Perşembe, Ekim 01, 2015

Güzel bir gün.

Çok güzel gündü, blog. Bir kere, bir haftalık yazı hedefime bir oturuşta ulaştım. Hem de zorlanmadan. Özetim artık iki sayfa. Düzeltmem lazım gerçi, ama o önemli değil. Şu aşamada düzeltmek çok zahmetsiz. Hem de karakterleri daha doğru düzgün geliştirmedim ve neresinin eksik olduğu da bu özet sayesinde kabak gibi ortaya çıktı. Yani bir sonraki mecburi durak da belli. Oh. Mis.

Bu yazı yöntemim çok sağlam yalnız, çok memnunum. Hatta ilerde, kitap yayınlandığında, yayınlanmış bir yazar olarak bu yöntemin kursunu açmayı düşünüyorum. Ya da önce yöntemin kitabını çıkartırım. Sonra kursunu açarım. Bunca yöntem kitabını, makalesini de böylece amorti etmiş olurum, hem maddi hem manevi açıdan.

Bu yöntemin en şahane tarafı, yazının en nefret ettiğim, en itici kısmını asgariye indirmesi: boşa yazmak. Bak bir ay oldu başlayalı, daha yazdığım tek bir sayfayı bile yırtıp çöpe atmadım. Öldürüyordu beni boşa yazmak fikri. Aslında bir yandan da notlar alsam, yöntem üstüne. İkisini birden bitirebilirim o zaman. Hem de unutmak, atlamak, sonradan hatırlamaya çalışmak da olmaz. Kısa kısa notlar. Bir dosya açmaya bakar. Nasılsa konunun özünü biliyorum. Sonradan geliştiririm enine boyuna.

Aaaaa...? Yoksa ona ayrı blog mu açsam? Profesyonel? Yani para kazanma amaçlı. Hem İngilizce, hem Fransızca hem Türkçe. Sonra da ekitap olarak doğrudan satsam üç dilde de? Ay bir proje daha demek bu şimdi ama. Ben sadeleştiriyorum, projeler ertesi günü kendi kendine, mitoz bölünme gibi çoğalıyorlar.

Ama o zaman kimseye hesap verme durumum olmaz, "daha bugün bir tane tazecik kitap yazmış, kalkmış hemen "nasıl yazılır" uzmanı kesilmiş" der şimdi bana yayıncı, seneye kitap çıktığında teklif verdiğim vakit. İşin yoksa adamları ikna et.

Hem de bütün altyapım hazır. Armut pişip de bu kadar ağzıma düşmemişti doğrusu. Neyi nasıl yapacağım bu kadar net olmamıştı hiç. Sanki bin kere yapmış gibiyim. Üstelik de "yapamazsın, beceremezsin" diyen iç sesimi de susturmuşken tam. İş modeli, iş modeli diye kıvranırken diğer taraftan. Al sana iş modeli. En iyi bildiğim. Ezbere bildiğim hatta. Şu an limonlu kek yapmak kadar kolay geliyor bana desem? İşin garip yanı, heyecanlı bile değilim şu an. Şaşkınım sadece. Çok şaşkın.

Neyse dur bakalım. Nasılsa fikir bir yere kaçmıyor. Bir kaç gün geçsin üstünden. O zaman görürüz neye benzediğini.

Ben başka şey anlatacaktım. Bugün yürüyüşe çıktım. Onu anlatacaktım. Bugün ikinci çıkışım. Unutmuşum bu kadar iyi geldiğini yürümenin. Öyle bir özgürlük hissi veriyor ki, sanki bir atın sırtına binmiş şehri turluyormuşum gibi. Ve kendime güvenim de artıyor. Nedenini ve alakasını bilmiyorum. Yürüyüş konusunda da hedefi küçülttüm. Her gün yürümek yerine, haftada 4 kere yürümek dedim mesela bu hafta için. Bu hedef küçültmeyi de iyi buldum ha. Her salataya nane. Çok iş görüyor.

Bir de evin temizlik faslını hafta sonunda yapmak, haftaya temiz evle başlamak da çok rahat. Sonra kafana takılıp durmuyor "ama yerler toz içinde" diye. Geriye sadece ufak tefek işler kalıyor.

Yarım saat sonra blog maceram onuncu senesini bitirecek sevgili okurum. Ekim 2005- Ekim 2015. Hey gidi hey. Çok sular aktı köprülerin altından. Hayatım yüzde ikibin değişti. O zamanlar en büyük hevesim, bana ay kadar uzak hayalim bir gün yazar olmaktı. Fakat bir sorun vardı. Yazamıyordum. Roman-kurgu-neyin ya-za-mı-yor-dum. Günlük tutmasını yapıyordum da. Ve gün oldu bugün. On senenin dolmasına bir ay kala başladım romanıma. Ne tuhaf değil mi? Tam vazgeçmişken. Tamam olmuyor, deyip havlu atmışken.

Parti yapmaktan vazgeçtim. Fakat on seneyi vurgulamak açısından bu ay her senenin ekim ayından yayınladığım bir postu koymak istiyorum. Senden de bir ricam olacak. Onuncu seneyi kutlama adına bu postun yorum kısmına ne kadar zamandır takipte olduğunu yıl veya ay olarak yazabilir misin? Beş yıldır, bir aydır gibi. Eski blog da dahil. Ve en sık nerede okuduğunu : işyeri, toplu taşıma, ev (tuvalet ;))), kafe. Çok makbule geçecek.

Beş dakika kaldı...

İyi geceler blog dünyası. İyi geceler sevgili okur. Çok duyguluyum şu an... Çok doluyum...İyi ki varsın blogum. İyi ki açmışım seni.

3,2,1...









54 yorum :

  1. Valla düşündüm de şu an ne zamandır okuyorum diye 1 yıl olmuştur herhalde dedim. Daha da fazla olmuş olabilir. 1-2 yıl diyelim. :) En sevdiğim bloglardan biri burası. Neredeyse her yazıyı okumaya çalışıyorum. Genelde de geceleri akşamüstleri rahat koltuğuma gömülmüşken mis gibi. Hayat enerjin bana da ümit veriyor mutlu oluyorum. Nice yıllara, hep burada olman dileği ile. :)

    YanıtlaSil
  2. Ayyy Mutlu Keçi, bak bekliyorum ilk yorum kimden gelecek diye gecenin bu saati. Senden geldi. Çok mutlu ettin beni. Çok teşekkür ederim. Senin en sevdiğin bloglardan biri olmak benim için büyük gurur. Yaklaşık cevap kabulüm. Keyifle okunmak ne büyük mutluluk. :))))))

    YanıtlaSil
  3. Yaklaşık 7 aydır okuyorum, eski bloğunuzu okuma şansım olmadığı için çok üzgünüm. Kitabınızı merakla bekliyorum. Hep yazın. Çok iyi geliyorsunuz bana, her yazınızı heyecanla bekliyorum. İyi ki varsınız Joe! -işyerimde okuyorum -

    YanıtlaSil
  4. nice 10 yıllara diyelim, umarım hiç bırakmazsınız bizi, yoksa hayatımda büyük bir boşluk olacak, çünkü her sabah işyerinde saat 8'de bilgisayarımı açar açmaz sizi ziyaret ediyorum. kitabınızıda sabırsızlıkla bekliyorum. bu blog bile kitap niteliğinde..herzaman hayatımızda olmanızı dilerim, sevgiler..

    YanıtlaSil
  5. unuttum yazmayı 1 yıla yakındır takipteyim..

    YanıtlaSil
  6. Merhaba,
    Ben de sanırım 2 ya da 3 yıldan beri blogtaki yazılarınızı okuyorum. Yaşam enerjinizin seyrini izlemeyi seviyorum; bazen düşüşte bazen yükselişte tıpkı hayat gibi oluşunuzu seviyorum. Ruh halinizi, gününüzü, zihninizi samimiyetle paylaşmanızı da çok değerli buluyorum. Nice senelere:) Yazmaya devam edin ne olur?

    YanıtlaSil
  7. Pek hatırlamıyorum zamanı ama ben de mutlu keçi gibi 1-2 sene diyebilirim. İşe dönmeden önce her sabah cep telefonumdan okuyordum. şimdilerde sabahları iş yerinde yayılarak okuyorum :) çok da seviyorum yazdıklarınızı.
    tebrikler, 10 yıl ciddi bir zaman dilimi..

    YanıtlaSil
  8. @ Bugün kalan hayatımın ilk günü: ayyy ne güzel sözler bunlar, uyandığımda heyecanla açtım, yeni yorumlar gelmiş diye ve Ekim 2015'e bu güzel sözlerle, yorumlarla başladım. Teşekkür ederim. En büyük hediye bu, benim için. Siz oldukça yeni sayılırsınız. Yeni katılanlar da uzun zamandan beri sıkılmadan takip edenler kadar mutlu ediyor beni. Yazıda da dediğim gibi, bu ay nostalji ayı olacak, eski blogdan postlar serpişitireceğim araya. Belki sırf Ekim ayını koymam, şu an kararsızım. Siz de iyi ki varsınız, iyi ki okuyorsunuz yazdıklarımı, hayatıma heyecan ve renk katıyorsunuz. Sevgiler.

    YanıtlaSil
  9. @ sevgili Nur Deniz: bu güzel sözlerden daha güzel bir kutlama düşünemiyorum, teşekkür ederim. Umarım siz de her zaman hayatımda olursunuz. Yüzünüzü hiç görmemiş olsam dahi. Kitap için de bana inanılmaz motivasyon oluyor böyle, şimdiden okurlarının hazır olduğunu bilmek. Elimden gelenin en iyisini yazmaya çalışacağım, bundan emin olabilirsiniz. Benden de sevgiler.

    YanıtlaSil
  10. @ sevgili Nihal Cenkçi: şu ana kadar yorum bırakanların arasında en kıdemli sizsiniz :D

    ''tıpkı hayat gibi olmak", "samimiyet"... İçten olmak, hakiki olmak önemsediğim nitelikler, bunların farkedilmesi ve üstüne üstlük değer verilmesi çok çok güzel. Çok prestijli bir ödül almış gibi hissettim şimdi. Çok teşekkür ederim.

    Ah. Nereden okuduğunuzu yazmamışsınız. :)

    YanıtlaSil
  11. @ iki balık bir kedi: böylece sabahın o erken saatlerinde istatistikleri kabartan ziyaretlerin esrarı nihayet çözüldü. Meğer işbaşı yaptığında okuyormuş insanlar.
    "yayılarak okumak"...vay...ne güzel tabir. Nasıl şımardım anlatamam. Tam doğumgünü çocuğu kıvamına geldim galiba. Galiba geldim. :))))

    YanıtlaSil
  12. Sanırım 2012'den beri okuyorum.Bazen işyerinde bazen evde.Çok şey öğrenip,çok şey kattım aklıma ve ruhuma yazdıklarınızdan.Nice yıllara...
    Sevgiler Mümine Mert

    YanıtlaSil
  13. @ sevgili Mümine Mert: 2012'den beriyse o zaman eski blogu da bilenlerdensiniz. Vay vay vay...Çok teşekkür ederim yorumunuz için, on yılın hatırına sessizliği bozdunuz, çünkü yanlış hatırlamıyorsam bu ilk yorumunuz. Sözleriniz beni çok sevindirdi, duygulandırdı. Sevgiler kocaman.

    YanıtlaSil
  14. 10. Yılın kutlu olsun ''İyi geceler küçük Joe''!Yazılarınızı 1-2 haftadır okumama rağmen bir yıldır okuduğum blogların yerini aldınız diyebilirim.Daha nice seneler sizi takip edeceğim,umarım hedeflerinize ulaşır,mutlu olursunuz.Hak ediyorsunuz çünkü ^^

    YanıtlaSil
  15. @Sevgili Esra Derle, çok teşekkürler.

    YanıtlaSil
  16. Sevgili Joe, seni -tam emin olamamakla birlikte- 2 yıla yakın süredir okuyorum. Okuma listemde yeni yazını gördüğümde en çok heyecanlandığım kişilerdensin. Seni okumak gerçekten çok büyük keyif. O yüzden basılmış bir kitabın olacağını düşünmek bile beni mutlu ediyor. Umarım tüm projelerin birer birer başarılı olur. Yazında bahsettiğin tuvalette okuma kısmını üzerime alındım :D Evet, uykudan kalktığımda ayılma faslını tuvalette telefonla yaşayanlardanım. Orada olmazsa en geç serviste işe giderken okuyorum seni :) Yani sabah saatleri. Eski blogunu bilmiyorum ama sakın ha sakın bu blogu kapatma, yazılarını silme. Dönüp dönüp okuduklarım var benim. Yazılarını seviyorum, onların bana verdiği duyguyu seviyorum, seni seviyorum. Nice 10 yıllara :)

    YanıtlaSil
  17. @ sevgili Anıl Ateş, tazecik müdavimi blogun, teşekkürler. Yazmak artık benim için konuşmak gibi bir şey oldu. İnsan nasıl konuşmaktan vazgeçemezse, ben de oyle yazmaktan vazgeçebilecek gibi hissetmiyorum kendimi. Teşekkür ederim. Umarım sana da ilham verir bu yazılar, senin de başarılarını, mutluluğunu görür kutlarız hep beraber.

    YanıtlaSil
  18. Merhaba küçük joe ne kadar zaman oldu seni takip edeli bilmiyorum çok da önemli değil keşke diğer bloğu da okuyabilseydim. Benim için önemli olan yazdıklarının hoşuma gitmesi umarım yazmayı hep surdursun ve güzel tarifler verirsin sağlıkla ve sevgiyle kal

    YanıtlaSil
  19. Merhaba küçük joe ne kadar zaman oldu seni takip edeli bilmiyorum çok da önemli değil keşke diğer bloğu da okuyabilseydim. Benim için önemli olan yazdıklarının hoşuma gitmesi umarım yazmayı hep surdursun ve güzel tarifler verirsin sağlıkla ve sevgiyle kal

    YanıtlaSil
  20. @ sevgili Kitapsız Kedi :)))))))))) teşekkür ederim, keyifle okunduğumun söylenmesi beni çok ama çok mutlu ediyor. Ve evet o gönderme sanaydi :D :D :D Aslında ne kadar gurur verici, yüzümü hiç görmemiş birinin, benden belki 700 km ötede, sabah gözünü açar açmaz, ilk iş olarak blogumu okuması. Bu da başka bir prestijli ödüle denk. Tamam sana söz, bu bloğu kapatmayacağım. Dönüp, dönüp okunmak, demek... Beni çok gururlandırdın Kitapsız Kedi. Ben de seni çok seviyorum.

    YanıtlaSil
  21. @ sevgili Sibel Durmaz, aklım hep sende. Ne olur arada bir ses ver. Nasılsın, anlat. Eski blog çok karamsardı. Çok mutsuzdum. Bu on senelik süreci renklerle anlatacak olsam, zifir bir siyahtan parlak bir beyaza kademeli bir geçiş olurdu. Bu ay uğrayabilirsen, her seneden bir ya da bir kaç eski yazıyı postalayacağım. Sen de sevgiyle kal, sağlık haberlerini duymak istiyorum.

    YanıtlaSil
  22. zaman konusunda çok kötüyüm ama galiba 2 sene oldu. fermina elma çekirdeğinden fide elde etmeye çalıştığı bir yazıda senden bahsetmişti de okumaya başlamıştım galiba :) en çok nerede okuyorum; uyku öncesi ya da sonrasında yatakta veya gün içinde salonda üçlü kanepede okuyorum. en iyisi yatakta tembellik yaparken uyku sonrası sessizlikte birilerinin sessiz sesini duymak çok iyi geliyor. resmen iletişim kuruyoruz ama yorulmadan. düşünürken bile keyiflendim :) nice on senelere!

    YanıtlaSil
  23. Joecum, bir düşündüm ne kadar oldu diye net çıkaramadım ama sanırım kendi blogumu açtıktan kısa bir süre sonra seni buldum: "Yazar Ne Yazar Ne Yazamaz"dı galiba değil mi :) 5-6 yıl olmuş o zaman, ne güzel olmuş, ayrıca sanallıktan reelliğe geçmek gibi bir hoşluğumuz da var ki bu ayrı bir keyif. İyi ki blog açmışsın, iyi ki blog açmışım ve buluşmuşuz, nice blog yıllarına...

    YanıtlaSil
  24. çok az zaman oldu sizi okumaya başlayalı. iki balik bir kedi tanıştırdı beni. her gün bakıyorum artık ne yazmışsınız diye. çok güzel yazıyorsunuz. hep yazın böyle güzel kendinizi, bizi... nice yaşlara...

    YanıtlaSil
  25. Ay ben de kesin hatırlayamıyorum kaç sene oldu ama Mirage çekirdekten fide macerasını hatırladığına göre benim de 2 sene filan olmuş demek ki. Yihhuu! Nice 10 senelere!
    Ben evde, masaüstü kompüterden okuyorum, sabah kalkar kalkmaz, kahve içerek ve köpenklerle itişerek.
    Kolumun altında senin Hakan Günday'ın ile, güzel bir günde elele parka gitmenin -mutlaka gerçekleşecek- hayaliyle sarılıp öpüyorum <3

    YanıtlaSil
  26. Merhaba, ne zamandır okuyorum bilmiyorum ama yazdıklarını ben yazmışım gibi geldi. Hedef küçültme, kitap yazma hayali, yazamama vs.. Sevgiler...

    YanıtlaSil
  27. Merhaba. Ben eski blogla birlikte başladım takibe. Yillar oldu. En az 4 yil. En çok evde ara sıra da işyerinde okuyorum. Çok da seviyorum :)

    YanıtlaSil
  28. Yaklaşık olarak , 1 yıldır takip ediyorum seni. Zaten blog dünyasını da yaklaşık bir yıl önce keşfettim :) Ara verdiğin dönemde çok üzülmüştüm ve geri dönmeni sabırla beklediğimi hatırlıyorum. Blogunun yeni yaşı kutlu olsun, sen hep yaz... Sevgiler

    YanıtlaSil
  29. @ Mirage: sen düşünürken keyiflendin, ben senin yorumunu okurken :)))

    iletişim değil mi? bence de öyle. en sevdiğim yanı bu zaten. bir çeşit mucize: ben konuşuyorum burada kendi kendime, sessiz sessiz, parmaklarımın ucuyla, tıkır tıkır, ama ta nerelerden duyuluyor, bu kadar uzaktan ruhumun içi görülüyor ve hissediliyor, ve de üstelik bilmeden faydam da dokunuyormuş bazen.

    YanıtlaSil
  30. @ Leylak Dalı: bak geçen gün hesapladım, sana söylemek için fırsat kolluyordum, hani taksilerin dolmuşların arkasında yazar ya, en büyük rakibim THY diye. Aynen sen de en büyük rakibim google diyebilirsin bence. Benim istatistiklerde google'dan bana 10 kişi gelmişse, senden bana 5 geliyor :))))

    Vay 5-6 sene olmuş demek...Evet yazar ne yazar ne yazamaz dı.Demek ki ta 2009 filan. Eve yeni taşınmıştım herhalde o zamanlar. Çalışıyordum filan. Biraz direği doğrultmuştum ya da yeni başlamıştım. Hey gidi...Evet sanallıktan çıkıp reele geçtiğim bir kaç kişiden birisin. İyi ki yazıyorsun Leylak Dalı. İlk başlarda kasıyordum, amanın Leylak dalı bu hafta ikinci kitaba başladı bile ben daha tek kitap elime almadım. Sonra.. ohooo, dedim ki bırak, sen onla aşık atabilir misin? :))))))) Sevgiler.

    YanıtlaSil
  31. @ Apeiron: en eskiler en yeniler hep yan yana harmanlanmış ne güzel. Teşekkür ederim güzel sözlerinize. Hoşgelmişsiniz bloguma diyeyim o zaman. Hep beraber olsun. Sevgiler.

    YanıtlaSil
  32. @ vay Fermina: kuzum senin sesin sedan çıkmayınca sen buralara uğramıyorsun diye düşünüyorum, demek hala okuyorsun :))))) E hani geliyordun Eylül'de ne oldu? Ben bu hengamede sana soramadım bile nerdesin geliyor musun kalıyor musun. Bak Park mevsimi bitiyor...Amanın o Hakan Günday'ı iyi sakla kuzum, yazarından imzalı, yoksa hiç umurum olmaz, hayatımda ilk imzalattığım kitap olur kendisi. Yoksa hiç mal canlısı insan değilim.

    YanıtlaSil
  33. @ kısa kahve molası: ahahhaa ne kadar süründüm ben yazamamalarda bir bilseniz, herkesin de kafasını ütüledim. Onuncu senede artık taşlar oynamaya başladı. Umarım sizin süreciniz daha kolay olur. Yaza yaza açılıyor kalem. Bir de uğraşıp uğraşıp bir el çok ciddi vazgeçmek gerek. Numaradan değil ama. Yok bu iş ömrümü yedi. Olmuyor. Olmayacak deyince. Bende öyle oldu. Çokça sancılı. Kolay gelsin diyorum bütün kalbimle :))

    YanıtlaSil
  34. @ Nazlı Baki: vay eski blogu bilenlerden biri daha çıktı...biliyor musunuz, bence beni facebook'ta ekli olan birçok kişiden daha iyi tanıyorsunuz muhtemelen dört senedir okuyorsanız. Demek ki 2011 filan. Uf. Sancılı zor zamanlardı. Teşekkür ederim yorum bıraktığınız için.

    YanıtlaSil
  35. @ Devrim: :))))) "blogun açılmasını sabırla beklemek" ne tatlı...korkarım ölene kadar blog yazacağım ben. Artık blogun bin çeşit yenisi çıksa da, kimseler rağbet etmese de, tek bir okur dahi kalmasa da. Şu an öyle gözüküyor bana. :D :D:D

    YanıtlaSil
  36. merhaba:) 2010dan beri okuyorum sizi. epey zaman olmuş! genelde akşamları okuyorum, yemekten sonra gazeteleri, blogları okumak için oturduğumda. sanırım komşuyuz da, ben de kurtuluş'ta yaşıyorum:) sevgiler, melda

    YanıtlaSil
  37. Merhaba platero. Demek bunca sene sessiz sedasız izlediniz. Çok merak ettim Kurtuluş ta oturduğum kanısına nasıl vadığınızı. Çünkü kendi hakkımda onca şey söylerken söylemekten özellikle kaçındığım iki şeyin biri yaşadığım semt.

    YanıtlaSil
  38. En eskilerden ben de varım, ne güzel bir kutlama olmuş, bu aralar yeni babaanne olduğum için fazla yorum yazamıyorum :))
    Yazılarını, yaşama sevincini ve doğallığını çok seviyorum, hüzünlüysen, canın sıkkınsa ben de üzülüyorum, bir sonraki yazıda neşe varsa "ay neyse, geçmiş sıkıntısı" diyorum, hep böyle geçiyor hayat..
    Çok sevgiler, hep iyi ol mutlu ol..

    YanıtlaSil
  39. Yazılarını geceleri okuyorum evde, unuttum yazmayı :))

    YanıtlaSil
  40. Ben yeni sayılırım ama kısa zamanda çok şey paylaştık bence. En çok olduğun gibi yazmanı seviyorum, yani hepimiz gibi geliş gidişlerin var okurken kendimi görüyorum çoğu yerde. Genelde sabahları okuyorum ama Türkiye'de gece oluyor:) Diz üstü bilgisayardan çay veya kahve eşliğinde okuyorum seni keyifle. Muhabbetimize uzun bir ömür diliyorum, sevgiyle...

    YanıtlaSil
  41. Geç olsun güç olmasın diyerek yorumumu bırakmaya geldim :) Aslinda teknik bir arızadan dolayı yorum gecikti.yoksa aklımdaydı :)
    Öncelikle 10.yılınızı kutlarım.Nice onuncu yıllara :) Sizi bulmak ve sizi okumak benim için büyük bir diğer takipcilerinize göre ben bayağı yeni kaldım ( 3 aydır takipteyim ). On yıllık bir blog geçmişiniz var var ve ben çok yeniyim.Uzuldum kendi adıma :( Yazilarinizi genellikle evimde cep telefonumdan okuyorum.Gelecek yazılarınızı merakla bekliyorum,ideallerinize ulaşmanız dileğiyle ;)

    YanıtlaSil
  42. Hmm sureyi bilemedim.
    Genel aliskanligim blogu ilk gune kadar okuyup sonra listeye almak. Ama 2 sene olmustur ya. Bilemedim.

    Ben eskiden Ank'da salondaki koltukta okurdum ve isyerinde.
    Aimdi yine koltuksuz yasamda oldugum icin yataka. Yine yataktayim :)
    Nice 10lara!

    YanıtlaSil
  43. Harikasın, yaptığın her işe gönlünü koyuyorsun ya.. Ondan hep güzellikler çıkıyor ardından.
    Nice 10 yıllara!

    YanıtlaSil
  44. @ sevgili Serpil, uzaktan bu kadar düşünülmek ne hoş, ne kadar özel...bu yorumunu okuduğum akşam, böyle sözlere çokça ihtiyacım vardı. Çok iyi geldi. Söylemek istedim :) Toruna da koca koca öpücükler. Benden de sevgiler. <3 <3 <3

    YanıtlaSil
  45. Ah Yeraz! Rüya kadın, rüyalarımı gerçekleştirmeme vesile olmuş insan. Hem de ta nerelerden döne dolaşa. Ben de umarım muhabbetimiz hiç bozulmasın. Sevgiler.

    YanıtlaSil
  46. Sevgili Feta, hoşgeldiniz. Sefalar getirdiniz. Sizden yenisi de var aslında. :) Aslında tam hayatım güzel bir dönemece girdiğinde gelmişsiniz. Yaz başı gibi. Bence güzel zamanda geldiniz. Sevgiler kocaman.

    YanıtlaSil
  47. Jardzy, bana da bir seneden fazla gibi geliyor. Yani 2013 olsa zaten Ocak'ında başladı sayılır bu blog. Eski blogu bilmiyorsan maksimum 3 senedir. Minimum da bir sene zaten var. İşte ortalama çıktı :)

    YanıtlaSil
  48. Vay Cereniko, ne güzel demişsin, her şeye gönlünü koyarak yapmak. Öyle. İşte uğraşıyorum güzel olsun diye. Teşekkürler...

    YanıtlaSil
  49. Ben de bir senedir okuyorum, geçen sene bu zamanlar gece 3 gibi süt sağarken okurdum genelde, yeni doğum yapmıştım. Yine de gece 3 gıbı okuyan bırılerı gorursen ıstatıstıklerde ıste o benım:) Bana da çok iyi geliyorsun Küçük Joe. Seni seviyorum. Seni seviyorum deyince aklıma geldi de:) ben senin cinsiyetini dahi bilmiyorum desem....Ama belkı de sen hiç açıklamadın. Ben yeni takipçilerden sayılırım çünkü.

    YanıtlaSil
  50. @gözde gürbüz: ahahahaha çok güldüm şu cinsiyet konusuna. Hemen bir açıklık getireyim: cinsiyetim kadın. Ama tereddütte kalmanı da anlıyorum, çünkü düşündüm, ben epeydir örgüydü tığdı bahsetmiyorum, dikişi erkek de yapabilir. Haa bir tane kırmızılı elbiseli bir resmim en çok tıklananlardaydı, belki orayı kaçırmış olabilirsin. Fakat asıl ciddi sorun, bir gün dehşet içinde blogun ismini aldığım dizideki karakterin yani Küçük Joe'nun erkek olduğunu fark etmemdi. Böyle blogu açmışım üstünden bir sene filan geçmiş. :D :D :D Ne yapalım. Olmuş bir kere. Çok teşekkür ederim güzel sözlerine. Ufaklığa öpücükler. Bir yaşını kutluyorsunuzdur o zaman şimdilerde. :)

    YanıtlaSil
  51. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  52. iyi ki varsın ,bana kelimelerinle keyifli anlar yaşattığın için çok teşekkür ederim... umarın her sey dilediğin gibi olur . ... sevgiler daha nice senelere

    YanıtlaSil
  53. @ sevgili hel demian, sen de on senenin hatırına sessizliği bozanlardansın sanırım yanlış hatırlamıyorsam. çok çok teşekkürler, keyifle okunduğumu bilmek beni çok mutlu ediyor. benden de sevgiler. :)))

    YanıtlaSil