Çarşamba, Kasım 04, 2015

Kendi kendime.

Mutsuz desen değil, keyifsiz desen daha yakın ama o da tam değil, bir tuhaf hallerdeyim.

Evin dağınıklığını bir ay uğraşsam toplayamam sanıyordum geçen Cumartesi. Daha beş gün dolmadan topladım. İnanmazsın. Sırf buna bile keyiflenebilir insan. Ama yok.

Roman. Stop etti. Çok fena. Hiç bir daha yola çıkamayacakmış gibi. Buraya kadarmış gibi. Muhtemelen bundan. Ne kadar etkiliyor moralimi ama. Bak bütün işler bitti. Bir sürü vaktim var. Ama elim gitmiyor. Oturamıyorum karşısına. Oturduğumda boş geçiyor zaman. Oraya buraya salınıp, salınıp, geri geliyorum.

Meta- yazmalı. Buraya değil. Halbuki ufak tefek bir şeyler yazabildim de bu sabah. Meta diyorum kız sana. Hala buralardasın. Hayde. Kalk. Bak gün ne güzel. Senin elinde. Yazarsan metaları, çözeceksin. İnan ki bak. Metalar bir çeşit büyücü şeysi. Bir çeşit sihirli değnek. Sihirli sözcük kazanı. Oraya acı acı şikayet sözcüklerini döküyorsun, öbür ucundan roman konuları şeklinde çıkıyorlar. Valla. Kaç kere oldu. Olmadıysa söyle. Bir kulunç var. Yazarsan ortaya çıkacak ayan beyan. Ortaya çıkarsa hava eritecek onu kendi oksijeniyle. Belki iki kulunç da olabilir ama. Onu şimdiden bilemem. Hadi bak. Hem ev de dertli toplu. Sonra kendini çok mükemmel hissedicen. Böööyle havalarda filan. Saçlarını savurarak gidicen evin içinde. Haydi o mendebura haddini bildir. Sen yaparsın. Belki bugün tek seferden olmasa da. Haydi git karşısına otur. Yirmi dakika çarpı iki süre tanı kendine. Arada duraklamalı. Olmazsa o zaman bırakırsın. Ertesi güne. Sonrası için de keyifli bir şeyler planla.

Haydin kalktım ben. Çok boş bir post oldu. Affet.



görsel:http://www.laurenmarinigh.com/job-hunt-frustration/

2 yorum :