Pazartesi, Ocak 11, 2016

Roman.

Nasıl bir tembellik var üstümde, nasıl bir ağırlık. Hiçbir şey yapasım yok. Ne film izlemek, ne satranç oynamak ne tezgahta duran bulaşıkları kaldırmak. Belki iki satır blog yazarım diye geldim. Silmezsem o da.

Bugün kahvaltıdan hemen sonra romanın başına oturdum. Dün arka kapak yazısını kotarıp konuyu epey bir derleyip toparlamıştım. Bugün de iskeleti çalıştım. Hangi olay hangi olaydan sonra olacak. Uzun süre hazır bir iskelet aradım ama olmadı. Uymadı hazır olanlar. Ben de kendi işimi kendim görmek zorunda kaldım. Tabii ki de daha bitiremedim. Ama bu iskelet bitsin istiyorum bir an önce. Bitsin ki artık bölüm listesi çıkarayım. Of daha çok iş var. Şöyle gürül gürül yazma aşamasına geçsem. Aylardır bunu bekliyorum.

Bir tane kitap almışım olay örgüsü ve iskelet üstüne. İngilizce (Plot & Structure adı). Böyle eline alıp da roman okur gibi okursan yazdıkları boş geliyor. Ama uygulamaya başladığında ne kadar faydalı ve doğru bilgiler içerdiğini anlıyorsun. Mesela iskeletten önce arka kapak yazısı yazmak, ve arka kapak yazısını kolayca yazmak için gerekli şablonu oradan buldum. Aynı şekilde önerdiği üç bölümlük iskelet önce bana çok basmakalıp geldi. Kaçtıkça kaçtım. Ama sonra ne oldu. Gene onun lafıyla olayları sıraya sokmaya başlayabildim. Ya! Bu da bugünün zaferiydi.

Daha iskeletle birkaç gün daha cebelleşeceğim, belli oldu. Ama eninde sonunda ortaya çıkacak. Bu da belli oldu. Ortaya çıkmayacak da nereye saklanacaktı ki.

Yalnız bugün şöyle birşey sezdim. Hani alkolik yazar tipi vardır ya. Bugün o içme arzusunu sezdim. Çünkü geriliyorsun yazarken. Gerildim. Ve genelde yanımda çayım, kahvem olur. Yetmedi. Gevşetecek bir dış unsur-içecek arandım. Birden dank etti kafama neyi aradığım. Neyse ki içkiyle hiç aram yoktur. Dün de aynısı olmuştu. O gerginliği dün enerji birikimi diye yorumlayıp Tibet yogası üstüne yürüyüş yapmıştım. Çok süper olmuştu. Bugün bölmeyeyim işimi, bir parça daha ilerleyeyim dedim, bak az kalsın ne oluyordu. Olmazdı da. Gene de. Korktum.

Belki de Murakami o yüzden koşuyor. Ya!

Şimdi bir hesap yapsam. Bu hafta iskeleti tamamlasam, bitse, önümüzdeki hafta ya da iki hafta da bölüm listesini. Ocağın üçüncü haftası veya sonu eder. Şimdi Ağustos sonundan bu yana yaklaşık beş ay etti desek. Yazma aşaması da en fazla bu kadar sürse. Toplam on ay eder. İyi. Çok yavaş sayılmaz.




2 yorum :

  1. Bir insan spontane olmadan planlı bir şekilde nasıl yazar, bilmiyorum. Ben beceremiyorum yani o yüzden bilmiyorum. Yazarken kafamı topladığım için dallanıp budaklanıyorum. Respect from Fethiye :)

    Basmakalıp geliyor deyip kestirme bir şeyleri, boşuna basmakalıp olmuyorlar ;)

    YanıtlaSil
  2. Planlı yazmak bize okulda kafamıza kakıla kakıla öğretilen bir şey. Fransız eğitiminin bel kemiği. Öğretilen dolayısıyla öğrenilebilen bir şey. Ama kendi kendine ödev icat etmek hem de okul bittikten yıllar sonra. İşte o kısmı biraz zorladı :)))
    Basmakalıp dediğim ne biliyor musun: böyle hani ucuz hollywood yapımları vardır ya, sonu baştan belli, hem de çok çok belli. Onlara benzettim kitapta yazılanları. Ama işte kenarından dolanmaya çalıştım. Bakalım.

    YanıtlaSil