başkaları da gelebilir sonra. Biz çok sevdik. Almanya tıklamalarının bir bölümü bilesin ki bizdendir. Ailece dinledik.
    Ben bir çıkış bekliyordum senden ama bu şekil? İdée géniale:)
    Ayrıca devamının roman için de güzel bir motivasyon olacağını düşünüyorum şu an. Ki zaten kendine verdiğin renkli destekleri okuyorum. Sıradaki şarkıyı da merakla bekliyorum.
    Kolay gelsin.
    Özlem

    YanıtlaSil
  5. @ Özlem: bilsen beni ne kadar mutlu ettin. Hem de defalarca. Yazılarımın bir sesi olmasına ayrı mutlu oldum, bunun kendi sesime uymasına ayrı, sendeki çağrışımların inanılmaz isabetli olmasına ayrı, sesimin taa Almanya'lara ulaşmış olmasına ayrı, ailece dinlenilmesine ayrı, zaman ayırıp bunları bana yazmana ayrı mutlu oldum...Çok çok çok teşekkür ederim. Senin blogunu da merak ettim baktım. İzleyeceğim bloglar arasına alacağım. Sevgiler İstanbul'dan.

    YanıtlaSil
  6. Bende bu aralar çokca geçmişe takılıyorum. Nedenini bilmiyorum. Belki şu anda fazla sosyal olmadığımdandır.Bence bütün yaşlar güzel. sağlıklı olunca tabi. Sesinide şarkınıda beğendim. Devamı gelsin lütfen. Sevgiler

    YanıtlaSil
  7. @ Sibel: aynen, daha sosyal olsam geçmişe pek bakmam, anın tadını çıkarırım. Beğenmene çok sevindim! Benden de sevgiler.

    YanıtlaSil
  8. ilk kez dinledim şarkıyı . beğendim :) gerçeketen..

    YanıtlaSil
  9. Sesinizi duymak çok garibime gitti bundan sonra yazılarınızı kafamda bu sesle okuyacağım çünkü genelde okuduğum şeyleri yazan kişinin sesinden algılıyorum,profesyonel değilim tabi ama kulağa çok hoş geliyor;başarılı ^^

    YanıtlaSil
  10. @ahu teşekkür ederim yorumunuza ve beğeninize, şarkı çok sevdiğim bir şarkı, dilimden düşmüyor, günde kaç posta dinledim bilmiyorum.

    YanıtlaSil
  11. @ Anıl, sesime yabancılık çektin demek :))))) aslında konuşma sesim daha pes şarkı söylerken tizlere çıkıyormuş gibi hissediyorum. Başarılı bulmana çok sevindim!!!!!

    YanıtlaSil
  12. Zamanda yolculuk yapıp dönmek gibi.. Fotoğraflar yani.

    YanıtlaSil
  13. Evet Ceren'cim, bence de...Çok tuhaftı.

    YanıtlaSil
  14. Blog'nun çok güzel ,senin görünmez takipçilerindenim(bloğ dünyasında da ilk yorumum galiba :). 40 yaşlarına kadar çok daldan dala konmuşsunuz keşke hayat deneyimine ve yaşamın her evresinde insanda var olan ruhsal değişmeleri daha çok yazsanız ne güzel olur.(sesiniz de hiç fena sayılmaz) sevgiler..

    YanıtlaSil
  15. Merhaba Hel Demian. Aslında 30'la 35 arası diyelim heves ettiğim her iş için adım attım. Sonra özel ders beni bir süre kendine bağladı. Beş altı sene gitti. O sırada da türlü türlü kurslara katılma fırsatım oldu. Ruhsal değişimler derken bu daldan dala konmaların ruhsal yansımalarını kastediyor olmalısınız. Yoksa her gün birşeyler değişiyor bende, ben de yazdığımı sanıyorum :) Benden de kocaman sevgiler.

    YanıtlaSil
  16. Bugün arabada bir saat üstüste dinledim sonra bir saatte Leyla The Band'in Yokluğunda, ruh halimi tahmin edebilirsin şu an. Birde senden dinledim bekle dedi gitti ama ben beklemedim o da gelmedi yaaa.. Gelmez gelmiycek

    YanıtlaSil
  17. Leila the band'i ilk senden duyuyorum.
    O şarkı öyle. Çok fena takıntı yapıyor. Arkasından neşeli bir şeyler dinlemek gerek dengelemek için. Kalenin bedelleri mesela. :D Bildiğim en oynak şarkı.
    Sen beklemezsen gelemez ki ama aşkolsun :D

    YanıtlaSil
  18. Tüm arkadaşlarım gibi aynı espiriyle geldiğin için sanada bir madalyon takıyorum. Bravo Joe :D Ben beklemediysem nasıl bilirmişim geri gelip gelmediğni :D Yapmayın yaaaa ben bunu nasıl düşünememişim.
    Beklediklerimde gelmedi napayım şimdi? Kadınlar işte..

    YanıtlaSil
  19. :D Çok orijinaldir esprilerim ehehehehe :D

    YanıtlaSil
  20. Bu saatte neden ayaktasın Minik Joe?

    YanıtlaSil
  21. Blog yazım var bitiremedim bir türlü. Acayip sürprizli günler, sorma :)

    YanıtlaSil
  22. Benimde babam Ermeni asıllı:) Annem Yunan - Türk. Sendemi Ermenisin yoksa o belgeselli paragrafı gözlerim kapandığı için yanlış mı anladim? Herneyse , iyi geceler minik Joe ;)

    YanıtlaSil
  23. Evet Ermeniyim, yanlış anlamadın. Hakkımda sekmesinde yazıyor zaten Ermenice bildiğim, oradan da belli mesela :) Soyadını kendin uydurdun sanmıştım google kimliği almak için, demek gerçek soyadın. Aslında Türkçe yazılsa Halıcıyan olurmuş. :))))

    YanıtlaSil
  24. Evet ben Halıcıyan derim ama nüfusta Khaligian,neden uydurayım daha ermenice bildiğni söylediğin kısmı bile görmedim :D
    . Hakkında kısmını şimdi gördüm sevgili hertelden çalan şehir kadını :) Bloğu bilmiyorum merakta etmediğim için sanırım böyle baştan savma kullanıyorum.

    YanıtlaSil
  25. @ Levent: Merak etmiyor musun? Kalbim kırıldı şimdi :)

    YanıtlaSil
  26. Senin bloğunu değil, bloğu genel olarak merak edip ilgilenmediğim için hakim değilim. Hiçbir sosyal hesabım yokki :))

    YanıtlaSil
  27. Peki o zaman...:) Madem kişisel bir durum değil o zaman kırılmaya gerek yok.

    YanıtlaSil