Cuma, Şubat 12, 2016

Mahrem mi yoksa tabu mu?

İşte gene çok güzel bir zaman. Dışarısı kapalı ve yağmurlu, karnım tok ve yapacak bütün işlerimi erteledim, yayıldım koltuğa, kucağımda bilgisayar, yeni blog postu gireceğim. Yanıbaşımda sütlü kahvem ve çikolatam.

Sana kaç gündür bahsetmek istediğim birkaç konu var. Aralarından seçim yapmam lazım. Bazılarını erteleyeceğim sanırım başka postlara. Hem belki o zamana kadar biraz daha olgunlaşır.

Bugün anlatmak istediğimi hiç bahsetmesem mi acaba diye çok düşündüm. Çünkü mahrem bir yanı var. Sonra da mahrem mi gerçekten yoksa tabu mu diye düşündüm. İkisi farklı şeyler. Aradaki geçiş ince. Ayrıca bu blogu okuyan az sayıda da olsa erkekler de var ve konu onları zerre ilgilendirmeyecek diye düşündüm ve çekindim. Ama belki onları da ilgilendiriyordur dolaylı olarak. Eş durumundan dolayı. Olmadı ağabey durumundan dolayı. O da olmadı oğul durumundan dolayı. Hem daha önce yazdığım yazılarda böyle bir endişe taşımadım hiç, erkekler şimdi bunu ne yapsın diye. O zaman otosansür devreye giriyor olabilir. Hmm...

Yazmaya karar verdim sonuç olarak. Çünkü tabuları yıkmaya bayılan bir şövalye tarafım var. Çünkü bu konuda yazılmış bir blog yazısına denk geldiğimi hiç hatırlamıyorum. Ve olsa iyi olurdu, bana biraz yol gösterici olurdu.

Yaş grubuyla da alakalı olabilir bu. Ne de olsa bloggerların ezici çoğunluğu yirmi ila kırklı yaşları arasında. Hamileliğini anlatan yüzlerce, binlerce blogger varken, menopozunu anlatan hiç blogger yok. Ya da bana denk gelmedi diyeceğim ama sanmıyorum. Oysa ikisi de üremeyle alakalı. İkisi de sıkıntılı bir dönem. Bir tuhaflık yok mu sence de bu işte? Hani var ya Nasreddin Hoca'nın kazan hikayesi, doğurduğuna inandın da, öldüğüne mi inanmıyorsun diyor. Ben de diyorum ki, doğurduğunda anlatmaya/dinlemeye değer buluyorsun da, doğuramadığında neden sus otur yerine, kendi içinde yaşa ne yaşayacaksan tavrı? Haksızlık. Saygısızlık. Hamile bir kadına gösterilen şefkat, hassasiyet ve ilgiyi menopoza giren bir kadına da gösterilmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü başka türlüsü köprüyü geçene kadar ayıya dayı demek gibi geliyor. Çünkü şefkat ve anlayışa ihtiyacı(m) var.

Aslında bahsetmek istediğim şey az. Adet döngüm çok düzenli ve kısa bir döngü olmasına rağmen (24 gün) geçen sefer tam bir döngü atladı. Ve ben o koca döngü süresini, koca bir PMS (pre menstruation syndrom: adet öncesi sendromu) olarak yaşadım. Sadece sivilcelerim pörtlemedi ama ruhsal olarak tam bir barut fıçısı gibiydim. Ömrümün sonuna kadar böyle PMS'li yaşayacağım diye çok korktum. Sonra işte bir kaç gün önceki postta da anlattığım gibi, dizginleri elime almaya karar verdim. Beslenmeme dikkat ettim. Yoga yaptım. Meditasyon yaptım. Sakinleştim. Hem vücudum, hem ruhum rahatladı. Ve yoga yaptığımın ikinci günü hayretler içinde kaldım çünkü döngüm yeniden başladı. Yani şu an menopoza girmiş sayılmıyorum. Öyle sayılması için, bir sene boyunca adet görmeyecekmişsin. Ama bence sinyal vermeye başladı. Kırk dört yaşındayım, ve bu kadar erken beklemiyordum. Ellili yaşlarımda olur sanıyordum. Ve o zaman da bu menopoz halleri benim ruhsal durumumu çökertecek sanıyordum. Şu an hiç öyle çökmüş veya hüzünlü hissetmiyorum. Sadece beni nelerin beklediğini bilmek istiyorum. İnternetten araştırdığımda sıcak basması dışında bir bilgi edinemedim. Kadın doktorundan da nedense hiç ümitli değilim. Anneme sorduğumda da pek aydınlatıcı bir cevap alamadım. O yüzden buraya yazmaya karar verdim. Kemiklerin zayıfladığını filan onları biliyorum. Ama neye benziyor bu süreç, ruhsal anlamda, nasıl kolaylanır? Pratik bilgiler lazım. Çok mu zor yoksa işte tek sıkıntısı sıcak basması ve kemik erimesi mi? Bilmiyorum. Şu an tek bildiğim, yoganın çok yaradığı. İnsan vücudu çok acaip bir şey. Ruhsal halin fizyolojini, kimyanı doğrudan etkiliyor.

Son birşey söyleyeceğim: "menopozlu kadınlar" sözcüğünü alaycı, hatta aşağılayıcı olarak kullanıldığına şahit oldum. Sakın yapma. İnsan türünün devamının bütün yükünü ve sıkıntısını vücudunda ve ruhunda taşıyan kadına saygı duy, dahası şefkat duy, anlayış göster.

Bu konudaki paylaşımlarımı menopoz etiketiyle devam ettirmeyi düşünüyorum zamanı geldikçe.
Şimdilik söyleyeceklerim bu kadar. Sevgiyle, saygıyla, huzurla ve sağlıkla kal.

Ekleme: Bu postu yazıp yayınladıktan sonra şöyle bir post buldum İngilizce yazılmış, kendi menopoz deneyimini, nasıl yaşadığını, nelerin değiştiğini, hangi sorunlara nasıl çareler bulduğunu anlatmış sanırım Yeni Zellanda'lı, sanırım diyetisyen ve taş devri diyeti uygulayan bir kadın. Beni en çok gülümseten yanı ise postun ilk cümlesi "bunu yazmadan önce tereddüt ettim, kendim ve menopozumla ilgili yazmaktan" demiş :)






21 yorum :

  1. Selam sizinkinin adı ön mrnepoz.,Bana doktor dediğinde çok şaşırmıştım.5 veya 6 yıl sürüyor.Artı ve eksi olabilir. Normal süreç devam ediyor.Aksamalar son yıllara doğru oluyor.Bende ne ateş basması nedre terleme oldu. Horrman istemedim . Süreci normal yasamak istedim. Kilo artışı oluyor. Özellikle bel çevresi kalınlaşiyor.Sevgiyle kalın.

    YanıtlaSil
  2. Neeeeaaaa 5 ya da 6 yıl mı? Yuh. Neyse ki yoga var. Ben de istemem hormon mormon. Doğada hormon hapı mı var sanki. Doğal olsun. Doktora zaten gitmeyi düşünüyordum artık kesinleşti.

    Çok teşekkürler bilgilendirici yorumunuz için Parıldayan Çiçek. Umarım ben de sizin kadar rahat atlatırım.

    YanıtlaSil
  3. Parıldayan Çiçek'e bakma sen, bazen insan sıkıntılı döneminde mevsim değişikliklerinde atlayabiliyor 1 döngü, bana çok oldu, ilk olduğunda 5-6 senem var deseydim şimdiye 10 senedir menopozdaydım :D
    Fakat geçen sene bende de benzer bir durum oldu ve ben baya sıkıntı yaşayınca acaba dedim 35 yaşındayım, bazı kadınlar gibi ben de mi giriyorum erkenden.. Üreyememek değil de ben birden yaşlanmaktan korktum, hani hormonlar insanı genç tutuyor tabii ki vücut birden çöküyor falan diyorlar ama sonra düşündüm ya benim önümde bir sürü örnek var annem teyzelerim, hiç biri de sorunlu menopoz yaşamadı ne sıkıntı oldu ne fiziksel çöküş, sen nasıl beklenti içine girersen öyle oluyor aslında. Hormon falan da vermiyor doktorlar artık, tıbben normal kabul ediliyor ama erken olmayanı tabii. Yine de dediğim gibi bence seninki "sıkmak"la alakalı kendini, ondan gevşeyince gelivermiş işte. Bu sıra kitapla aklın yoğun, beynin vücudunu da etkiliyor, normal bunlar biliyorsun sen de psikoloji mezunusun.. Öpüyorum çok, takılma, genciz daha, içimiz hep 20,999 ;)

    YanıtlaSil
  4. Yok Ceren'cim, benim bir döngü atladığı hiç olmadı hayatımda. Erken olduğu olur stresten ya da uçağa bindiğimde basınç değişikliğinden, bir iki kere de gecikti ama o da biri tıp sınavları (hayatımın stresi) zamanı 10 gün. Tam bir döngü atlamadı asla. Bir de artık süresi de kısaldı eskiden beşinci güne kadar sarkardı şimdi bir kaç senedir üçüncü gün bitiyor. Bazı sinyalleri vermeye başladı. Bence de önmenopoz. Yani girizgah.
    İşte ben de yaşlanmaktan korkacağımdan korkardım, ama hiç öyle hissetmiyorum. Belki de bilinçsizlikten. Ya da sağlıklı yaşamanın tüm numaralarını bildiğimi sanmaktan :)))
    Dur bakalım doktor ne diyecek.

    YanıtlaSil
  5. Bence ne mahrem ne tabu.

    Yanlış bilinen gerçekler...
    Final gibi gelmesi, yaşama sevincinin suskunluğa döndüğü o aşama zannedilmesi, bir bardaki "kapatıyoruz beyler" anı sanki.

    Kim konuşmak istesin ki, neye hazırlansin, kendine motivasyon durakları koysun?

    Böyle zannediliyor.
    Bence tabi.

    Hic de etrafımdaki menopoz yaşamış kadinlarda görmediğim şeyler. Hepsi genç. Enerji dolu. Aşk hayatları var.

    Benim de döngüler azaldı, haftada 3'e düştü. Yaş henüz 32 ve bayadir böyle.

    Merakla bekliyorum bakalım nereye gidiyoruz. Doktora da usenmesem sorsam.

    Menopoz etiketli yazıları ilgiyle bekliyorum.

    YanıtlaSil
  6. Dukuju! Etrafında ne güzel insanlar varmış. Ben o söylediğin tarzda insanları çok şaşırarak Datça'da görmüştüm. Benim çevremdeyse pek dillendirilen bir konu değil. Fakat gözlemlerim insanların yavaş yavaş yaşlandığı. Gene de net bir eşik gözlemlemedim hiç.

    Senin haftada 3 dediğin döngüyü tam anlayamadım. Herhalde farklı bir şeye döngü diyorsun. Benim dediğim adet görmeye başladığın günden, ikinci adet görmeye başladığın gün arasında geçen süre.

    YanıtlaSil
  7. Ayda 3 dicektim. Eskiden 5-6 gün surerdi. Şimdi çok azaldı.
    Evet, bu konu anca karikatürize edilerek dillendiriliyor.

    YanıtlaSil
  8. Ha anladım şimdi. Adet süresini diyorsun. 3 gün. Evet.

    YanıtlaSil
  9. Yazdiklarim internet denizinde kayboldu, offf.

    Demistim ki, ben de birkac aydir kendi bedenim icin supheye dustum. Su an belirtileri hatirlamiyor olmam über tuhaf ama bir tanesi unutkanlik :))
    Konunun mahrem veya tabu olmasi yine evrensel olarak kadinin arka planda kalmasi.
    Ben de merak ediyorum. Postu ozel takibime aldim.

    YanıtlaSil
  10. Senin için de henüz çok genç Jardzy. En sağlamı bir doktora danışmak.

    Kadının arka planda kalmışlığını ya da itilmişliğini iyi dedin. Mantıklı.

    Aslında blogspot keşke belirli etiketli yazıları bildirse isteyene, ne şahane olurdu.

    YanıtlaSil
  11. Bu konuda İnci Aral'ın İçimde Kuşlar Göçtü kitabını tavsiye ederim. Bir de yanlış anlaşılmışım sorunlu olan değil sorunsuz beş altı yıldan söz etmiştim.Ayrıca her insanda farklılık gösterir.Sevgiler.

    YanıtlaSil
  12. Bu konuda kitap yazılmış olduğunu bilmiyordum. Teşekkürler Parıltılı Çiçek. Ayrıca o beş yıl ın sorunsuz olacağını da anlamamıştım. Fiyuuu. Neyse bari. Burada bu bilgiler dursun. Açıp okuyanlar görsün.

    YanıtlaSil
  13. Hayatınızdan alıntı bir yazı olmuş. Okurken sorunlarınızı paylaştım gerçekten. Kendi bloguma beklerim.

    YanıtlaSil
  14. Merhaba Küçük Joe valla bu yazıyı daha ilk gün yazacaktım. Ama nedense telefondan giremedim.Bende bilgisayarda yazayım dedim bari.Malum önemli konu. Tabi benim yazdıklarım seninkilerin yanında ne kadar önemli bilinmez.Her şeyden önce kırklı yaşlara yeni girmiş yada kırk yaş altı hanımların kesinliklle bir doktora görünmeleri gerektiğini ısrarla tavsiye ediyorum. Tabi sen biliyorsun ama menepoz başlangıcıdır deyip de gitmeyen bir öok hanım var benim gibi sonuçları pek iyi olmuyor. Buradaki amacım hanımları tedirgin etmek değil tabi. Ama ucunda başka hastalıklar olabilir. Menepoza gelince korkulacak ve tedirgin olacak çok ciddi bir durum olduğunu söyleyemeyeceğim. Kişiye göre değişsede çok sıkıntı yok. İlgi ve şefkate gelince sadece gülüyorum. Sevgiyle ve sağlıkla kal.

    YanıtlaSil
  15. Bence bu konuda çok okumak, diğer insanların yaşadığı olumsuzlukları okumak canınızı sıkabilir, bu tip şeyler herkesin farklı yaşadığı şeyler, bu sürecin bütün olumsuzluklarını yaşayacağınızı düşünmeyin, yoga ve sizi iyi hisettiren diğer şeyleri yapın, bu süreci en güzel şekilde yaşayacağınıza inanın ve sakin olun:)

    YanıtlaSil
  16. @Uçlu Klavye: hoşgeldiniz, teşekkür ederim yorum bıraktığınız için.

    YanıtlaSil
  17. @Sevgili Sibel, senin söylediklerin aksine bin kat daha önemli. Sonradan pişman olmaktansa tedbirli olmak çok daha mantıklı.
    İlgi ve şefkate neden güldün ki? :)))
    Sen de sevgiyle ve sıhhatle kal. Artık güzel haberlerini almak istiyorum.

    YanıtlaSil
  18. @ Eren: değerli tavsiyelerinizi dikkate alacağım. No panik! Ama gene de bir fikrim olsun istiyorum. Kötümserliğe kapılmadan.

    YanıtlaSil
  19. Yani bu toplumda kadına ilgi ve şefkate alışık olmadığımızdan öyle yazdım. Helede menepozluyken. İstisnalar kaidei bozmaz tabi. İyilerde var mutlaka

    YanıtlaSil
  20. :)))) Olsa ne muhteşem olurdu...Genelinde yani. Yerleşik olsa mesela.
    Kadınlara özellikle değil ama yaşlı insanlara bir ayrıcalık, bir anlayış var gene de. Saygınlıkları da var.

    YanıtlaSil
  21. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil