Cuma, Ekim 30, 2015

Terliklerimle gelsem sana *

Ergenlikten çıktım geçen günlerde. Tam tarih bile verebilirim. Öyle paldır küldür çıktım çünkü. Yetmişti artık. Hiç çıkamayan var mıdır acaba? Hani altmış yaşına gelip de hala kendini bulamamış insan var mıdır? Sor şimdi bana: nasıl anladın çıktığını? Kendimi buldum çünkü. Öyle sağlam döşenmiş gibi ruhumun parkeleri artık. Üstüne basabiliyorum korkmadan. Acaba bu mu, şu mu diye tereddütlerim bitti. Yerleri sanatla döşedim. Lazımmış. İstiyormuş. Ruhum. Duvarlardan sonra yerleri de hallettim.

Kırk dördümdeyim evet. Söylemek istedim. Benim gibi geç kalmışlara yolu kolaylatmak adına. İçiniz rahat etsin. Bir yerde okumuştum. İnsan yirmisinde hala kendini arar yazıyordu. Sanırım ben o zaman on sekiz filandım ve artık kendimi bulduğumu sanıp yuh filan çekmiştim. Demek daha yolum varmış.

Psikoloji'de, hatta çocuk psikolojisinde, "gaucher contrarié" diye bir terim vardı. Türkçe'sini elbette ki bilmiyorum. Ancak tahmini söyleyebilirim: engellenmiş solaklık. Yani aslında çocuk solak, fakat sağ elini kullanmaya zorlanmış ve sağ elini kullanmaya alışmış artık. Genelde okumayı öğrenirken zorlanabilir. Sanırım birçoğumuzun içinde engellenmiş, solaklığı bilemeyeceğim fakat, sanatçılık var. Bende varmış. Engellenmiş solaklıktan da muzdaribim fakat bu konumuzun dışında. Evet çokça engellerden yana şikayetçiyim.

Sanatçı olmak.

Türkçe'de sanatçı sözcüğünün yaygın kullanımı mundar edilmiş. Bir de o var. Ağız dolusu sanatçı diyemiyorsun. Söz ağızdan çıkana kadar yamuluyor sanki. Bir yanıyla da çok iddialı. Kendi kendini sanatçı ilan edince gene sıkıntı oluyor. 'Sanatçıyım ben' diyebilir misin? Onu başkası takdir etmeli çünkü. Diyebilmelisin oysa. Benim saçlarım kestane demek kadar sade olmalı aslında. Ama kıymetin kendinden menkul oluyor. Ya...Ama mesela Fransızca'da da diyemiyorsun. "Je suis une artiste". Sanki sen öyle deyince karşındakinde bir soru işareti ifadesi oluşuyor: hadi ya, gibi. İngiliz toplumuyla alışverişim çok olmadığından mıdır sanki bunu İngilizce'de ifade etmesi daha rahat gibime geliyor. Ama İngilizce anadilime ve yaşadığım kültüre daha uzak olduğundan da bana öyle geliyor olabilir.

Halbuki değerli bir sanatçıyım demiyorum ki. Bir de insanlar bir üretim bekliyor senden. Hani nerede eserin derler adama buralarda. Öyle ya. 'Demirciyim' dediğinde dövdüğün demirler dizilidir arkanda. Elinde çekicin önünde örsün.

O yüzden aramızda kalsın yani. Bir ben bileyim bir de sen. Ama geleceğim şekillendi artık gözümde kaba hatlarıyla. Yazacağım hep. Elde bir. İkincisi daha kenarları tam net değil ama kabası müzik. Oh dünya varmış. Bir de hoşuma gidiyor bu gidişat. Şöyle önüme bakınca, keyif alıyorum. Hoş yani. Kendimi şanslı da hissediyorum bir yanıyla. Kendini bulmuş her insan böyle hissediyordur bence. Doğru notayı basmak gibi. 'Tamam, budur' dedirtir ya hani. Öyle. Hem doğru, hem de doğru olduğu için/kadar güzel.

"Terliklerimle gelsem sana,
Sonunda aşkı bulmuş gibi."*




*eksik bir şey mi var hayatımda: Ezginin günlüğü.
görsel:https://philsayer.wordpress.com/2011/11/16/why-we-should-replace-our-school-computers-with-typewriters/

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder