Salı, Aralık 08, 2015

Duruş.

Tezgahların üstünde portakal peltesi soğuyor. Bütün öğleden sonra romanı ilerletmeye çalıştım. Şimdi de spotify'da beğendiğim şarkıları karışık dinliyorum. Çok iyi gidiyor bu küçük ışıkları açılmış salona sakin sakin.

Bugün romanı çalışırken yeni bir duruş denedim. O kadar sık başıma geldi ki, galiba artık anladım. Bu roman tıkanıp tıkanıp duracak. Fakat her tıkanmayı, romanın sonu gibi algılayıp, panik yapıp üzülmek zorunda değilim. Yoksa roman yazılana kadar günlerin yarısını karaları bağlayarak geçireceğim. Artık inanmam lazım, sonu gelecek bunun. Şu aşamadan sonra halledilmeyecek bir tıkanıklık olamaz. Olsa olsa işin istediğimden daha uzun sürmesi olabilir. Bu kıvamı her zaman tutturmak mümkün olmuyor yalnız, ne de olsa insan endişeleniyor ya olmazsa diye, fakat umarım yavaş yavaş alışırım. Roman yazmak böyle bir şey. İşin gücün tıkanıklıkların sebebini tespit edip çözüm icat etmek. Bir nevi tesisatçılık. Ne sandın kız? Zırt diye bir kereden yazacağını mı? Peh. Yok öyle dava.

Sonra bu roman tıkanmasında nispeten kontrol altına aldığım duygu dalgalanmaları nasıl oldu anlamadım bir anda aşk hayatıma sıçradı. Geçmişte katıldığım bir konferansta, eskiden tanıdığım fakat hiç sohbet etme fırsatımın olmadığı biriyle sohbet etmiştik biraz. Ve şartlar farklı olsa, benim tahminim, sabaha kadar da sohbet ederdik. Bugün sık sık onu düşündüm. Evli mi, hayatında biri var mı hiç bilmiyorum ama düzgün birine benziyordu ve ertesi günü gelmeyeceğimi öğrenince üzülmüştü. Bugün tekrar rastlaşsak herşey farklı olurdu. Şimdi ikimize de geçmiş olsun ama konu o değil. Aşk illa bana uç duygular yaşatmak zorunda değil. Artık. Bu tabii, ilişkileri daha mümkün kılıyor. Daha az çılgın, daha olgun, daha dengeli. Dolayısıyla daha istikrarlı ve uzun vadeli. Bir kilit dönmüş gibi ruhumun kapılarında. Önceden bir kaşık suda fırtınalar kopartıyormuşum kendi kendime. Şu an bana çok gereksiz bir çırpınış gibi geliyor. Vay be. Biraz geç oldu sanki ama hiç olmamasındansa.

Belki de o geçen günkü rüya haberci rüyalardandır. Hani o iki sene sonrasını gördüğüm. Hayatımın mükemmel bir dengede durduğu, kızımı kucağıma aldığım rüya. Çocuk kısmı çıkmaz herhalde de, güzel bir yere gittiğim kesin.

Haydin bu gecelik bu kadar. İyi geceler dünya.






6 yorum :

  1. Size de iyi geceler ^^
    Yazılarınızı okudukça içim içime sığmıyor.Benim için bir yol gösterici gibisiniz adeta.Ve inanıyorum,hayatınız o mükemmel dengeyi tutturacak :)

    YanıtlaSil
  2. merhaba joe,

    Roman öyle çabuk bitmez zaten.Zor iştir.Ama ben bile sabırsızlanıyorum. Bitirde okuyalım artık birde şu ilaçlardan iştahım iyice açıldı portakal peltenin tarifini verirsen sevinirim.Canım çekti

    YanıtlaSil
  3. Büyük romancıların yıllarca çalıştıkları romanları bitirdikten sonra verdikleri ropörtajları okusana cicim :) En güzeli belki de bunu "yol" olarak görmek, inişlerini çıkışlarını, köşeden dönmelerini hatta gerisin geriye yürümelerini.. Güç dilerim sana.

    YanıtlaSil
  4. Sevgili Feta: teşekkür ederim sıcak yorumunuza. Ay ne güzeldi rüya. Keşke çıksa.

    YanıtlaSil
  5. Sevgili Sibel: yorumlar artık onaylandıktan sonra yayınlanıyor kısa bir süreden bu yana. O yüzden. Pelte çok kolay, muhallebi gibi sadece süt yerine portakal suyu koyuyorsun ben şeker eklemedim, annem galiba yarım limon da ekliyor ama ben koymadım. Sonra bir de içine muz dilimledim kaselere aktardıktan sonra. En önemli kısmı buzdolabında soğuttuktan sonra yenmesi. Ben ertesi gün yiyorum. Ferah ferah, hoşuna gidecektir.

    YanıtlaSil
  6. Ceren'cik, bugün biraz bakayım senin dediğin gibi o röportajlara. Evet "yol". Benim hayalimdeki yazarlıktan biraz farklı bir yol. Benim hayalim, hayallere dalıp onları da bir yandan parmak uçlarından kağıda/belgeye aktarmaktı. Böyle olmayacak. En azından bu aşamada. Ya da sırf böyle olmayacak. İşin hamallığı da var. Breh.

    YanıtlaSil