Cumartesi, Ocak 23, 2016

Blogspot, facebook, twitter, instagram olmadan nasıl paylaşırdık? Ya da kristaller.

Eveeeet misketler geldi. Görsel çekildi. Herşey tamam. Gel otur şimdi yamacıma, sana eski ve sevdiğim bir hikayeyi anlatacağım.

Senesini hatırlamıyorum, yalan olmasın ama daha ortalıkta ne blogspot var ne de facebook, instagram filan da hak getire. (Tarih öncesi deme bak. Kızarım.) Ne diyordum? Hah. İnternet var ama daha bebeklik çağında. Ne resim paylaşabiliyorsun, ne de yazı. Ancak programlama bileceksin de, kendi siteni tasarlayacaksın da, bir resim koyacaksın, altına da yazı. Ölme eşeğim ölme. İnsanlık daha bir şey paylaşmamış, öyle diyim ben sana. Hele ben, sürünüyorum paylaşamamaktan. Etrafımda beni anlayan, dinleyen, ilgi alanlarımı paylaştığım bir insan evladı yok ve dünyada da yok sanıyorum.

O sırada bir müzede çalışıyorum. Normalde danışmadayım, ama sergi hazırlandığı zaman hamallık dahil her işe koşturuyorlar ve zamanın çoğunda ofis dediğimiz, girişi ve sergi alanını kuşbakışı gören genişçe bir alanı kaplayan yerdeyim. Ortada bir masa öbeği var, bir de arkada ve önde. Orada çalışan diğer insanlar da çoğunlukla benden ya dört beş yaş ya da en fazla sekiz yaş genç insanlar ya yeni mezun ya yüksek lisans öğrencisi. Patronlar hariç. Gelen giden sanatçılar oluyor. Onlar da bizle yaşıt çoğu zaman. Ortam rahat, hatta bana göre eğlenceli sayılır, herkes ayrı bir dünya.

Bir gün, sergi hazırlığı öncesi ama en yoğun zamanlar değil, çok işimiz yokken ortadaki öbekte, internette bir aşağı bir yukarı aylak aylak geziniyorum. Nereden oraya geldim hiç bilmiyorum. Kalakalmışım. Karşımdaki masada oturan çocuk adına A. diyelim:

A: -Küçük Joe, şu an çok ilgini çeken bir şeye bakıyorsun bence, dedi. Por.no mu izliyorsun yoksa?

-Ya, dedim. Po.rno. Gel sen de izle.

A:-Çok merak ettim, gelip bakacağım.

-Gel bak!

Kalktı yerinden, suratında kocaman bir gülümseme. Muzır bir durum yakaladım sanıyor herhalde gerizekalı. Güpegündüz! Ofiste!
Geçti arkama. Ben de onun tepkisine bakıyorum. O gülen surat bir anda oldu sana darmadağın.

A: -Bu ne?????

-Sence ne?

A:-Ne bileyim ben? Buna mı bakıyordun deminden beri?

-Evet!

A:-İnanmıyorum. Değiştirdin ben gelince.

-Hayır! Değiştirsem görürdün.

A:-Nesine bakıyorsun bunun peki?

-Sen ne görüyorsun burda?

A:-Bir şey görmüyorum. Saçma sapan bir fotoğraf.

-Tamam da ne görüyorsun? Yani kör bir insana bu fotoğrafı nasıl anlatırdın?

A: -İşte küreler var.

-Evet.

A: -Bir sürü küre.

-Evet!

A:-Bir tane kabın içindeler.

-Çukur, diye ekliyorum.

A:-Evet.

-Sonra?

A: -O kadar. Küreler renksiz ve saydam. (orijinalinde hepsi renksizdi.)

-Peki, kürelerin hepsi aynı boy ve gelişigüzel kaba konmuşlar diyebilir miyiz?

A:-Evet diyebiliriz de ne var ki bunda?

-Tamam. Bak şimdi. Aynı boy küreleri gelişigüzel bir şekilde biraraya yığmışlar (orijinalinde yüzlerce vardı). Şimdi yığının kenarlarına bak: altıgen şekli oluşmuş. Kaç tane küre olduğunun hiç önemi yok, sıkıştıklarında hep altıgen bir şekil oluşturuyorlar.

A: -!!!!!!!!!!!



- Kürelerin ne boyda olduğu da önemli değil. Ne kadar büyük ya da küçük küreyle yaparsan yap, hep altıgen oluyor kenarlar. Tek önemli olan, kürelerin her birinin birbiriyle eşit boyda olması. Açıklaması da şu: bir kürenin etrafına kendi boyunda sadece altı tane küre sığdırabilirsin. Devamı da çok ilginç: bu kürelerin her boyda bu özelliği korumaları, kristallerin kenarlarının neden düz bir çizgi oluşturduğunu açıklıyor. Elması düşün: sıkıştırılmış karbon atomu. Her bir karbon atomunu bir küre gibi düşün. Sırf karbon olunca ve sıkışınca düz kenarları oluyor.

-!!!!!!!!!

Öbür masadan bir kız bize doğru (D.):

D: -Neden bahsediyorsunuz siz allahaşkına?

A: (bir süre daha dalgın dalgın resme baktıktan sonra) Sana oradan anlatamam. Buraya gelip görmen lazım.

Bu sefer D. kalktı geldi. D'ye anlattık. D. afallamış halde bir sandalye çekip yanıma oturdu, ekrana dalıp gitti. D'nin dalıp gittiğini gören E:

E:- ben de bakıcam, bana da anlatın.

Hadi bu sefer E'ye anlattık. O da bir sandalye çekti, oturdu yanımıza, dalgın dalgın sanki birşeyler oluyormuş gibi ekrandaki küreli fotoğrafı izlemeye başladılar.

Onlar böyle dakikalarca ekrana baktıkça içimde bir şeyler kıpraştı. Amaaan ne varki bunda, küreleri yığmışlar işte altıgen olmuş demediler. Böyle dalıp dalıp gittiler. Her gelen siz neye bakıyorsunuz öyle deyip, yanımıza bir sandalye çekti ve bizim gibi dalıp gitti. En son on kişi filan toplaşmış kürelere bakıyorduk.

Kürelerden öte, kendimi anlaşılmış hissettim. Asla bu kürelerin dizimi kimseyi ilgilendirmeyecek sanıyordum. İlgilendirmek belki doğru sözcük değil, düşüncelere daldırıp götürdü hepimizi. Çünkü dakikalarca baktılar o kareye. Benim görsel aynı etkiyi yaratmıyor malesef. Bir de video çektim o nispeten bu olayı daha güzel anlatıyor. Koysam mı koymasam mı bilemedim. Koyayım bari.


  

Evet gençler, blogspot o şu bu olmadan bu işler böyleydi. Paylaşmak insanın doğasında olsa gerek. Hepimizin ihtiyacı vardı ki, bu imkan bugün var. Bencillik kadar, paylaşmak da var doğamızda. Anlatmak, göstermek, anlaşılmak. İnsanlık varoldukça olacak demek ki.




12 yorum :

  1. Anlattığınız hikaye gözümde bir bir şekillendi, çok keyifliydi. Gel gelelim videoyu açamadım belki benden kaynaklıbir sorun var, bilemiyorum.

    YanıtlaSil
  2. Haber verdiğiniz için çok teşekkürler. Benim telefon da desteklemiyor eklentiyi. Youtube'a koymayı deneyeyim birazdan.

    YanıtlaSil
  3. Evet bir de şimdi deneyin açmayı bakalım oluyor mu.

    YanıtlaSil
  4. Ne güzelmiş kürelerin öyküsü:) Peteklerin de altıgen olması, 6yı anlamlı kılar mı acaba? Gece gece beyin jimnastiği için teşekkürler.

    YanıtlaSil
  5. Çok güzel bir paylaşım olmuş :)

    YanıtlaSil
  6. @ Kalem Nasırı: Beğenmene sevindim :) Peteklerin altıgen olması konusu o zaman da açılmıştı fakat bir açıklığa kavuşturamamıştık. Bu yazıdan sonra tekrar aklıma takıldı ve düşündüm ki muhtemelen uçan bir arının en çok benzediği şekil gene bir küre olmalı. Arılar da en sıkışık nizam kanat çırpıyorlarsa balmumunu kurutmak için, oldu sana altıgen petekler. Hem düşünürsen o peteklerin herbirinin boyu ancak tek bir arının sığabileceği kadar. Ne dersin? Mantıklı mı?

    YanıtlaSil
  7. @ Nedensiz yazar: teşekkürler :)

    YanıtlaSil