Salı, Şubat 09, 2016

Mutluluk bazen bir tercih mi?

Dün dedim ben sana, bugün daha güzel olacak diye. Nitekim... Anlatayım mı neyi farklı yaptığımı?

Geceden başladım. Benim düşüncem bu. Gece uykuya dalarken düşündüklerin, ertesi günün ruh halini etkiliyor. Bence Merkür'ün ters gitmesinden yüzde seksen daha bile çok. Beni sinirlendiren ve vakti zamanında sinirlendirmiş bir sıra insan ve olay vardı. Teker teker karşıma aldım:

 Fi tarihinde olmuş şu X olayını şu an değiştirme imkanım var mı? -Yok. - Düşünmenin bana bir faydası var mı? - Yok. O zaman, arka kapıdan alayım sizi. Sıradaki...

Bu sabah bir telefon gelecekti ve geceden bunun endişesini yaşıyordum. Aynı yukardaki kriteri uyguladım: şu an bunu düşünmem yarınki olaya bir avantaj sağlayacak mı? Herhangi bir etkisi olacak mı - Hayır. O zaman, arka kapı lütfen. Böyle bir resmi geçit oluştu. Hepsi sıraya girmiş canımı sıkmaya. Can benim, sıkmaya mecbur değilim. Hayatta güzel şeyler de var. Onları düşünme tercihini kullanabilirim. Hele ki uykuya dalacakken. Başladım güzel şeyleri düşünmeye. Yatağa daha bir gömüldüm. Sıcacık. Sanki pamuklara sarılmış gibiydim. Dalmışım çok geçmeden.

Bu sabah geldi o meşhur telefon. Hiç endişelendiğim gibi olmadı. Tersi oldu. Hayat işte. Hem ben sinirli sinirli pişmiş aşa soğuk su katacaktım belki, hem de huzursuzluğum yanıma kalacaktı.

Neyse o telefonla ilgili son işleri de yoluna soktuktan sonra, yapılacakları sıraladım. Duşa girdim. Temiz temiz giyindim. Sonra hemen bir yoga yaptım. Anıl'ın blogunda bulduğum bir linkten denedim bu sefer. Onbeşinci dakikada aşırı yorulmuştum, oturdum. Biraz nefes alıştırması yaptım. Sonra da beş dakikalık kısacık bir meditasyon. Yoga'yı videoda olmayan ceset pozisyonuyla bitirdim. Sonra da hayatımdaki olumlu olan herşeye şükrettim. Musluğumdan akan suya, prizin ardındaki elektriğe, başımın üstünde bir dam olmasına, aldığım nefese, aklımın hafızamın çalışmasına, buzdolabında olan yemeklere, kavuştuğum huzuruma, hepsine ve daha birçok şeye şükrettim. Çok iyi geldi. İhtiyacım varmış. İfade edemiyormuşum bu şükretme ihtiyacını epey bir süredir. Olumsuz bir duyguya dönüşüyor öyle olunca, çürüyen bir bitki gibi. Yarın gene şükredeceğim, yoga ve meditasyondan sonra.

İşte bütün günü bunlar kurtardı. Pambuk gibi oldum, pambuk.

Ondan sonra tezgahta duran bulaşıklar bile külfet gibi gözükmedi gözüme. Çünkü yemek yiyebildiğim için çıktı onca bulaşık. Kavga etmeden, sakin sakin topladım. Küçük şeyler, büyük farklar.

Şu an sakin bir müzik çalıyor salonda. Çalışma masasındayım. Bu güzel gün en güzel nasıl biter, onu tasarlıyorum. Yemek yemedim. Yemek önemli. Ama aç değilim. Akşam üstü acıkmıştım, güzel bir tost yaptım. Browni de yapacaktım vişneli. Malzemelerini almıştım. Sonra vazgeçtim.

En güzeli romanın yeni bir bölümünü çalışmak olurdu fakat canım çekmiyor. Belki bir el satranç oynarım. Yeğenimi saymazsak, bir aydır neredeyse satranç oynamıyorum.

Birkaç haftaya bahar müjdecisi günler gelince, termosuma çay doldurup, parka gitmeyi planlıyorum. Geçen gün bir kadın gördüm öyle. Bankın üstünde, termosundan çay içiyordu. Geçen yazı hatırladım. Ne güzeldi...Belki de tüm ömrümün şimdiye kadar en güzeli.

Pambuk demişken, görsellerde aratınca şu çıktı karşıma, adını çok duymuştum da böyle karla kaplı bir ovaya benzediğini bilmezdim. Pamuk tarlası. Dünya gözüyle görsem bir gün keşke.















10 yorum :

  1. Mutluluk bazen tercih ama birazda şans ve birazda bakış açısı sanırım mutlu olmana sevindim.Hep mutlu olman dileği ile sevgiler.

    YanıtlaSil
  2. Benim bloğumdan yararlanmanıza çok mutlu oldum,faydalı olabilmek güzel bir his ^^
    Buddha'nın bir sözü var tumblrda görmüştüm buraya bırakayım dedim;
    ''Mutlu olmanın yolları yoktur,mutluluk bir yoldur''

    YanıtlaSil
  3. Şükretmek seni keyiflendiriyorsa şükret de tabii, ne bileyim olmayana küfür gibi geliyor bana. Mesela aç bir insanın yüzüne ''Ben bugün yemek yiyebildim ama sen 3 gündür açsın. O yüzden şükrediyorum'' diyebilir misin :D

    YanıtlaSil
  4. Bir değişim görüyorum :)
    Bizim burlarda çoktur pamuk tarlaları. Yağmura yakalanmadan toplayabilseler keşke.

    YanıtlaSil
  5. @Sibel: Şans olduğuna pek inanmıyorum ama bazı şartlarda zor olduğunu düşünüyorum, belki de aynı kapıya çıkıyordur. Bazı şartlar şansa bağlı diye düşünürsek eğer. Bakış açısının çok etkisi var bence de. :) Benden de sevgiler. Sen de çok çok mutlu ol :).

    YanıtlaSil
  6. @ Anıl, bloğundan iki gündür faydalanıyorum çok teşekkürler. :))
    Buddha'nın o sözünü bilmezdim. Bu posta cuk oturdu. Teşekkürler.

    YanıtlaSil
  7. @ Berkay; aşkolsun aç birine nispet yapacak bir insan mıyım ki ben? Aç bir insanın yüzüne öyle şey denmez elbet.

    Şükretmek başka bir şey benim için. Sahip olduğum şeyleri "zaten olması gereken buymuş" gibi görmemek. Şu an aç da olabilirdim, çünkü dünya hali kimin başına ne geleceği belli değil, çok şükür yediğim lokmaya demek. "Bak onlar aç çok şükür ben tokum" değil. Bak şu an aç da olabilirdim. Çok şükür tokum. Sahip olduğunun kıymetini bilmek başka, başkalarından daha iyi durumda olduğun için sevinmek çok başka. Sen belki öyle yaptığımı düşündünse, evet, o çirkin bir şey. Ve evet, aradaki fark ince.

    YanıtlaSil
  8. @Jardzy: doğru İzmir ve pamuk. Orada olması lazım. Nedense bana dünyanın bir ucunda ancak olurmuş gibi geldi. Aslında doğru dürüst araba kullanabilsem, ve trafik kazasından bu kadar korkmasam dolaşsam bütün ülkeyi. Pamuk tarlası görene kadar dolaşsam Ege'de. Otobüsle aynı şey değil.

    YanıtlaSil
  9. Kusura bakma, benim davarlığım :) Yaşadığın her anın, her anının değerini bilmeye tabii lafım olmaz :)

    YanıtlaSil