Perşembe, Mart 10, 2016

Gıcır gıcır (devam)

Dişlerimi fırçaladım. Yüzümdeki makyajı temizledim. Dışarda kalmış pilavla, ayıklanmayı bekleyen nohutu dolaba kaldırdım. Çöpü çıkardım. Kapıları kilitledim. Pijamamı giydim. Ve işte biraz daha zaman kazanmak için buraya yazıyorum. Saat daha akşamın sekizi değil ve ben bitik haldeyim. Kolumu kaldıramıyorum. Dün gece saçma saatlerde iki kerede uyudum. Ama sabah güzel bir saatte kalktım. Herhalde böyle böyle düzene girecek. Bu erken kalkabilme işi bile beni başlı başına mutlu edebiliyor.

Bugün Tünel'deydim. Çeviri ajansı'ndaki kızlarla tanışmaya, hem ajansı gezmeye, hem de anlaşma imzalamaya. Hava da güneşliydi öğlende. Sabahtan bulutluydu da.

Ya ben başka bir insan oldum be blog. Eskiden hayatla bir uyumsuzluğum, uyuşmazlığım vardı. Böyle kan uyuşmazlığı gibi temel bir uyuşmazlık. Birbirimize uyuz olurduk. Şimdi hiç öyle değil. Çalışmak bile zevk veriyor artık. Faal olmak. İş dolayısıyla birileriyle tanışmak. O hareket. Bir renk gibi. Sanki hayatıma renk katıyormuş gibi, evet. İşten işe de fark eder tabii.

Geçen hafta yaptığım deneme çevirisinin yayınevinden onayı hemen gelmeyecek. Belirsiz bir süre bekleyecekmiş. Ama ajans bugün beni taze taze başka bir yayınevi ile tanıştırdı. Yeni bir kitap. Pazartesine deneme çevirisini söz verdim. Diğerinin yarısı kadar. Belki diğerinin onayı gelene kadar bunu aradan çıkartırım diye düşündüm. Hah. Asıl söylemek istediğim şu: heyecan. Basılacak ya en sonunda o çeviri(ler), o bana heyecan veriyor. Dedim ben sana. Başka bir insan oldum ben, dedim. Umurumda bile değildi, basılırmış, yayınlanırmış. Yani. Paradan bahset derdim. Artık öyle demiyorum.

Şu an yağmur damlalarını duyuyorum, cama çarpıyor.

Saati dokuz edebildim.

Akşam yemeği yemedim. Aç değildim. Öğleden sonra dört gibi öğle yemeğini hazırlayabildim. Nohutlu pilav ve turşu. Üstünden bir kase şekerli yoğurt. Bir muz. Yeterince doyurucu ve besleyici bence. Aslında balık pazarından kum midyesi baktım. Televizyonda bir paella tarifi izledim de. Not aldım paellayı. Ama bugün canım istemiyordu. Uğraşmak gerek. Halim yok. Öyle birkaç tarif not aldım. Fıstıklı kadayıf dolması mesela. Neydi bir de? Ekmek aşı. Bir de mısır ekmeği. Sadece isimlerini not aldım ama. Nasılsa tarifler bir şekilde bulunur. Ekmek aşını en kısa zamanda yapacağım. Paella 'yı bol bir zamanımda. Safran almam lazım bir de. Bir de beyaz şarap.

İşte izlediğim paella tarifinin videosu:



Haydi bu gecelik bu kadar sevgili okurum. Sonra gene görüşürüz.





2 yorum :

  1. Çeviri işi gerçekten önemli, hem beyin jimnastiği yaptırıyor hem de yazarlığı düşündüğün için sana çok güzel getirileri olacak bak..

    YanıtlaSil
  2. Değil mi Ceren'cim? Bence de. Sırf başka yazarların bir konuya nasıl girdiklerini, bir sahneyi nasıl betimlediklerini yakından incelemek için bile değer. Bir çeşit yamaklık ve daha fazlası...

    YanıtlaSil