Salı, Ocak 05, 2016

Verimli günler (devam).

İşte verimli geçmiş başka bir günün son saatleri. Salondayım. Bu defa tekli koltukta. Hani kar yağarken camın ve kaloriferin yanına çektiğim. Ayaklarımı televizyon sehpasına uzattım. Kucağımda laptop. Solumda ayaklı ışık. Müzik yok. Sadece bir saatin tiktakları ve arada bir sokaktan geçen motorların sesi.

Bu sabah kalktığımdan beri listelediğim irili ufaklı işlerin çoğunu bitirdim. Bir kaç günlük yemek listem ve onların malzemesinin alışverişi dahil. Ve temizlik. Ruhumu arındırıyor sankim. İçim temizleniyor adeta. İş için hesaplar yaptım sonra. En kötü ihtimale göre. Tutarsa iş kadını oluyorum. Bu çok farklı bir gelişme olacak. Ne de olsa, bir yanım feci halde Kayserili. Bilmiyordun değil mi? Söylememiştim hiç.

Bugün güzel bir haber aldım. Önümüzdeki günlerde, çok eskiden tanıdığım bir arkadaşımın, romanı çıkacak piyasaya. Hem onun adına çok sevindim, hem de kendi adıma sıranın yavaş yavaş bana geldiğini hissediyorum. Dürtüldüm. Bir gün ben de elimde tutacağım kitabımı. Dahası, başkaları ellerinde tutacaklar. Ama daha var.

Sonra Türkiye Satranç Federasyonu'nun sayfasına girdim dün. Sinirlerim bozuldu. Gülmekten karnıma ağrılar girerken bir yandan da ağlamak istiyordum böğüre böğüre. Türkiye kadınlar satranç turnuvasının geçen seneki birincilik ödülü ne bilmek ister misin? Arzum'dan hediye çeki. Erkeklere para, kadınlara bir ev eşyası firmasının hediye çeki! Yani kendine mikser, elektrikli süpürge filan alıyorsun. Koca Türkiye'nin satranç şampiyonu bile olsa, kadının yeri bu. Anladım, sponsor olmuş Arzum ama bari satrançla alakalı bir sektörden sponsor bul, böyle beyinsel bir şey, mesela bilgisayar filan, hani erkeklere verdiğin nakit paranın yarısını kadınlara veremedin. Ama kadın imajıyla örtüşmüyor, değil mi, ne yazık. Oysa bir bak etrafına, bilgisayar kullanıcılarının yarısı kadın. Bence çok büyük rezillik. Üstelik hediye çekinin tutarı erkeklerin nakit olarak kazandığından %50 daha az. Şeytan diyor git oraya, şampiyon ol, sonra da oradaki herkesi bir temiz fırçala. Rezalet çıkar. Gazeteler yazsın. Yaparım, bilirsin. Yani rezalet çıkarma kısmını. Şampiyon olmak biraz kasabilir. Oy oy oy o ödül törenini nasıl bir şenliğe çevirme kapasitesi var bende bilemezsin. Elimden mikrofonları yaka paça kurtardıkları geliyor gözümün önüne, beni de sürükleye sürükleye salondan çıkardıkları. Bakalım bir sonraki sene gene Arzum sponsor oluyor mu. Neyyyyyyse. Kaldı ki ben kadınların satrançta ayrı kategoride yarışmasını da hakaret olarak görüyorum.

İşte böyle blog. Hayatın bir saniye sonrasının garantisi yokken, benim yarınlara inanarak yaptığım planlar bunlar. Salonun duvarına dayadığım kocaman beyaz tahtamda her bir amaç için bir sütün açtım. Gerçekleştirebilirsem, ah bir gerçekleştirebilirsem, o zaman tutma beni. En azından sabah uyandığımda yapmak için sabırsızlandığım işler var. Şimdi yarınki görevleri sıralamaya gidiyorum. Sonra da, babamın bize çocukken söylediği gibi, yatak balosu.




10 yorum :

  1. Kim takar zekayı, şampiyonluğu :)

    YanıtlaSil
  2. Ay yazıklar olsun Satranç Federasyonu'na ahahhahha! O rezaleti çıkar lütfen, hatta törene biz de gelelim, sahneye fırlayalım. Belki böylece bir sonraki sene akılları başlarına gelir. Arzummuş, ev eşyasıymış, 1849'dayız da haberimiz yok herhalde.
    Kayseri varsa senin de genlerinde var demek ki ticaret, biliyorsun Kanesh Karum filan, bir yanın Assurlu bile olabilir :)

    YanıtlaSil
  3. @ Sibel: kimse takmıyor vallahi de. Gitsin yemek yapsın, evi süpürsün gene. Harcanıyoruz.

    YanıtlaSil
  4. @ Fermina: şampiyon olsam kesin çıkartırım, sizi de çağırırım :) Şampiyon olana kadar mesele.
    Kayseri var genlerde, ticaret de olması lazım :) Dur bakalım :)

    YanıtlaSil
  5. Çok sinir oldum ben de bu habere.Bir erkek olarak kadınlardan üstün hiçbir şeyimiz olduğuna inanmıyorum aynı şekilde kadınların da.Kadın evde oturur iş yapar mantığıyla sponsor yapmışlar herhalde.Daha da kötüsü bu gibi seviyesi düşük şeyler yaşadığım ülkede olunca artık şaşırmıyorum;sinirle karışık bir şekilde gülümsüyorum.

    YanıtlaSil
  6. Sorma Anıl, yani öğleden sonra ülkenin en iyi satranç oyuncusu ilan edileceksin akşam nasılsa mikserinde yumurtalarını çırpıp, evini temizleyeceksin, çamaşırları yıkayacaksın. Satranç zeka geliştirir derler bir de, doğrudur zeka geliştiriyordur ama zihniyet aynı kalıyorsa zahir, o zekanın kime ne faydası var. Satranç federasyonu yönetiminde kadınları görmek istiyoruz, buradan yetkililere sesleniyorum, maço erkekler anca bu kadar yapabiliyor :D

    YanıtlaSil
  7. fizik gücüne dayalı bir sporda anlarım da satrançta niye kadın-erkek diye kategori var ki diye düşünmüştüm, sen de değinmişsin zaten. Kadına hediye çeki, erkeğe para durumundan daha vahimi o bence. Günah mı ki acaba? :P

    YanıtlaSil
  8. Berkay, yerden göğe kadar haklısın. İşin o kısmını sona bırakıp kısa kesmemin tek bir sebebi var: bu konudaki tepkimi, facebook üstünden yaygara kopararak daha önce bir kere yapmış olmam. Hem ayrı kategoride yarıştırıyorlar, bir de ödül ev eşyası. Ha bizimkilerle alakalı ve sınırlı değil yalnız. Tüm dünyada böyle. Gerekçe de efendim neymiş, kadınların konsantrasyon süresi daha zayıfmış, o yüzden dezavantajlı oluyorlarmış. Reddediyorum. Dahası var, biz böyle bir nevi gerizekalı olduğumuz için biz kadınlara avantadan 200 Elo puan veriyorlar. Yalnız şöyle bir durum var, isteyen kadın, erkek sporcularla yarışabilir. İsteğe bağlı. Ama normal prosedür kadınları kendi aralarında yarıştırmak. Peh.

    YanıtlaSil
  9. Bence sen satranç oynamayı bırak erkekler yapsın:-)

    YanıtlaSil
  10. ahahahha !!! ben elimin hamuruyla poğaça yapayım, neme gerek satranç matranç.

    YanıtlaSil