Perşembe, Ocak 28, 2016

Annemin resmi.

Az önce yazdıklarımı sildim. Çokça şikayet, çokça boş laftı. Sonuçta yarın başına oturup halledilecek bir iş. Öyle ya da böyle.

Ben sana annemin resmini anlatacaktım. Misketlerden sonra ikinci yazımdı. Resimleri tarattım. Aslında taratmak istediğim bir taneydi ama sonra dayanamadım albümden bir tane daha tarattım. Onu da koyacağım ama konuyla alakası yok. Sırf çok beğendiğim için.

Bu blog gittikçe anonimlikten çıkıyor. Hele roman yayınlanma aşamasına gelirse bir gün ne olacak onu bilmiyorum.

Hikayeye başlamadan önce, biz çocukken, hala anlamadığım bir sebepten annemin elimizde sadece bir iki gençlik resmi olduğunu söylemem lazım. Dolayısıyla altından daha değerliler. Geçen günkü albüm ortaya yeni çıktı, içinde hiç görmediğim resimler. Yazının en sonuna eklemek istediğim de bunlardan biri.

Ben lisedeyim, kardeşim ortaokulda. Okulun servisinde, öbür öğrencilerin dersten çıkmasını bekliyoruz. Kardeşim süt dökmüş kedi gibi yanıma geliyor.

Kardeşim: -Sana birşey söyleyeceğim ama önce kızmayacağına söz ver.

Ben: -AİDS Mİ KAPTIN YOKSA? diye kükrüyorum bir anda.

K:-Hayır.

B:-EROİN Mİ KULLANDIN? DOĞRU SÖYLE!

K:-Hayır!

Hah. Tamam o zaman. Sakinleşebilirim. O zaman tamam.

B:-Tamam söyle. Kızmayacağım.

Gözümün içine bakıyor.

K:-Söz mü?

B:-Evet! Hadi söyle ne söyleyeceksen.

K:-Cüzdanımı kaybettim.

B:- ???? Cüzdan mı? Aman. Ne olacak ki? Canın sağolsun. İçinde çok mu para vardı? Ben babama söylerim istersen.

Kardeşim gözlerini kaçırıyor. Ama zaten ben anlıyorum bu işte bir bit yeniği olduğunu. Ama cüzdan kaybetmekten en fazla ne olabilir ki?

K:- Hayır içinde pek bir para yoktu.

B:-E o zaman neye üzülüyorsun, aynısından alırız cüzdanın.

K:-İçinde para yoktu ama annemin resmi vardı.

Yerlere filan bakıyor bunu söylerken.

B:-Annemin resmi mi? E gene çekeriz beraber resminizi.

K:-Çekemeyiz.

B:-Neden???

K:-Çünkü gençlik resmi...

B:-Hangi gençlik resmi? O siyah beyaz yanlardan örgülü tek resmi DEME SAKIN?

K:-İşte o.

B:-NE İŞİ VAR O RESMİN SENDE? NEDEN EVDEN DIŞARI ÇIKIYOR VE ÜSTÜNDE GEZİYOR? HEM DE ÜSTÜNE ÜSTLÜK KAYBEDİLİYOR?!!!!

K:- Kızmayacağına söz vermiştin hani?

Kızmak ne demek? Kan gövdeyi götürüyor. Bu sefer servis şoförü de dahil herkes olaya dahil oluyor. Ne resmiymiş? Neden o kadar değerliymiş? anlıyorlar mı bilmiyorum ama herkes seferber olup bütün mahalleyi didik didik arıyoruz cüzdan bir yere atılmış mıdır diye. Çöplerin içine varıncaya kadar arıyoruz, civarda gidebildiğimiz en uzak yere gidiyoruz, hatta bakkala haber veriyoruz, cüzdan kayboldu filan diye. Velhasıl bulamıyoruz. Annemin o zaman elimizdeki tek gençlik resmini kardeşim salakça kaybediyor. Bir tane daha resmi var ama orada kırklarına geliyor. Bu resminde daha yeni ergen.

Aradan kaç zaman geçiyor şimdi tam bilemiyorum. Ama ben hala lisedeyim ve aynı servisle gidip geliyoruz okula. İstiklal o zaman henüz yaya yolu olmamış ve yol boyu orada burada sinema afişleri asılı. Okul servisi İstiklal'den geçerken uzaktan Sevgili filminin afişini görüp gözlerime inanamıyorum. Kardeşime sesleniyorum, ötede oturmuş. Gördüm diyor, o da aynısını düşünmüş ve bakakalmış. "Annemin resmine ne kadar çok benziyor değil mi? Gene başıma kakma lütfen o olayı" diyor. Şoför hala o olayı hatırlıyor. O meşhur resim mi? Evet diyoruz. Aynısı mı??? Hayır diyoruz ama çok benziyor. Şoför bir yandan yola bir yandan afişe bakmaya çalışıyor. O afişi edinmeliyiz diyorum. Evet edinmeliyiz diyor. Nasıl olacak? Bilmiyoruz. Ama istiyoruz.

Galiba kardeşim filmin gösterimi bittiğinde sinemalara gidip soruyor önce, afişi alabilir miyiz diye fakat ya "geri gönderdik" ya da "attık" gibi içimizi burkan bir cevap alıyor her seferinde. Sinemalardan umudumuzu kesiyoruz. O zaman posterciler vardı öğrencilerin yoğun olduğu yerlerde. Hala var mıdır bilmiyorum. Bazısında film afişleri de olurdu. Nadiren olurdu ama olurdu. Her gördüğümüz posterciye soruyoruz ve "yok" dese bile teker teker her postere bakıyoruz belki vardır ümidiyle. Gene aradan seneler geçiyor. Ben Fransa'ya gidiyorum okumaya. Orada bulmak daha kolaydır - fransız filmi çünkü - diye postercilerde aynı ümitsiz arayış. Nafile, bulamıyorum.

Kardeşim liseyi bitiriyor. O da gelecek Fransa'ya okumaya. Bir gün yanıma heyecanla geliyor.

K:- Biliyor musun buldum, diyor.
B:-Neyi? diyorum.
K:-L'amant'ın posterini.


Nasıl içine oturmuşsa, imkansız bir şeyi başarıyor. Film gösterimden çıkalı yıllar sonra buluyor o afişi. Nasıl buluyor, nereden buluyor bilmiyorum. Ama buluyor. Galiba fransız bir arkadaşının bildiği, siparişle poster gönderen bir firmaya yazıp getirttiriyorlar. Internet filan yok elbet ortada sene olsa olsa 1993. Ve Fransa'ya giden bavuluna koyuyoruz binbir itinayla. Onca elzem eşyanın arasına, yuvarlayıp enlemesine sığdırıyoruz bavula hatta, beraber, buruşmasın yırtılmasın diye. Kesinlikle o bavul kaybolmamalı. Neyse ki kaybolmuyor. Ama içimiz titriyor onu bavula koyarken bile.

Ve oradaki evde, çalışma masasının önünde yıllarca asılı kalıyor o poster. Ben kendime bakmaya karar verdiğimde o posterden ilham alarak yapıyorum makyajımı. Posterdeki kızın dudaklarını büyütmüşler mesela. Ben de dudaklarımı dışardan çiziyorum. Sonra kardeşim Türkiye'ye dönüşünde o posteri de alıp götürüyor. Yirmi sene önce. Sonra gündemimizden çıkıyor.

Geçen gün annem albümü ortaya çıkardığında, masasının üstünde küçücük bir çerçevenin içinde o resmi görüyorum. Tek örnek olduğunu ve kaybettiğimizi sandığımız resim. O çerçeveye bin kere bakmışımdır ama nasıl olmuşsa hiç görmemişim. Diğer resimler ortaya dökülünce, büyü gibi o da görünür oluyor. Bak şimdi bakalım. Sence de benziyor mu?



Uzaktan andırıyor diyelim. 
İşte böyle. Şimdi de bir albüm dolusu resim var. Kardeşim gördü mü o albümü bilmiyorum. Artık pek görüşmüyoruz. Muhtemelen hiç sormayacağım ona. Ne kadar çok su akmış köprülerin altından. Hey gidi. Bir tıkla istediğin filmin afişini bulursun şimdi. Git ozalitçide bastır. İstediğin boy. Kim bilebilirdi?

Bu da albümden çok beğendiğim başka bir resim:


Hayır anneme hiç benzemiyorum. Malesef.

16 yorum :

  1. Ben de o soruyu soracaktım cevabını verdiniz.Yinede bir bakış bir duruş benzer.o zaman babanıza mı benziyorsunuz? Sevgiler.

    YanıtlaSil
  2. Çok güzelmiş annen..
    Çok nostaljik, çok hoş olmuş resimlerle..

    YanıtlaSil
  3. Ah şu eski resimler ne çok severim. Keşke herkes kıymetini bilse. Annen ne kadar da güzel ve doğal.Diğer resimle de andırıyor gerçekten Annenin resminde de rötüş yapılmış olsaydı benzerlik daha fazla olurdu sanırım. Eskilerin kıymetini bilmek lazım.Sevgiyle kal

    YanıtlaSil
  4. Güzel bir anı yazmışsınız. Andırıyor bence de :) Emeğinize sağlık, kardeşinizi tebrik ederim :)

    YanıtlaSil
  5. Annenizin çok temiz bir yüzü var.
    Allah sağlık versin kendisine.

    YanıtlaSil
  6. @ Parıldayan çiçek: babama benzemişim ben, dahası babaanneme. :))) Vücudum biraz benzer anneme.

    YanıtlaSil
  7. @ Yasemin: teşekkürler :))

    YanıtlaSil
  8. @ Jardzy: diyorsun, peki :)))

    YanıtlaSil
  9. @ Sibel: ben de çok severim eski resimleri. Her biri bir sanat eseri gibi gelir bana. Evet doğal olmuştur hep. Makyajsız güzel olabilme şansına sahip kadınlardan. Sen de andırıyor diyorsun demek. Sevindim :)

    YanıtlaSil
  10. @ Nedensiz yazar: andırıyor diyenler çoğaldı :)))) Kardeşim tam tebriklik.

    YanıtlaSil
  11. @ Goethe'nin kılı: teşekkürler.

    YanıtlaSil
  12. Andırıyor hakikaten ama annenin daha güzel bir havası var. İkinci fotoğrafa bilhassa bayıldım, insanın arkadaş olmak isteyeceği birine benziyor annen.

    YanıtlaSil
  13. Annene benziyorsun ;) Annen de çok güzel ayrıca afişteki kızdan daha güzel çünkü gerçek, afişteki kızın yüzündeki ifade biri tarafından yerleştirilmiş ama anneninki gerçek, olduğu gibi.. Hele o ikinci fotoğraf... Acaba nereye bakıyordu, ne düşünüyordu.. Ah bu fotoğrafların gizemi..

    YanıtlaSil
  14. Fermina çok teşekkürler. Yorumları okudum az önce kendisine, çok mutlu oldu.

    YanıtlaSil
  15. Ceren'cim çok teşekkürler beni anneme benzettiklerinde çok mutlu olurum. Kendisini güzel bulduğumuza çok şaşırıyor, yani yalancıktan mütevazılık değil, anlarım yalandan yapsa, kimse demedi mi sana diyorum, hayır kesinlikle diyor. Hala anlamış değilim. Nasıl bir dönemde nasıl insanlarla yaşamışsa...

    YanıtlaSil