Perşembe, Mart 03, 2016

Şahane bir gün.

Oyh blog. Ne gündü ama...Ve saat daha sadece 18:00. İnanılmaz. Hem günler de uzadı. Hava yeni kararacak. Halbuki gece yarısı filan olması gerekir.

Saat sekiz buçuk değildi, uyandım bu sabah. Hem de uykumu full almış halde. Aylardır, belki de yıllardır, belki de bir ömür boyunca olmayan şey. Sekiz buçukta kalktığım olmuştu ama uykumu almamış oluyordum. Kalktım, sallana sallana çay koydum. Zaten karnım da çok aç değil. Acele etmem için bir sebep yok. Sabahın o köründe hiç alışık değilim ki. Neyse, ne yaptım o ara? Beyazları makineye attım. Bulaşık makinesini çalıştırdım. Sallana sallana kahvaltı ettim. Bloga gelen yorumları yanıtladım. Kahvaltı bitince, günlerdir mideme öküz gibi oturan, biraz daha sürse ülsere dönüşebilecek, bir türlü başlayamadığım zorunlu ve sorumluluklu kağıt işleri vardı, onlara el attım. Normal bir saat olduğu için (başka zaman ben bu aşamaya gelinceye kadar insanların mesai saatleri bitmiş oluyor çünkü (gülme!)), bütün telefonlarımı edebildim, herkese ulaşabildim, yapabildiğim kadar işimi ilerlettim. Önemli kısmı başlamaktı zaten.

Sonra madem en önemli ve en sıkıcı iş halloldu bari romanımın son çalıştığım bölümünü bitireyim dedim. Saat daha öğlen bile olmamış. Oturdum azıcık yazdım. Azıcık ara verdim. Gönderdiğim mimleri yanıtlamışlar. Arada onları okudum yayıla yayıla ve keyifle. Geri geldim romana azıcık daha çalıştım.

Böyle böyle saat oldu 14:00. Azıcık acıkacak gibi olmuştum. Buzdolabında sebze çorbasını buldum. Onu ısıttım. O ısınırken bir enerji geldi. Salon camlarının en görünenine, en ortasındakine el attım. Tek bir cam. Pırıl pırıl oldu. Tülleri araladım görünsün gözüme diye. Çorbadan sonra da kalan camları temizledim. Kaç aydır silmediğim camlar ve hatta çerçeveler de aradan çıktı. Zaten dün akşam kaç çeşit katlama ve kaldırma işlerini halletmiştim zorla. En büyük kalem işler tamamdı. Yanıtlasam iyi olacak, arada kalmış maillerim vardı. O da halloldu, hem de bana sıcacık yüreklendirici sözlerle döndü mü? Ne kaldı geriye halletmediğim? Dünya barışı filan herhalde.

Şimdi dışarı çıkıp böreklik malzeme alacağım. Bir kaç günlük hazır yemeğim olsun. Çok rahat oluyor. Ya da kestirmeden sadece köfte mi yapsam? Hmm mantıklı. Daha da önümde koca bir gece var. Kitap filan bile okuyabilirim.

Hiç bu kadar bereketli bir gün geçirdiğimi hatırlamıyorum. Ve bitik bile değilim.

Yarın A.'in tavsiye ettiği gibi romanın ilk on sayfasını kağıda bastıracağım. Çok güzel motivasyon oluyor onlar birikince demişti. Heyecanla ilk on'u bekliyordum. O da tamam artık. Darısı nice on'lara.

Hayat seni hep kayırsın sevgili okurum, güzel sözler söyleyen, güzel insanlar değsin hayatına. Farkındalıkların hayatına güneş gibi doğsun. Bir de kimyan hep dengede olsun. Sevgiyle kal.






6 yorum :

  1. bereketli gün yazın ışıl ışıl vallahi. imrendirdi. o sebze çorbasından camlara nasıl geçtin?

    mutlu hamarat joe, yine dürttün içimdeki tembeli.

    YanıtlaSil
  2. Ben de kendime şaştım...Bir an bir güç geldi böyle.
    Senin yazın da beni dürttü asıl. Sen yazmayana kadar benim evin de gizemli ev olduğunun farkında değildim :D :P

    YanıtlaSil
  3. Keşke bütün günler böyle bereketli geçse değilmi? ne güzel olurdu. Ama böylede iyi anladığım. Darısı başıma.

    YanıtlaSil
  4. Evet Sibel'cim. Aslında bundan sonra geçecek gibi ama dur bakalım. Darısı herkesin başına.

    YanıtlaSil
  5. Ne güzel o son paragraf,gülümsedim :') Kendi romanınızın bir parçasını bile elinizde tutmak size büyük motivasyon olacaktır.Böyle somut sonuçlar biz insanları daha çok tatmin ediyor :D

    YanıtlaSil
  6. Evet Anıl'cım aynen dediğin gibi oldu. Romanın bir parçası elimde artık.
    Ben de senin blogdaydım az önce. Sana geçmiş olsun diyecektim.

    YanıtlaSil