Perşembe, Aralık 10, 2015

Yağmur çay ve iskelet.

Az önce üstümü giyinip markete gittim. Ekmek bitmişti. Çayı demlemeye bırakıp çıktım. Yağmur çiseliyordu ince ince. Mutlu oldum. Tam blog yazma havası diye düşündüm. Dahası sıcacık evde, ayaklara çorap giyip, dev yatağın üstüne konuşlanıp, pencereden yağan yağmura bakıp yazı yazma havası.

Kahvaltımı en nefisinden tost ve çayla yaptım. Tost tarifi yazının sonunda. Şevval Sam salonda Ander kalsın sevdaluk'u söylüyor. Eksik olsun sevdası, ölüyorum burada demekmiş. Aşk şarkısı diye ben buna derim. Az ölmedik sevdamızdan. Olsun, o da dibine kadar yaşamaktır.

Ah duman kara duman, sardı dört yanımızı,
Ander kalsın sevdalık, oy alacak canımızı.

Ne diyordum? Yağmur ve yazı. Hah. Kahvaltının son çayını yanıma aldım. Bugün porselen bardağa koydum, şıklık olsun istedim kendime. Birazdan romanın başına döneceğim. İki gün önce, bol bol olay örgüsünü kurmak için yardımcı teknik kitapları karıştırdım. 

Bu araştırmanın sonucunda, dün sabah uyandığımda bütün günü parkta geçireceğini öğrenmiş bir çocuk gibi hissediyordum kendimi. Yazı yazacağı için sabırsız ve mutlu. Kayıt altına girsin istedim çünkü sonra unutacağım. Genelde yazı masasına oturtana kadar bin bir hile yaparım kendime. Ama böyle ender günler de oluyor. Şu an da sabırsızlanıyorum mesela. Bu ikinci gün, üst üste. Daha da ender görülmüş bir şey. Keşke hep böyle gitse.

Olay örgüsünü çalışırken, İngilizce'si structure, Türkçe'sini bilmediğim ama yarım yamalak bir çeviri ile olay örgüsünün iskeleti diyebileceğim şeyi araştırıyorum. Çatısı da diyorlar galiba. Bu neye benziyor? Mesela bir elbise var, öylesine bir rafa koymuşsun. Bu, iskeletsiz hali. Yığılmış kalmış. Ne şekli belli, ne şemali. Kimse tenezzül edip, eline bile almaz neymiş bu diye. Öbür yanda, aynı elbiseyi bir askıya geçirmişsin, sonra da asmışssın. Elbise kendini gösteriyor. Omuzları nerede, yakası nasıl oyulmuş, beli, etek boyu, yırtmacı. Gören bir bakışta anlıyor elbiseyi. İskelet bu askının kendisi ve bu askı kadar önemli. Hikayeyi içerden taşıyan bir unsur. En bilindik iskeleti söyleyeyim, hemen konuyu anlayacaksın bak: giriş, gelişme, sonuç. Bu en temel iskelet fakat bunun gibi başka iskeletler de var. Mesela Anne Lamott'un Bird by Bird kitabında bulduğum ve ilk kısa hikayemi yazarken kullandığım iskelet: ABDCE olarak özetlediği. A: aksiyon, B: background (geri plan), D: development (gelişme), C: climax (tepe noktası), E: ending (sonlandırma). Hikayeni hazır bir iskelete oturtabileceğin gibi, hazır bir iskeleti kendi hikayene göre şekillendirebilirsin de. Şu an yaptığım, yeni iskeletler araştırmak. İngilizce'de bununla ilgili birçok kitap var. İskeleti araştırırken de aklına hikayeni zenginleştirecek yeni fikirler geliyor, önünde yeni olanaklar, yeni gelişmeler şekilleniyor, hiç düşünmediğin kısımları geliştiriyorsun iskelet öyle gerektirdiği için. 

Diğer yandan, kitabın tanıtım kısmını da çalışmak istiyorum bu sürede. Bununla ilgili de bir kitap buldum. Biraz demlensin, sonra getirtirim muhtemelen. İşimi şansa bırakmaya hiç niyetim yok.

Birazdan demlikte kalan son çayı da porselen fincana doldurup, bu heves sönmeden, yatağa yayılarak hikayeyi bir sonraki aşamaya taşıyacağım. Umarım yağmur bütün gün çiseler.

Ah tost tarifi sözüm vardı. İşte geliyor:

Tost tarifi:

Malzemeler:

İki dilim tost ekmeği
Dilimlenmiş taze kaşar (iki dilim)
Hindi füme but (bir dilim)
Maydanoz
Hardal.

Yapımı:

Hardalı ekmeğin bir yüzüne sür. Üzerine füme hindi dilimini. Üzerine bir dilim kaşar. Üzerine makasla ufalanmış bir tutam maydanoz. Üzerine diğer kaşar peyniri ve ekmek. Tost makinesine at. Sonra yeme de yanında yat. ;)




görsel: pinterest: topinspired.com

4 yorum :

  1. Valla diğer yazdıklarında güzel ama ben tost'a takıldım. Tarif çok iyi, basit, zaten basit güzeldir. bence sen birde yemek kitabı dene.İlk alan ben olurum.

    YanıtlaSil
  2. Afiyet şeker bal olsun. Ben de seni düşünerek koymuştum o tarifi zaten :)

    YanıtlaSil
  3. Çok severim ve ağlarım o şarkıda ben..

    YanıtlaSil
  4. Oy Ceren'im kıyamam. Ağlama. Ama çok güzel gerçekten. İnsan ciğerinde hissediyor şarkıyı. Keşke böyle şarkılar yazabilsem.

    YanıtlaSil