Çarşamba, Mart 30, 2016

Mutluluk tohumları.

Geldim blog. Çünkü çok fazla satranç problemi çözdüm. En son baktığımda 660 filan diyordu. Yani bugün değil. Toplamda. Şu an satranç oynamak istemiyorum. Zevkle yaptığım ikinci şey blog yazmak.

Günler sakin geçiyor. Bugün ailevi işlerden önemli bir tanesini bitirdim. Onun ikinci raundu başlayacak şimdi. Ama olsun. Ekstradan yapmam gereken bir şey yok. Bütün kağıtlar hazır. Olursa şahane olacak. Olmazsa çay demleyeceğiz.

O önemli işi bitirdim ya. Sanki sırtımdan yük kalktı. Gittiğim gibi gözlükçüye de uğradım. Yarın vereceklerdi ama belki bugünden teslim etmişlerdir diye. Evet sabırsızlanıyorum. Hayır teslim etmemişlerdi.

Bugünün en kayda değer olaylarından ikisi Dukujumun sihirli iksirinin yeşil içeceğinin etkilerini gözlemlemekti. Yarım kilo eksik tarttı beni tartı bu sabah. Yaaaa... Bir de ayna ayna güzel ayna bana dedi ki "en güzel sen değilsin ama cildini hiç böyle görmemiştim, ne yaptın ki, gençlik aşısı filan mı yaptırdın, bir de rengi çok hoş olmuş?". Kaltak. Neyse. Diyeceğim o ki, yoganın yanına yazacağım bir diğer madde de Dukujunun yeşil içeceği. Eli ayağı tutan her insan hayatında bir kere denemeli. Hani Temel Reis ıspanak yiyince bir haller oluyor ya ona. İşte bu smoothie'de de ıspanak var, ve çizgi filmini yapsalar herhalde Temel Reis'in hallerine benzer içtikten sonra hissedilen. Abartmıyorum. Yalnız benim gibi bir litreyi kafaya dikmek zorunda değilsin bir seferde. Öğlen beşte diktim kafaya, akşam onda hala ağzıma bir lokma dahi, bir karecik olsun çikolata dahi, atamadım. Öyle tok tuttu. Şimdi gene gidip yapardım da, blender dünden kirli. Sular da kesik. Ama ikinci gün cildim nasıl olacak diye deli gibi merak ediyorum.

Sağlıklı beslenmek ve düzenli yogayı hayatıma kattıktan üç ay sonra gör sen beni. He-heyyyt.

Sonbaharla ilgili planlarım biraz gelişiyor. Yayıncılıkla ilgili kursu aldıktan sonra, yayınevi kurmaya karar verirsem eğer, ne tür kitaplar yayınlayacağıma karar verdim. Aslında bunları not almam lazım. Ama çok heyecan verici, asıl anlatmak istediğim bu heyecan. Canımın istediği, ya da değerli bulduğum kitapları diyeyim, Türkçe'ye çevirtme heyecanı bir yana, beni heyecanlandıran şey, çok uzun zamandır aklımda olan girişimcilik heveslerimin olgunlaştığını hissetmek. Mesela, atıyorum, perde rayı işi çok karlı bir iş bile olsa, gene atıyorum, milyon dolar kazandırsa bana bir senede, beni tatmin eder mi? Etmez. Ve bu yeni ve bence son derece önemli bir farkındalık. Bir sene önce sorsan, bu konuda bilinçsizdim. Bir ara şifalı ve aromatik otlar yetiştireyim dedim. O da, gene, perde rayından bir adım daha ileri. Böyle böyle şekillenecek zahir. Demlendikçe. Tortusu dibe çöktükçe. Belki yayınevi kurmaktan vazgeçeceğim. Şu an bilmiyorum. Ama girişimciler grubunda da söyledikleri ile örtüşüyor düşüncelerim: "mutlaka ilgi duyduğunuz bir alanda girişimde bulunun". Öbür türlüsü herhalde sırf parası için bir adamla evlenmek gibi olurdu.

Bilgisayarımda bir fikir dosyası var. Aklıma gelen projeleri oraya yazıyorum. Hepsini gerçekleştirmek zorunda değilim. Hatta hemen gerçekleştirmek zorunda da değilim. Bir tanesi, örneğin, yapay zeka belli bir olgunluğa ulaştığı zaman için. Bende fikrin bini bir para. Ama hep düşünüp sonra unutuyorum. Yazmak o yüzden fark yaratacak.

İşte bunların hepsi mutluluk tohumları. Geleceğe dair bir projesi olmalı insanın. Güzel beklentileri. Hayalleri. Mutluluğun yarısı, bana sorsan güzel bir beklentidir. Ne demiş Çin'liler:

mutluluk,
yapacak bir iş,
sevecek biri, 
umut edecek bir şeydir.











21 yorum :

  1. Çinliler ne doğru demişler. Ve siz doğru yolu bulmuşsunuz. Ektiğiniz mutluluk tohumları eminim en kısa zamanda boy vereceklerdir.
    Sağlık- mutlulukla...

    YanıtlaSil
  2. Ay Joe'cuum <3 Daha ne tarifler var. Kendini bebek poposu tazeliğinde hissedeceğin.. İç organlar teşekkürü bir borç biliyor yeşilleri, çiğ halde gönderince bünyeye. Hele yanına güzel bir bitkisel yağ varsa..

    Fikir dosyasından ben de yapmak istiyorum ama o liste bir süre sonra "yapamadıklarım" olarak canımı sıkar diye girişemiyorum. Gerçi yapamamaya değil de yapmak istemeye odaklanmak lazım ki fikirler kendi yollarında bazen planlanan durağa ulaşamasa da başka şeylere dönüşüp insanı şaşırtabiliyor. O daha bile güzel oluyor.

    Ay anlatamadım sanki.

    Neyse, yazın yine çimdikleyiciydi.

    YanıtlaSil
  3. Değil mi Makbule? Bence de doğru demişler.

    Bulmuş muyum gerçekten? :) Hadi bakalım. İnşallah.

    Siz de sağlıkla ve mutlulukla kalın. Sevgiler.

    YanıtlaSil
  4. @ Dukuju: bravo! bebek poposu. Budur. Bende bu cilt neye benziyor, neye benziyor, diyorum. Çiğden yemesem bile brokoliye filan taparım ben. Az buharda haşlarım. Ama mideme dokunuyor. Ama bu karışım hiç dokunmadı mesela. Tam dozunda.

    Fikir dosyasını proje dosyası gibi görme. Fikir günlüğü gibi gör. Kayıt altına alıyorsun sadece. Bu fikir dosyası fikrinin orijinalinde her gün bir fikir yaz fikir günlüğüne diyor. Ufak ya da büyük. Ben oradan devşirdim. Her gün yazmak istemiyorum. Sıkılırım çünkü.
    Belki senin demek istediğin de o. Yapmak istemeye odaklanmak derken.

    Çimdiklemesine sevindim :D

    YanıtlaSil
  5. Çinlilerden önce yemeklerine bayılıyorummmmm..

    YanıtlaSil
  6. Ahh o girişimcilik...bir mesleğim var, muhasebe hem de en üst seviyesinde , meslek sahibi olabilmek için üniversiteden sonra beş yıl daha okudum ama bir ay bile yapamadım, okumak bir şey öğrenmek hoşuma gidiyordu en sevmediğim en korktuğum şey de olsa hesap kitap şeylerini okudum ama pratiğe ve paraya çeviremedim, istemedim. Bu büyük bir lüks çünkü kocaman paralar ile yaşamak yerine en azına razı olmak gerekti...Ben de düşünüyorum ne yapabilirim diye...mutlu edecek bir iş olmalı, hem beni hem etrafımı, vakit öyle kıymetli ki sevmediğim şeyler için vakit harcayacak yaşta değilim...( bir ara gezen tavuk yumurtası satayım dedim ama tavukta satarsın diyenler oldu, tavukları çok seviyorum,yapamam https://www.youtube.com/watch?v=ZMU4y62uhVw)

    YanıtlaSil
  7. @ Jardzy: Çin'liler...Doğru sana sormalı onları. Yemekleri zaten güzel de, felsefelerini de beğendim ben. Bir de seninkilere sorsana bir tai-chi biliyorlar mı, biliyorlarsa sana öğretsinler. Galiba yoga kadar manyak bir şey.

    YanıtlaSil
  8. @Ayşe: Çok ilginç 24 saatte bu duyduğum ikinci tavuktan alıp yumurta alım satım işini konuşan kişi. Tavukları ben de kesemem. Bağlanırım. Hele o civciv hallerini gördüysem. O videoyu açtım. Ne güzel bir sarılmadır o <3 <3 <3 .

    Serbest gezen tavuk...

    Ne güzel bir hayal...Hem işin mali yönüne de hakimsiniz.

    Umarım tam gönlünüze göre bir iş bulursunuz.

    YanıtlaSil
  9. Berbat bir günün ardından bu umut verici yazıyı okumak bir nebze gülümsetti,teşekkürler :')

    YanıtlaSil
  10. :) yemyesil bir umut acsa, cocuklar gibi kostursak yakalamaya..

    YanıtlaSil
  11. yayınevi kurmaktan vazgeçme ben de ortak olayım, benzer hayallerim vardı, hatta biraz pazar araştırması felan da yapmış idim

    YanıtlaSil
  12. Hadi ya pazar araştırması mı? Doğru hem sen iktisat mezunusun. Neden olmasın? Önce ben şu masrafları kapatayım, kurs parasını kenara koyayım, bir daha düşüneyim.

    YanıtlaSil
  13. home based de olabilir öncelikle neden olmasın ki

    YanıtlaSil
  14. @Ayşe Yakın bir abim başlayacak o işe 1000 tavukla, hatta normalde bugün başlıyordu. Pazar araştırmasından çiftliğin inşasına kadar payım var, güzel iş. Hatta 40 yaş altıysan Gıda,Tarım,Hayvancılık Bakanlığı 30000 lira hibe veriyor, onu da araştır derim :)

    Bu yazıya yorum yazdım sanıyordum ben, şu an ben de o girişimciliğin hayal kısmındayım. Hatta artık rüyalarıma da girmeye başladı. İşin kendisi, alternatif çözümleri, pazar araştırması, maliyet analizi derken nereden baksan 7-8 ayım uykusuz geçecek gibi :) Bir arkadaşımla kafamdaki fikri konuşurken ''senle benle sürekli fikir üretip faaliyete dökmeyen adamlarız'' dedi, fikrin bini bir para dedi deyince aklıma geldi, 3-4 ay önce ilk adamı attım deyince şaşırdı hatta. Öyle işte, girişimci kafası güzel kafadır; büyük beklentiler içine girmezsen muhtemelen mutlu edecek kafadır :)

    YanıtlaSil
  15. Vay posta bak, bir anda okurların içindeki girişimci ruh ortaya döküldü, neler varmış meğer.

    O kadar merak ettim ki fikrini hatta fikirlerini, Berkay. Tahminim bu aşamada paylaşmıyorsundur. Yanılıyorsam ve paylaşıyorsan seve seve dinlerim.

    En zor kısmı cesaret bence. Ama o da herhalde yaptığın işe inanmaya endeksli. Bir de benim çevremde pek örnek yok. Yakın çevremde yani. Olsa ben de daha cesur olurum. O yüzden senin hikayeni takip etmek isterim. Tanık olmak. Oluyormuş yapınca, planlayınca diye düşünüp güç toplamak.

    YanıtlaSil
  16. @Minik Co, dilersen özelden anlatayım. Çok gizli tutmaya gerek olmayan bir şey de, bir şeyler kesinleşmeden çok paylaşmak istemiyorum. Ama olursa röportajlarımı okursun ;)

    YanıtlaSil
  17. İsterim hem de çok. Vay röportaj diyorsun...çok heyecanlı. Hadi yaz.:)

    YanıtlaSil
  18. Eğer mailine bakarsan göreceksin, yarım saat falan oldu yazalı :D

    YanıtlaSil
  19. Şimdi gördüm :)))))) Tam cevap yolladım seninki geldi. :D

    YanıtlaSil