Cuma, Şubat 05, 2016

Bir kış günü ancak bu kadar güzel olabilir.

Akşam yemeği midemde. Karnım çok ayarında tok. Yemek sonrası kahvem yanımda. Ev sessiz. Sadece biraz caddeden taşan, gündüze göre seyrelmiş akşam trafiği sesleri. Bugün güzel bir gün geçirdim. Sana anlatmam lazım. Hadi gel.

Bir kere tartıda ilk defa 66.7'nin altını gördüm, iki aydır filan olmuyordu. Hemi de dün gece ayıptır söylemesi, mükellef bir akşam yemeğinin üstünden kaymaklı ekmek kadayıfını götürmüşken. İnanmıyorsun değil mi şimdi sen bana. Dahasını da söyleyeceğim. Sabahında da tahinli pekmezli kahvaltı yapmıştım. Ben de zor inandım sabah, doğruya doğru.

Dün akşamı söyleyeyim önce. Geceyarısına yakın, fb'ta kardeşimi yakaladım. Okullar Şubat tatilindeymiş ya, bizimkilerin de Bursa'dan döndüğünü annemden öğrenmişim, tatil daha bitmediyse değerlendireyim istedim. Uzun lafın kısası, iki minik beyefendiyi kardeşim bugün bana getirmeye razı oldu. Bir sevinç, bir coşku bende. Konuşmamız bitti, kardeşim ben yatıyorum dedi, gitti.

Hiç zaman kaybetmeden, arkasından çocukluk arkadaşım Z.'yi yakaladım gene fb'tan. Hal hatır sorduk birbirimize, ondan bundan konuştuk. Konuşunca dedim sana bir haberim var. İlk öykümü ilk ona göndermiştim, kızıyla beraber okumuşlar çok beğenmişlerdi. Dedim ki romanı yazmaya başladım. Plan tamam, ve dün ilk bölümü yazdım. Çok sevindi, hemen bana synopsis gönder dedi. Dedim arka kapak yazısı var onu göndereyim. Bir de ilk bölümü. Tamam dedi. Sonra fb'tan çıktı.

Evet ilk bölümü evvelsi gün yazdım. Geriye kaldı yirmi üç bölüm. Fakat ne zormuş kardeşim. Ben sanıyorum ki ohooo yıllardır yazıyorum, su gibi yazar bitiririm. Yok. Öyle olmuyormuş. Bir kere çok kısa oldu, hadi onu geç. Sonra ben belirli bir şey anlatacaktım, öne başka yazılar girdi. Tiksindim mi kendi yazımdan. Sabah bir okuyayım taze kafayla bakalım nasıl geliyor gözüme diye sabahtan medet umdum. Yok yani. Ben böyle sanatsal sanatsal, estetik estetik, oymalı dantelli yazabileceğimi, hatta döktüreceğimi sanırken pöf. Yok. Z. hiç beğenmeyecek, biliyorum. Ayy başladım bu sefer; romancılık senin neyine, sen kendini ne sanmıştın ki, sanatçı mı sanmıştın. Unut bence. Çok vasatsın. Filan böyle bir bet bir ruh halindeydim bu sabah.

Derken, Dukuju'dan sıcacık bir yorum geldi geçmiş yazılarımdan birine. Yazının konusuyla ilgili bir yorum bırakmış, bir de altına not olarak, sabahtan beri blogu en başından okuduğunu ve çok keyif aldığını yazmış. En başından sırayla...Demek ki okunabiliyor. Keyif... Doğru, başkaları da demişti bunu başka zamanlar. Tamamen aklımdan çıkmış. Tamam sanatçı değilim belki, ama keyifli bir roman yazmayı deneyebilirim. Çünkü sanat da sanat diye kendimi tüketme pahasına bir eser çıkacaksa zaten yazık bana yani. Çıkmasın. Eksik olsun.  Bir de şimdi aklıma geldi. Yazdığım belki pek sanatsal olmayabilir. Fakat onu yazarken çok keyif aldım ben o gün. Bu da kayıtlarıma geçsin burada. Keyif demişken. De mi. (Bu arada Z.'ten hala yorum gelmedi birinci bölümle ilgili.) Kısacası Dukuju'nun yorumunu, ve içinde keyif geçen cümlesini sıcak su torbası gibi kalbime bastırdım bütün gün.

Sonra benim beyefendiler geldi. Nasıl özlemişim ya. Küçük ortalığı talan etti biraz ama olsun. Gözümde değil. Büyükle de bir el satranç oynadık. Yendi beni. Güzel yendi. Çok durmadılar. Yolları uzundu. Gitmeden büyükle beş kere filan sarıldık birbirimize. Dur bakayım ne dedi tam kalkmaları gerektiğini anladığında? "Bu ağır oldu" dedi. :)))) Onlar gittikten sonra içime ılık ılık bir şeyler aktı. Galiba sevgiydi. Koltuğa uzanıp, düşüncelere daldım. Özlemeye başladım hemen. Halen de özlüyorum.

Böyle işte blog. Şu yazı işinde bir denge tutturmam şart. Keyif güzel bir kıstas. Hem iddiası da yok. Bir de sonuçta ben ilk taslağı yazmış sayılmam. Sadece bölümleri yazmıştım. Muhtemelen bir tane yazıp bitirip üstünden bir cila geçmek en doğru yöntem olacak. Yoksa hiç durmadan parlat. Olmadı sil. Baştan. Deli işi yani.

Meraklısına not: Scrivener'ı indirdim. Deneme sürümü. Çok memnunum şimdilik. En beğendiğim özelliği, ekranın kenarlarını karartıp sanki daktiloya kağıt takmışsın gibi bembeyaz bir sayfada yazma imkanı sağlaması. Word'deki gibi yukarda menüsüydü düğmesiydi yok. Zor tarafı ise asgari yarım saatlik eğitim süresi. Kesin satın alacağım.

4 yorum :

  1. Ben hala devam ediyorum Joe'nun aleminde. Şuanda Gezi olaylarını ve ameliyatı atlattı kahramanımız : )

    İsmimi gördüğümde yazıda, heyecan sardı :D Kurguya ben de dahil olmuşum gibi.

    Ehehe.

    Vay be yorumum Joe'ya iyi geldiyse, ne mutlu bana. Bir de daha etrafıma yayma işlerine giriştim. Başta bencil gibi kimseye söylemedim. Ama şimdi anneme ve iki kız arkadaşıma çıtlattım. Onlar da dalsın bu aleme.

    Keyifle..

    Sevgiler, iyi haftasonları.

    YanıtlaSil
  2. İki gündür zamanlamada üstüne tanımıyorum Dukuju. Bugün de en sinirli anımda aldım şu yorumu. Yani böyle bardağı alıp duvara fırlatacak gibi olursun ya, tam o sırada konuyu bilmeyen biri odaya dalar ve sevgi sözcükleri söyler en samimisinden, onun gibi.
    Annene ve arkadaşlarına selamlar ;)

    YanıtlaSil
  3. Yine iç ısıtan bir yazı benim de bloğumu ziyaret edebilirsiniz ^^

    YanıtlaSil
  4. Anıl'cım teşekkür ederim. Dün göz attım senin bloğa. Benimkine yakın buldum, içtenliğini en çok beğendim. Bir iki güne sağ sütünda takip edilecekler arasında yerini alacak.

    YanıtlaSil