Cumartesi, Ocak 02, 2016

Güzel başladı 2016.

Güneş ve karın el ele verdiği senenin ikinci gününden merhaba sevgili okurum. Seneye bomba gibi başladım desem? Umarım bütün sene bu ruh halinde seyrederim. Dün kırmızı dolabı düzenleyecektim ya, yaptım onu. Şimdi açınca karman çorman üst üste atılmış onlarca defterle karşı karşıya kalmıyorum. Alt raf için de kutular almayı tasarladım. Orası başka türlü adam olmaz. Aslında uzun vadede o defterlerin bir kısmını atmak istiyorum. Eski enerji. Ama işte kişisel arşivim diyorum. Sakla samanı gelir zamanı hesabı. Dönüp de bir bilgi arayıp bulacağımdan değil fakat daha çok fotoğraf gibi. Eski bu fotoğraf diye tutup atabilir misin? Tam tersine eski olduğu için değerlidir. Onun gibi.

Bu sabah da dün sabahla aynı kahvaltıyı yaptım. Sonunda aklım başıma geldi. Tek kişi olduğum için çok sevdiğim halde somun ekmek alamıyorum. Ziyan etmektense hiç almam diyorum o kadar içim cız ediyor o ekmek kuruyup işe yaramaz hale geldiğinde. Lezzetsiz tost ekmeğine kalıyorum kuru kuru. Yılbaşı sabahı yerim diye yılın son günü aklıma geldi. Ekmek hamuru aldım. Kendim yoğurunca aynı tadı tutturamıyorum, doğruya doğru. Aldım ihtiyacım kadarını koparıp yılın ilk sabahı fırına attım. Kalanı buzdolabına. Oldu mu tazecik sıcacık enfes ekmek. Reçel de almıştım yanına. Bu sabah da kalmış taze keçi peyniri, zeytin ezmesi ve reçellerle kahvaltı ettim. Ve ekmeğin dünden kalan hamurunu pişirip, gene taze ekmekle kahvaltı etmiş oldum. Hem de ne yapıyorum biliyor musun, sabah kalkıyorum, çayı hazırlıyorum, ekmekleri fırına atıyorum, o sırada yüzümü yıkıyorum, duşa giriyorum, temizlik faslı da aradan çıkıyor, odayı havalandırıyorum, ve sonra temiz temiz kahvaltının başına oturup ziyafet çekiyorum.

Dün kırmızı dolabı düzenlerken elime bir kağıt geçti. Üzerinde para kazanmakla ilgili kitapların isimleri, yazarları. Birincisini arattım bulamadım. İkincisini arattım ve buldum. Çok farklı yerlerde ismini duymuştum ama hiç edinememiştim: The Richest Man in Babylon. Babil'in en zengin adamı. Anthony Robbins ve Celestine Chua'da tavsiye ediyorlardı diye kalmış aklımda. Üç tane piyango biletime bir amorti bile çıkmamasının acısını böyle çıkardım. (Ne diyordu Pucca: hayaller Paris, gerçekler Muş). Bir oturuşta elli sayfaya yakın okumuşum. Şimdilik güzel gidiyor. Bir de hem Robbins'in hem Chua'nın tavsiyelerinin orijinaline ulaşmış gibi hissediyorum kendimi. Ekşiyi açtım aslında en önce; okumuş bir kişi bulabildim Türkiye'den: "bugün dördüncü gün ve ben elimde çeyrek altın tutuyorum" diyordu. O zaman dedim ki tamaaaaam, bu kitap illa ki okunacak. Hikaye gibi anlatılmış, okuması zevkli. Ve benim uygulayabileceğim prensipler. Tavsiye eder misin dersen; ederim. Herkes yapabilir mi? Kazancının onda birini herkes arttırabilir, kabul; ama zor ve herkesin yapamayacağını düşündüğüm kısmı birikimi kar getirecek şekilde işletmek. Bazı insanların yapısında var, bazılarında hiç yok diye düşünüyorum. Ama böyle bir kitap okumaya heves ediyorsan, o zaman içinde bir nebze girişimcilik vardır, yapmayı denemelisin en azından, gerekirse bata çıka. Aslında önerdikleri o kadar basit ki, e bu mu yani şimdi diyorsun, ama ben okumuş ve başarıyla uygulamış o kadar çok kişinin makalesini, kitabını okudum ki, uygulandığında kesin sonuç getireceğinden hiç şüphem yok. Ve kafamdaki bazı eksik parçaları tamamladı şimdiden.

Herşey yavaş yavaş sıraya giriyor. Hayaller, hevesler. Bir spor kaldı sıraya sokamadığım. Aç karnıma yapmak istemiyorum. Kahvaltıdan hemen sonra da. Kahvaltı geçtikten sonra da kaynıyor. Bir çare bulmam gerek.

Kar nasıl güzel yağıyor. Kahvaltıdan artan çayım yanımda. Ayağım çıplak. Gidip çorap giyeceğim. Sonra da koltuğu camın ve kaloriferin yanına çekip, kitaptan bir otuz- kırk sayfa daha okuyacağım. Biraz defterime planlarımı yazacağım. Sonra biraz ev işi yaparım. Sonra belki romanı çalışırım. Sonra belki dışarı çıkar plastik kutu bakarım.  Heyecanlıyım.








4 yorum :

  1. İçim açıldı okuduktan sonra ^^

    YanıtlaSil
  2. Fırında ekmek olayını nasıl yapıyorsun nasıl şekil veriyorsun acaba? :)

    YanıtlaSil
  3. BU sabah resimlerini çektim sana göstermek için. Ama kabaca tarif etmek gerekirse şekil filan vermiyorum. Öylece atıyorum fırına.

    YanıtlaSil