Çarşamba, Mart 16, 2016

Gündem.

Salonda beyaz tekli koltukta bağdaş kurdum. Kucağımda bilgisayar. Caz müziği koydum. Hava hem bulutlu hem de güneş yarım saat sonra batacak. Yani salon loş ve biraz kasvetli. Sosyal medyada birbirinden berbat haberler dönüp duruyor kaç gündür. Kişisel hayatımın ne kadar parlak olduğu o yüzden pek fark etmiyor. Ne yaparsam, ne düşünürsem, ne planlarsam planlayayım sanki en ucuna görünmez bir el çarpı sıfır atıyor.

Başkalarının çıkarı için varlığı sonlanan onca insan. Hem de çoğu sessiz sedasız. Dünyada herkesi doyuracak kadar yemek üretilmiyormuş gibi. Fazlası bile üretiliyor. Sanki bir el atsak, herkese barınacak bir yer inşa edemezmişiz gibi. Altı milyar insanız, tüm yeryüzüne yayılmış. Toplaşıp gücümüzü birleştirsek neler yapabilirken, şu hale bak. Normalde çok haber seyretmiyorum. Sadece büyük başlıkları bilecek kadar. Bu saldırıdan sonra, haliyle biraz daha kurcaladım haber sitelerini: Suudi'ler Yemen'i bombalamış, Rusya da birilerini. Suudi'ler Yemen'i niye bombalıyor? Ben orasını kaçırmışım. Bir de Berlin'de bir patlama olmuş. Ama münferit bir araç. Trafikte giderken. Bir de bizim köprüde şüpheli araç vardı dün filan. Onu da aklım almıyor. Araçta bomba şüphesi varsa, niye patlatıyorsun? Hem de köprünün üstünde. Bavullara filan da yaparlar da, sorsam kimse açıklayamaz, eminim. Zaten patlamasından korkmuyor muyuz? Vardır bir bildikleri deyip geçtiklerimizden. Sokakta bir yere kadar aklım alıyor da köprünün üstü bana çok sakat geldi.

Barış çağrısı yapan akademisyenler hapise girmiş. Onları savunan avukatlar da. Bir de milletvekilinden tekmeyi yemiş bir madenci vardı. Onu da hapse atmışlar. On ay. Tekme yemek de suç bu memlekette. İşini yapıp müvekkilini savunmak da. Zaten Gezi'de en son ayakta durup beklemeye de yasak getirmişlerdi. Yürümek ve oturmak zaten yasak. Uçalım o zaman. Başka çare kalmadı.

Toplaşıp gücümüzü birleştirsek...Aslında devletlerin varoluş sebebi tam da bu değil mi? Toplaşıp gücümüzü birleştirmek. Herşeye sıfırdan mı başlasak? Gene bu noktaya mı varırız? Ya ne yapacağız? Kabile sistemiyle mi yaşayacağız?

Bilmiyorum. Hiçbir şey bilmiyorum.

Daha geriden bakınca: insanlık kaç senedir var? Taş devrinin üstünden 12 000 sene geçmiş desek. İnsanlık bunca senede savaşlara çare bulamadı. Böyle bir gerçeğin karşısında kendimi, kişisel olarak pek cılız hissediyorum. Hala içimde salak bir iyimserlik, "yok yok çıkmayacak savaş," diyor. Dinozorları, kaplanları, vahşi hayvanları alt edip kendi türüne yenilen ilk canlı. Belki de olması gereken bu. Benim hissiyatım özetle bu: tüm bu olan bitenler beni gani gani aşıyor.



5 yorum :

  1. Cok mutsuz olaylar beni civik yapar. Mesela ni kez bile depresyona giremedim. Cok stres çok baskı sonucunda devam edemiyorum aynı kafaya. İlkokul seviyesi espiriler moduma saklaniyorum.

    Bugün tesadüfen tv 'de gördüm. Onlar da benim gibi. Civitik espiri anlayışı, halaylar, boş programlar, alakasız diziler.

    Tüm ülke televizyonu kapatsak duycaz gerçeği. Ama yok.

    YanıtlaSil
  2. ''ne planlarsam planlayayım sanki en ucuna görünmez bir el çarpı sıfır atıyor.'' bu cümle beni de özetlemiş oldu.Galiba insanlığın savaşa çare bulamamasının sebeplerinden biri de dünyada her şeyin zıttıyla var olmasından geliyor daha doğrusu insanların bunu çıkarları doğrultusunda istemesinden.Barış isteyen, mutlu olmak isteyen onu rahatsız edene savaş açmış.Galiba devletlerin bana taş atana ekmek atayım demesi de zor :/ sürekli iç içe geçen sonsuz halkalar gibi bir durum

    YanıtlaSil
  3. Çok şanslısın Dukuju. Çok sağlam savunma mekanizman var demek ki. Cıvıtarak depresyondan korunabiliyorsan tepe tepe cıvıt. Hiç çekinme.
    Ama TV'dakilerle kendini bir görme bence. Sen tepki olarak cıvıtıyorsan, o tepkidir herşeyden önce. O tv'lardakiler olayların ya farkında değil, ya umurlarında değil.

    YanıtlaSil
  4. Demek istediğini anlıyorum Anıl...Belki onları kastetmiyorsun ama Barış bildirisi yayınlayanlar kimseye savaş açmamıştı. Sadece fikirlerini ve hükümete karşı duruşlarını söylemişlerdi. Silahlar diğerlerinin elinde.
    Herşeyin zıttıyla varoluşu...Genel olarak doğru geliyor gene de. Barış diye bir kavram, savaş diye bir kavram olmadan olamaz.

    YanıtlaSil
  5. Barış bildirisi yayınlayanları kastetmemiştim aynen.İşte herkes barış istiyor ama nasıl olacağını anlatmıyor mesela kimle kim arasında nasıl bir barış nasıl sürdürülebilir vs. net olarak açıklayan birine denk gelemedim veya yok :&

    YanıtlaSil