Cumartesi, Kasım 28, 2015

Film.

Gel yanaş yamacıma. Sana bu sonbahar yaşadığım küçük masum keyiflerimi anlatacağım.

Bir: kahve. 

Yanında: küçük, bol karamele bulanmış palmiye (bu pek masum sayılmaz).

 görsel: http://www.eksitarif.com/yemek?tarifi=chapati%20tarifi%20tarifi

Yanında sırasıyla: kendini yenmeye hazır hissettiğin satranç ve güzel bir film.

Son günlerde peşpeşe filmler izledim. Bunlardan ilki Youth'tu


Müzikli, filmli, yaratıcı faaliyetlerle uğraşan insanlarla ilgili olduğu için merak ediyordum. Kaliteli bir film, kabul fakat çok da bir şey katmadı bana. Ayrıca Jane Fonda'yı da jenerik akana kadar Faye Dunaway sanmam da hoş olmadı kendi açımdan. Artık onlar mı yaşlandı, ben mi bilemiyorum.

İkincisi Küçük Prens'ti. Animasyon harikası diyebilirim. Çok severim. Yalnız şöyle bir dezavantajla izledim. Tamamen İngilizce ve sıfır altyazı. Kitabını neredeyse ezbere bilmem faydalı oldu elbet hikayeyi takip etmem açısından. Bari İngilizce altyazısı olsaydı o zaman daha rahat edebilirdim. Belki de o yüzden filmin ikinci bölümüne o kadar bayılmadım. Ama izleyin derim. Çok emek verilmiş. 


İzlediğim üçüncü film, Türk ve 2014 yapımı. Hadi İnşallah. Kendisi de bir blogger olan Pucca'nın kitabından serbest uyarlanmış. Dövüne dövüne güldüm desem... O gün zaten çok güzel başlamıştı ve iki oyun da aldım. Kendini iyi hissetmek istersen mutlaka izle. Ama bilmiyorum, blogger diye kendimi yakın hissetmiş ve bilmeden torpil yapmış da olabilirim. Pucca'yı sokakta görsem "Pucca" diye bağırıp sarılmak istiyorum. Artık blog yazmıyormuş, bir de abim söyledi, evlenmiş. Ve evet abim 50'li yaşlarında ve Pucca'nın köşesini okuyor ayıla bayıla. Benim blogu da tabii ki okuduğu yok. Pucca'yı sırf bu yüzden kıskansam yeridir. Ama hak ediyor be. Pucca! Buradan sana sesleniyorum. Seni çok seviyorum. Galiba dönüp dönüp izlemekten bıkmayacağım filmlerden. Keşke ikincisini çekseler. Bütün filmlerin içinden en beğendiğim buydu. Oyunculuklar da çok iyi. Büşra Pekin'in oyunculuğunu zaten çok beğenirim.


Dördüncü film de komedi niyetiyle bugün seyrettim ama çok bayılmadım. Cem Yılmaz'ın Pek Yakında'sı. Şu ürün yerleştirme esprisini iki kere yapıyorlar ya. Of. Komik de değil. Tamam kaliteli bir film. Ama bir filmin kaliteli olması kurtarmıyor demek ki.


Bu arada statcounter sapıttı gene. Umarım tez düzelir. Böyle çok tatsız.
Perdeyi araladığımda karşı kaldırımda su birikintileri. Yarın şu yazının başına oturabilsem artık. Musiki Cemiyeti'ne aidat borcumu da ödedim. Dolapta hazır köfte ve salatalık da var. Acil ya da bekletemeyeceğim bir işim kalmadı. Hadi inşallah. :)

6 yorum :

  1. Palmiye nedir, koca yazıdan bir bu kaldı bana....?!

    YanıtlaSil
  2. Palmiyeyi bilmeden nasıl yaşadın bunca yıl? Kesin biliyorsundur, adını bilmiyorsundur. Dur resim bulup koyayım. Olmadı yarın pastanede resim çekerim bulamazsam.

    YanıtlaSil
  3. "Hayaller Paris, hayatlar Muş"
    Komedi filmden şu kalmış ya aklımda, pes. Ne olumsuzum ben bu aralar.
    Eğlenceli, zaman zaman konu sıksa da keyifle izledim. Pucca benim ablam olsa diyor insan.
    Siz önerin, ben izleyim. Kolay oldu böyle :)))

    YanıtlaSil
  4. Kızkardeşinin falcı olması filan. En kritik yerde onu fal baksın diye kahve yapmaya göndermesi. Çok beğendim çok. Bende de şu kaldı:"Çocuk mu kariyer mi deseler, ben aşk derim." :)))))

    YanıtlaSil
  5. I Origins izlemediysen izlememi tavsiye ederim, öylesine aklıma geldi.

    YanıtlaSil
  6. İzledim onu. Ve beğenmedim doğrusu. :)

    YanıtlaSil