Cumartesi, Ekim 31, 2015

Yorgun.



Yorgunluğa en çok yakışan ardından gelen, dumanı üstünde tüten sıcacık bir duş. Şöyle bir sıyırıp alacak teninden, kaslarından o istenmeyen pis gerginliği. Helva gibi olacaksın. Yumuşacık. Küçük ışıkları yakacaksın. Ev sessiz ve loş olacak. Kafa dinleyeceksin. Yanıbaşımda kakuleli neskafem ve bir kavanoz nutella, kaşıklı. Şşş söyleme sakın kimseye. Arada, kırk yılda bir, nutella alırım ben eve.

Dersten döndüm. Bütün öğleden sonra derste geçti. Alışık değil bünyem. Anla ne kadar yorulduğumu. Yol da cabası. Boğazı geçtim iki kere.

Dün biraz romanın başına oturdum. Hiç sormuyorsun nasıl gidiyor diye. Ben söyleyeyim. Tahminimden daha iyi gidiyor. Şu ana kadar pek büyük bir tıkanma yaşamadım. Ki, iki günün birinde illa tıkanır sanmıştım. Geçen gün bir başına oturup boş kalktım, ama hiç formumda değildim o gün zaten. Bilerek denedim kendimi. Nitekim sonuç alamadım. 

Dün ise yeni bir- iki fikir daha eklendi romana. Karakterleri oluşturma aşamasındayım. Şöyle bir makale buldum, çok faydalı oldu. Karaktere üç özellik belirliyor, ve bu özellikleri birbiriyle çatıştırıyor, özetle. Aslında dün epey çalışmışım. Şimdi anlıyorum. Saat 21.00 'di başına oturduğumda, kalktığımda gece yarısıydı. Sayfalar dolusu not aldım. Bu akşam da başına otursam mı oturmasam mı bilemedim. Ancak attım günün yorgunluğunu şimdi. 

Yarın erkenden taze kafayla daha sağlıklı bir iş çıkar. Bir an evvel bölüm listeleme kısmına ulaşasım var. Excel'de o tabloyu yazayım bitsin istiyorum. Ama sıra ona gelene kadar, ohooo. Bölüm listeleme aslında planlamanın son aşaması. Sonra gerçekten yazı kısmı başlayacak. Henüz hikayeyi oluşturma-planlama aşamasındayım. 

Bu sonbahar da böyle geçiyor blog. Değişik. Hafif. Hoş. Keyifli. 

Yarın romanı çalıştıktan sonra biraz evle uğraşmak gerek. Kışlıkları hurçlardan çıkardım. Yazlıkları da gerisin geri hurçlara koydum geçende. Şimdi koltuk kılıflarını geçirmem lazım. Silip süpürmem lazım. Salonu elden geçirmek ister. Banyoyu temizlemek gerek. Şöyle bir sıfırlansa ortalık iyi olacak. Diğer önemli konulara odaklanabileceğim.

Sakin bir Cumartesi akşamı. Burnumda kakulenin bana çağrıştırdığı o muhteşem Güneydoğu Anadolu gezisi. Kakule kahveye çok yakışıyor gerçekten de. Tavsiye ederim, bir dene. Bir yeşil kakulenin tanelerini boşalt neskafe kupana. Sonra bana fikrini söyle. Keşke kakuleli tütsü yapsalar.


görseller:http://realbeauty101.typepad.com/real_beauty_101/2007/12/hot-steamy-show.html
               http://www.alternatifterapi.com/icerik/kakule

2 yorum :

  1. sevgili joe, romanın için kolaylıklar dilerim, merakla bekliyoruz.. enerjin bol olsun....ben kakulenin birkaç tohumunu ezip kahveye atıyorum güzel bi aroması var, bende seviyorum. .sevgiler..

    YanıtlaSil
  2. Sevgili Nur, teşekkür ederim, hem yorum bırakıp günümü şenlendirdiğin hem de güzel dileklerin için.
    Demek kahveye kakuleyi sen de katıyorsun, çok yakışıyor ama ya. sanki yan yana gelmek için yaradılmışlar gibi.
    Benden de sana sevgiler.

    YanıtlaSil