Cumartesi, Kasım 21, 2015

Mutsuz.

Gökyüzünde yalnız gezen yıldızlar, desem. O bile değil. Gezegen gibi daha çok. Saçtığı bir ışık bile yok. Bir enerji ya da bir ısı. Gökyüzünde yalnız başına dönüp duran bir gezegen gibi hissediyorum kendimi bu gece. Soğuk karanlık ve çok yalnız. Anlamsızca savruluyorum oradan oraya ama kendi irademle değil. Ne zamandan beri böyle savrulduğumu kimse bilmiyor zaten. Şahidi yok.

Gözümün önünde, irili ufaklı tüm ilişkilerim sonlanıyor. Dün başka bir tanesi sonlandı. Bir bakıma iyi oldu. Ama işte daha hızlı savrulduğumu hissediyorum uzay boşluğunda.

Anlattım mı sana? Çocukken hasta olmaya bayılırdım. Hastalık demişken, geçirdiğim en ağır hastalık suçiçeği olmuştur, şükürler olsun. Ama ben gribal durumları kastediyorum şimdi.

Bugün nedense erkenden haber kanalı açtım. Hem de yabancı. Dayanılır gibi değildi. Dünya yavaş yavaş bir bataklığa saplanıyor ve elimden buna seyirci kalmaktan başka bir şey gelmiyor.

Blog istatistiklerine baktım sonra. Bugün yayınladığım ilk yazıdan beri akın akın geldin sevgili okur. Biraz seyrettim. Çokça şımardım. Sonra hayal ettim. Fenomen olmuşum filan. İstemem ki. Vallahi yan cebime değil. Böyle iyiyiz ya. Biz bize.

Bu yaz S. söyledi. İnstagram ünlüleri varmış. Hatta bazılarını gördüm galiba, dedi dolaştığımız mekanda. İstemem doğrusu. Ancak şöyle bir ün isteyebilirim, metropolün en güzel...ne diyelim...tiramisu'sunu yapsam ve bir akşam seyretmeye gittiğim bir sinemanın yer göstericisi beni tanısa, vay! O zaman koltuklarım kabarır. Ama böyle kuru kuruya: ı-ıh. Blog kuru kuruya sayılmaz gerçi, İnstagram öyle de. Gene istemem. Bu rahatlıkta yazamam ki. Neyse zaten ulusal fenomen olmaktan hayli uzağım.

Satrançta sanırım 1300 sınırına gelip dayandım. Biraz yukarı biraz aşağı. Bu eşiği geçmek için ciddi ciddi çalışmak gerek herhalde. Bugün biraz elimdeki kitaplara baktım: çok sıkıcı. Galiba orada da Musiki'de olduğu gibi duvara tosladım. Belki de böyle böyle yaşlanacağım: o sıkıcı, bırak kenara; bu keyifsiz, geç. Mart'ta da 1300 sınırındayım demişim ama o başka sitede başka yöntemle puanlama veriyordu. Demek ki 1300 bir eşik olsa gerek.

Mutsuzum. Hem de çok.





26 yorum :

  1. ''Sabit değiliz/ Hiçbirimiz '' diye şarkı yollayasım geldi :D

    YanıtlaSil
  2. Bir gün mutsuz bu gün mutsuzum diye yazsaydiniz keşke ..sizin ben niye izlemeye almıştım sebebini soylesem?
    Hangi yazıyı okudum hatırlamıyorum ama acaip pozitif enerji almıştım sizden o gün ..mutlu olmuştum hatta heyecan bile hissettim..
    Mutlu eden bir şeyler lazım belki ..belki yavru bir kedi..hep sırnaşır kediler ..keşke mutlu olacağınız bişeyler yazabilseydim.

    YanıtlaSil
  3. sizi anlıyorum, yalnızlık zor, aslında bu sizin tercihiniz sanırım.

    ben de İstanbul da yalnızdım, Çeşme ye taşındım, kızkardeşim, kuzenim, arkadaşlarım. hayat onlarla güzel.

    bebekler hayat kurtarır bana göre. masum, naif, sevgi ve neşe dolular.

    arada bir yetiştirme yurdunda onlarla vakit geçirmek bazılarına iyi geliyor.

    orada sosyal ilişkiler kurmakta kolay.

    bu da böyle bir öneri.

    mutluluklar

    YanıtlaSil
  4. ahaahahhaa Berkay sabah sabah çok güldüm yorumuna, çok yaşa sen. :D

    YanıtlaSil
  5. Sevgili Değmesin Yağlı Boya: ben de size bu blogu yazmaya başladığımda ne haldeydim onu anlatırım belki. Tek kelimeyle özetlesem: sürünüyordum. Ve insanlar o halimle okumaya başladılar beni ve derken bugünlere geldik. Yüksek ihtimal benim o - bana göre çekilmez - halimi kabullendikleri için daha iyi olabildim, ve bir gün size de denk gelen pozitif enerjili postları yazmak da nasip oldu. Ama hayat bu işte. Her zaman olumlu olamıyor insan. Mutsuzluk da hayata dahil. Aslolan hakiki olmak. Diye düşünüyorum :)

    YanıtlaSil
  6. sevgili Şenay: sanırım İstanbul'da ailesiyle, kocasıyla yaşamayan herkes yalnız. Yalnız yaşamaya alıştım, sorun o değil. Kızkardeşimin fotoğraftaki yüzüne bile tahammülüm yok, kuzenimi fb'tan attım, herkesle aram açık. Bir yandan iyi bir şey, bana zarar vermeseler elbet bu duruma gelmezdik, ama işte insan sosyal bir yaratık, birileriyle yakınlık duymak ister.
    Öneriniz için çok teşekkürler. Bana göre değil ama bazen birinin bir çözüm önermesi bile, uygun olmasa dahi iyi geliyor.

    YanıtlaSil
  7. Burada kocaman bir dünyanız,aileniz var :) Önemli olan insan sayısı değil sevginin değeri değil mi?Siz ikisine de sahipsiniz,okurlarınız sizi seviyor ^^

    YanıtlaSil
  8. Bu blog iyi ki var Anıl. Bana çok şey kazandırdı. Olmasaydı bugünler böyle olmazdı. Bazen ummadığın taş baş yarar derler ya, bazen de tersi hiç ummadığın yerden iyi bir şeyler olur.

    YanıtlaSil
  9. Ben sizi yeni keşfettim, keşfettikçe de yazdım zaten. Yalnız olduğunuzu düşünüyorsunuz ama değilsiniz aslında. İçinizdeki eksiklik bir sevgili ise eğer söyleyecek birşeyim yok fakat genel bir yalnızlık düşüncesiyse hatalı. Çok insan okur fakat azı gizlendiği yerden çıkar.
    Bir kedi, benim de ilk aklıma gelen olmuştu. Ah bir bardak kahve ile ne güzel olur o kedi.

    “Yalnızlığın kadarsın
    Yalnızlığın mis kokmalı
    Yalnızlık dediğin büyük bir zindan
    Dünyanın en kalabalık zindanı
    Dinden imandan çıkarır
    Ama öyle bir adam eder ki insanı.”

    Yurtta kalırken dilime pelesenk olmuştu Bedri Rahmi Usta'nın satırları... İşe yarar mı acaba sizde de?
    Ah ne yapsak da gülsürsek sizi :)

    YanıtlaSil
  10. Bence mutsuz olma yalnız da değilsin ayrıca bak kaç tane yorum gelmiş, hiçbir çıkarımız olmadan mutlu olmanı istiyoruz. Kendine güzel bir pazar kahvaltısı ısmarla derim:)

    YanıtlaSil
  11. @ de kubad: ah, yalnızım derken sözüm meclisten dışarı demeliymişim. Elbet buradan ulaştığım insanlar var, iyi ki de var. Yok sevgili ihtiyacı da değil. Sadece bu sene ilişkisel anlamda özel bir seneydi. Bir nevi yaprak dökümü. Daha da bitmedi. Ne diyelim, her kışın sonu bahardır. Ve umalım. O nefis şiire bayıldım. "Yalnızlığın mis kokmalı". Bu kadar doğru bir söz yoktur başka. Bir de yeri gelmişken söyleyeyim. Buraya yazılan her yorum günümü bayram eder. Teşekkürler.

    YanıtlaSil
  12. @ sevgili Yeraz: evet kaç tane yorum gelmiş, hiç beklemiyordum. Ne güzel...Beklemiyordum çünkü bahsettiğim yalnızlık sosyal medya dışında görüştüğüm kişilerle ilgiliydi. Ki zaten bir avuç insan, ki onların arasından kayıplar yaşadım. Ama işte de kubad a dediğim gibi her kışın bir baharı vardır. Yenisine, daha güzeline yer açılıyor.

    YanıtlaSil
  13. Sevgili Küçük Joe,
    Uzunca bir aradan sonra merhaba.
    Nedense aklıma bir Behçet Aysan şiiri geliyor,"kuşlar da gitti'
    Hüsnü Arkan da ne güzel yorumlamıştır.
    İstanbul'u lodos esir almış diyorlar. Bence yalnızlık esir almış İstanbul'u. Geride bırakma zamanı gelmiştir belki de.
    Belki de içine bir yolculuk düşmeli senin.
    Gecen güzel olsun.
    Ö.

    YanıtlaSil
  14. sevgili joe bugünlerde senin gibiyim. zaman zaman düşüşe geçiyorum. sonra zoraki tırmanışlar.. '' bazen neşe bazen keder işte'' Bir hayalim var, gerçekleşmesi içinde biraz zaman var..kendimi kötü hissettiğimde hayalimi düşünüyorum ve mutlu ediyor..umarım gerçekleşir paraya ve zamana bağlı.. bir arkadaşıma senden bahsettim, ilk yazıdan itibaren 2 haftadır sırayla okumaya başladı, banada teşekkür etti seninle tanıştırdığım için, o da bağımlısı oldu..kitap gibi okuyormuş... teşekkürler değerli paylaşımların için. sevgiler..

    YanıtlaSil
  15. Sevgili Nur Deniz: insanın düşününce kendini mutlu hissettiği bir hayali olması çok güzel bir şey. Benim hiç oldu mu öyle diye düşünüyorum, olmuş. Ve aslında gerçekleştiler de. Şimdiki de herhalde şu roman. Bir arkadaşına bahsetmişsin ya, bütün gün beni mutlu etmeye yetti yorumun o kısmı. Roman için de güç veriyor bana. Demek ki yazarsam insanlar severek okuyacak diye düşünüp mutlu oluyorum. Ben de sana teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  16. @ iki balık bir kedi: bunca ilgiden sevgiden sonra çok daha iyiyim :)

    YanıtlaSil
  17. Mutlu olma ideali sanırım Yunan filozoflarının bizlere attığı en büyük kazık :) mutlu olmaktan başka bir şey Olmalı takıntı yapabileceğimiz :) kedi?

    YanıtlaSil
  18. Sevgili Enis, vay diyorum :) Değişik bakış açısı. Hayatın gidişatı değişti şimdi. Şart değil yani diyorsunuz. Neden olmasın? Ama güzel şey be mutluluk. İnsan bir kere tattı mı, canı istiyor.

    Kedi önerisi iki etti. Ne var ki alerjim var fena halde. Ayrıca kediye alternatif olarak aldığım tavşanımdan sonra başka hiç bir hayvanın sorumluluğunu almama kararına vardım.

    YanıtlaSil
  19. Geçen hafta sonu çok yakınımızın nişanına gittik. Nişanları, düğünleri pek sevmem ama kıramayacağım biriydi,trafik berbattı, anlatamayacağım bir takım problemler vardı.Neyse gecenin ilerleyen saatlerinde herkes kendini pistte attığında arka masalardan birinde, oynamaktan kendinden geçenleri seyrederken yüzümü yakaladım. Basbayağı pisti seyrederken gülüyordu. Garipsedim. Bir kaç kez daha başıma gelmişti. Sanırım insan kendini böyle eğreti hissettiği zamanlarda bile gülüyor, farkında olmadan insan mutlu mu oluyor, nefes mi alıyor bilemedim :) Ya mutlu oluyorsak ve farkında bile varamıyorsak. Yoksa kayışı mı koparmaktayız, neyse :)))

    YanıtlaSil
  20. Belki de mutluluk bulaşıcıdır.Tıpkı mutsuzluk gibi. Belki eğlenceli bir ortamda bulunduğumuzda bir çeşit osmoz filan oluyordur duygusal anlamda. Ya da belki o yüzündeki gülümseme mutluluğun kendisi değil de girizgahıdır. Sen de katılsaydın onlara o zaman mutluluğu tastamam hissedecektin belki, yüzündeki gülümsemeden fazlası olacaktı. Bence mutluluk kendini hissettirir ama arada bir yoklamak da gerekebilir. "Mutlu muyum bakayım, ha?" Gibi.

    YanıtlaSil
  21. Bu arada yanlış saymışım kedi önerisi iki değil üçmüş. Bu da ilginç geldi bana. Mutsuzum ( ve yalnızım ) deyince insanların çare diye akıllarına kedi gelmesi. Kedi candır gerçekten.

    YanıtlaSil
  22. Seni biraz sevindirecekse... 3 haftadır blog okumuyorum ve şimdi ilk senden başladım. Kıymetlisin... Zor zamanlar bunlar ama geçecek, her inişin bir çıkışı yok mu şu hayatta (tersine takılmazsan var)

    YanıtlaSil
  23. Sevindirdi tabii, sevindirmez mi :) Tam diyordum ki Ceren tatildeymiş, gelir okur birazdan derken...:) Mektup kutumda yorumlar sıra sıra. Şu Kasım zorladı beni gene. Gecelerin uzamasını sevmiyorum.

    YanıtlaSil