Cuma, Kasım 20, 2015

Sonbahar halleri.

İşte yine kucağımda dizüstüm, yanıbaşımda kahvem, ayağımda yün çorabım ve önümde yazıya ayırdığım biraz zamanım.

Şu sıralar moralimi yüksek tutan şeylerden biri blogun istatistikleri. Beklentimin üstünde. Ve istatistik araçlarının ayarlarını düzelttiğimden beri, misliyle okur ve sayfa görüntüsü gösteriyor.

Bu arada, yeri gelmişken söyleyeyim, verdiğiniz oylara istinaden, burayı okuyanlardan ezici bir çoğunluk, tahmin ettiğim gibi kadın. Yüzde 95 oranında. Ben bir sürpriz ummuştum fakat olmadı. Gelen yorumlardan da anlaşılıyordu biraz. Sanırım oldum olası hep böyleydi. Peki bu neyi değiştirir? Ya da neyin göstergesi? Safi merak. Tahminim doğru muydu. Bu. Ve böylece bir anketi daha bitirdik. Kaldırıyorum artık. Ricamı kırmayıp oy veren 46 kişiye binlerce teşekkür.

-  -  -  -  -  -  -

Bunu yazıp sonunu getiremedim geçen gün. Keyifsizim kaç gündür. Keyifsizlik hafif bile kalır. Bazı uç durumlar yaşadım. En sonunda hastalandım işte. Burnum akıyor, sesim boru gibi. Fakat önemli bir karar verdim bu arada. Çok tereddüt ettim başta ama sanırım doğru karar. Müzikle değil ama Musiki Cemiyeti ile alakamı kesmek. Haftada çok fazla saatimi alıyor ve diğer işlere zaman ve enerji bulamıyordum. Sürekli bir koşturma hali. Ay şimdi parçayı tekrarla (pardon "eseri geçmek" diyorlar ona). Ay şimdi solfej çalış. Yok. Müziğin bir ucundan tutmak istedim. Ama bütün hayatımın orta yerine konuşlanmasını değil.

Dolayısı ile bir dolu zamanım var artık. Değerlendirilmek ister. Dahası hak eder. Belki dönüp dönüp aynı dersleri tekrar tekrar öğreniyorum fakat bugün kafama dank etti. Bu zaman denilen şey: sınırlı. Yani bir gün bitecek. Potansiyel olarak daha yaşayacak kırka yakın senem varsa bile kırk da sonsuz demek değildir. Sonu ne zaman gelecek belli değil ya, ben onu sonu yok gibi algılayıp yaşıyorum.

Son. Ne sevimsiz bir sözcük. Oysa bir yanıyla hareket verici. Hayat verici. Bir son içinde başlangıcı barındırır çünkü. Ve bu ikisinin karşıtlığından hareket doğar.

Karşımda dizili kitaplar var. Eğer sonsuza kadar yaşayacak olsam, bu kitapları asla okumam. Nasılsa bir gün okurum diye düşünerek. Sonsuza kadar yaşayacak olsam, önüme çıkan her işe bulaşırım, seçmeden. Sonlu zaman demek seçim yapmak demek. Ve işte benim günlük hallerim tam da bu. Sürükleniyorum oradan oraya. Somut bir şey yapmadan.

Şu an hiçbir şey yapacak hal yok. Biraz aylaklık vakti. Sonra da bakarız. Yapılacak işleri, okunacak kitapları bir sıraya sokarız.




görsel: http://www.turkiyeobjektif.com/Iftar-ve-sahur-sonrasi-hazimsizlikla-siskinlige-iyi-gelen-bitki-cayi-tarifleri-haber-672.html





4 yorum :

  1. Merhaba Küçük Joe
    Uzun bir aradan sonra seni okumak iyi geldi. Durumum malumdu ama artık iyiyim tedavim devam ediyor. Sadece koruyucu almaya başladım.Umarım daha da iyi olurum. İstediğin şeyleri yapmanı ve 40 yıl (hatta 50 yıl olsun) sağlıklı ve mutlu yaşamanı canı gönülden dilerim.Hep güzellikler görmen dileği ile (Soğuk algınlığına dikkat!)

    YanıtlaSil
  2. Sevgili Sibel, senden güzel haber duyacağımı hissediyordum. Atlatacaksın. Daha da iyi olmanı tüm kalbimle dilerim. Sevgiler kocamanından.

    YanıtlaSil
  3. ''Karşımda dizili kitaplar var. Eğer sonsuza kadar yaşayacak olsam, bu kitapları asla okumam. Nasılsa bir gün okurum diye düşünerek.'' bu cümleyi asla unutmayacağım :')

    YanıtlaSil
  4. Sevgili Anıl, sözcüklerle, düşünücelerle insanlara ulaşmak muhteşem bir duygu. Çok zor bir gece geçirmiştim. Sabahında böyle bir yorum okumak bana o kadar iyi geldi ki. Teşekkür ederim.

    YanıtlaSil