Pazartesi, Kasım 02, 2015

Yorgun (2)

Saat beş buçuğa geliyor. Dolu dolu çalıştım bugün blog. Şu an bitik haldeyim fakat mutluyum. Gün boşa gitmedi. En önemli işleri hallettim. Şimdi de kakuleli sütlü neskafemi yudumlayıp, dondurucudan çıkarıp fırında çözdüğüm kekleri yanıma aldım. Bugünden itibaren beyazdan kırmızıya döndürdüğüm koltuğa uzandım, en sevdiğim işlerden biri olan bloguma yeni post giriyorum. Daha da hava kararmadı.

Sabah kahvaltıdan hemen sonra romanın başına oturdum. Zor bir yere geldi dayandı, moralim bozuldu bugün. Ayrı bir blogu sırf bu yazı işine ayırana kadar burada yeri geldikçe yazayım. Meta-.....  diye çalışma sayfalarım var. Mesela meta-tema. Ya da meta-karakter. O sırada ne üstüne çalışıyorsam ve beni zorluyorsa, onun metasının sayfasını açıyorum ve zorlanmamı birisine anlatıyormuş gibi yazıyorum. Bazen sırf birisine anlattığın için sorunların çözümü kendinden ortaya çıkar ya (boşuna mı Psikoloji'ye gönül verdik). Onun için yapıyorum. Bazen o an, o dakika çözülmüyor hemen. Ama yolu yarılıyor desem inan. Çok faydasını gördüm. Tarih de atıyorum. Mesela bugün bu romanın ilk meta-sayfasını okudum. Aynı duyguları tekrar yaşıyormuşum. Belki daha hafifi olabilir. Ve tamamen çözmedimse de gene yol aldım bugün. Yerimde saymadım. 

Mesela yazıyla ilgili yabancı sitelerde, hep ilerlemeyi kelime sayısından hesaplarlar. Ben öyle yapmıyorum. Ben fikir bazında hesap yapıyorum. Yeni bir fikir geliştirdim mi, eskisine ekledim mi. Ona bakıyorum. Sözcük bazlı hesap şu aşamada hiçbir şey ifade etmiyor. Şu sıralar romanın çatısını kurmaktayım çünkü. 

Bir yandan da evin işlerini hallediyorum iki gündür. Bankada da ufak tefek bir işim vardı, onu da hallettim, çıktı aradan. En önemlisi de kafamdan çıktı.

Hala yapamayacaksın, bitiremeyeceksin o romanı, beceremeyeceksin elinde kalacak diyen bir mendebur iç sesim var. Sanırım bitene kadar susmayacak. Biraz çelimsiz çıkıyor o sesi artık ama hala çıkıyor. Bugün önemli bir şey anladım. Bazı gün zorlamanın hiç alemi yok. Taze kafayla yazınca daha verimli kullanılıyor zaman. Bugün yaptığımı dün gece asla başaramazdım. Bir de her oturuşta illa bir ilerleme kaydedeyim diye kasmak çok gereksiz. Bazı gün olmuyor. Olabilir. Ertesi gün gene denersin. Ne var.

Ara verdim. Köfte yaptım. Bulgura pişmiş soğan ekledim. Soğansız pişirmiştim hiç güzel değildi. Akşam yemeğini yedim bitti. Yarım saat hiçbir şey yapmadan oturdum. Hala daha kendimi çok bitkin hissediyorum. 

Fb'tan çıksam diyorum. Fikirlerini önemsediğim insanlarla gerçek hayatta hiç karşı karşıya gelme fırsatım olmuyor. Bir sene, iki sene neyse de hep böyle gidince bu sanal "haberleşme" artık bana anlamsız geliyor. Ya da dursun ama ben çok girmeyeyim.

Birazdan ekopolitik programı başlayacak. O da gözümden düştü ikinci izleyişimde adamların politik eğilimleri bana çok ters geldi. Dolu insanlar oldukları belli ama politik duruşları bana çok ters. O kadar bilgiyle nasıl böyle politik görüşlere sahip oluyorlar hayret.

Şimdi gidip bir el satranç oynayayım. Dün bir el aldım. Uzun zamandır alamıyordum. Bu akşam da benden başka bir hayır gelmez. Erkenden gidip yatmalı.

İyi geceler dünya.



not: az kalsın unutuyordum. Statcounter'ın ayarlarını düzelttiğimden beri blogspot'la verdiği sayılarda tutarlılık başladı. Yani yüksek olan sayı doğruymuş. Eksik gösteriyormuş bana ta ne zamandır statcounter. Kaç katı insan ziyaret ediyormuş burayı da haberim yokmuş. Bazı gün yedi misli diyorum sana. Az mı? Son ana kadar bilemedim hangisi doğru. Şimdi biraz içim rahat etti. Sağolun varolun :)

2 yorum :

  1. İçindeki mendebur sesi duymaya başladığında romanı neden yazmaya başladığını hatırla. Ekopolitik'i hiç izlemedim ama ben de iktisatçıların hemen hepsinin politik görüşlerine şaşırırım. İktisattan biraz bile anlayan insanın ya liberal ya da anarşist olmamasını anlayamıyorum :)

    YanıtlaSil
  2. Berkay hoşgeldin! Ah o mendebur sesle ilgili çok özel planlarım var. Göreceğiz bakalım el mi yaman ben mi yaman. Böyle devam edemez. Önümde bir çerçevem var. O öyle dedikçe şimdilik gözümü kitabın bitmiş halinin yazıcıdan alınmış çıktısının resminin bulunduğu çerçeveye dikiyorum (başkasının kitabının çıktısı). Ses susana kadar oraya bakıyorum. Ama daha agresif yollar deneyeceğim.
    Ah ne güzel demişsin iktisatçılar için. :))))

    YanıtlaSil