Cumartesi, Mart 19, 2016

Kasvet.

Dışarıda kasvetli, ağır ve kapalı bir hava var. Yağmur sürekli havada asılı gibi. Yağmasa bile orada. Sabah kahvaltı ederken radyoyu açıyordum bir-iki gündür. Eskiden yapardım hoşuma giderdi. Açık radyo. En sevdiklerimden. Bir şenlikten bahsediyorlardı. Galiba Açık Radyo'nun kuruluş yıldönümü sebebiyle. Bir de İzmit'ten bir konuk çağırmışlardı. Her kutlamaya gelirmiş. Ankara'daki saldırıyı kastederek, "herşeye rağmen şenlik" filan diyorlardı. Hayata tutunmak. Sonra "herşeye rağmen diyorduk, az önce öğrendik...İstanbul'da..." İnsan duyduğuna inanamıyor. Nedense. İnanmayacak ne varsa, inanamıyor öyle hemen. Yok yok değildir, olmamıştır, yanlışlık olmalı. İnkar. Bir savunma mekanizmasıdır. Yas sürecinin ilk başı. Zaten kısa sürdü. Hemen televizyonu açtım. Neyse ki (!) haber kanalları haberi veriyorlardı. Fb'u açtım. Bir iki kişi benden birkaç dakika önce duymuş yazmıştı duvarına.

Sonra bir saate yakın, kanal kanal dolaştım. Bir süre sonra artık yeni birşey söylenmeyeceğini anlayıp sesi kıstım. Görüntülerden de umudumu kesince, toptan kapattım.

Zaten dün geceden beri başım dönüyor, halsizim. Kolumu kaldırmaya dermanım yok. Cumartesi bugün. Haftasonu.

Bu yazıyı gündüzden yazdım. Şimdi akşam oldu. Bütün gün, sadece, satranç problemleri çözdüm. Peşpeşe. Kafa dağıtmak ve zaman geçirmek için ideal. Bir de, dışarı çıkıp mutfak alışverişi yaptım bir-iki sefer. Bir tane makarna pişirdim. O kadar. Canım birşey yapmak istemiyor. Başımın dönmesi geçti. Halsizliğim de geçti sayılır. Üç tane filmim var. Ama canım film izlemek de istemiyor. Hem de ne güzel filmler. Tadımız tuzumuz kalmadı denir ya. Makarna da tıkadı iki lokmalık iştahımı.

Kaç gündür çok tuhaf kabuslar görüyorum. Geçen sabah mesela, rüyamda evleniyordum. Kocayı filan göremedim, ortalıkta yoktu. Kutlamayı da annemlerin evinde yapacaktık. Aile eve doluşmuştu fakat benim hazırlanacak mecalim yoktu. Aynaya bakıyordum, aaa saçlarım şahane olmuş diyordum, iyi bari neyse diyordum, son anda ensemde mandal tokanın plastiğini hissediyordum. Meğer o topuzu kuaför değil ben toplamışım mandal tokayla. Böyle kafasında mandal tokayla gelin mi olur diye telaşlanıyordum, sonra gelinliği de ayarlamadığımı anlıyordum. Bari bir makyaj yapayım yüzüme diyordum ona da halim olmuyordu.

Frödyen bir yorumla, evliliğe hazır değilim anlamı çıkartılabilirdi belki ama tatmin edici değil hissiyat olarak. Ölmüş amcamla, babam da vardı rüyada. Çok tuhaftı.

Gideyim yatayım bari desem, bu sefer de tuhaf tuhaf rüyalar senin anlayacağın.

Televizyon zaten canımı sıkıyor.

Fb ve twitter hala ağır aksak çalışıyor.

Bir bira içesim dahi yok.

Oysa iki gün sonra bahar başlayacaktı.

Bugünlük bu kadar sevgili okurum. Penguen kapağında yazdığı gibi "Bugün de sağ kaldık. Allah allah, ilginç."






6 yorum :

  1. 7'den 70'e herkesin içini bir umutsuzluk kapladı.Dediğiniz gibi insanın inanası gelmiyor.Ölü sayısı az olduğu için sevinir hale geldik,bu kadar alıştırıldık.Bakalım ilerleyen zamanlarda üstümüzdeki kara bulutlar sahnesini güneşe bırakacak mı,hadi bahar güzelliğinle gel ^^
    (Kendinize dikkat edin :))

    YanıtlaSil
  2. Bu bahar sanki karanlık geçecek gibime geliyor be Anıl...Umudumu korumaya çalışıyorum ama bir süre sonra bir bakmışım sürünüyor yerlerde ...

    YanıtlaSil
  3. Sabah İstanbul'u dolaşayım dedim.Cihangir'den sahile indim. Taksim'e gidip gitmeme konusunda kararsız kaldim. Eve dönüyorum. Kadının biri İstiklal'de bomba patlamış dredi. Ankara'dan kızım aradı dolaşma annne eve dön diye. İnsan kendini güvansiz hissediyor. Moral dersen sıfır.On iki eylül döneminde öğrenciydim. O dönemleri yaşamış bir kişi olarak korku içinde yaşamak nr kadar zor. Ölenlere üzülmek. Terörün amacı o korku ve güvensiz hissetmrk. Yaralı olmakda kötü. Ölmedi diye sevinmek ama yaralıolmak.Tadımız kaçtı.

    YanıtlaSil
  4. Parıldayan Çiçek, çok geçmiş olsun...Resmen kenarından dolaşmışsınız. Terörün hissettirmek istediği duygulardan biri de tam olarak bu bence: benim de başıma gelebilirdi duygusu. Tesadüfen yaşamak, ya da tesadüfen ölmek. Güvensizlik işte böyle aşılanıyor.
    Ben de bugün değil ama geçen Salı geçtim oralardan. Balıkpazarından kum midyesi baktığım gün. Aklımdan da geçmedi değil. Ama bugün de oralarda olabilirdim. O saatlerde. Anlaşma imzalamaya gitmiş olabilirdim. Dönüş yolunda Balıkpazarına uğrayayım diyebilirdim.
    Çok fena çok.

    YanıtlaSil
  5. Uzun zamandır bu karanlığın içine hapsolmuşuz. İnsanlar da ''nasılsa bizden birine bir şey olmadı'' rahatlığı, tarafçılık akıl almaz bir vurdumduymazlık. Çok değişik bir ruh hali.

    YanıtlaSil
  6. Yavaş yavaş karardı ortalık bence...Yani 2000'lerden bu yana demek istiyorum. Her halukarda, vaziyet kötü.

    YanıtlaSil