Salı, Eylül 01, 2015

Sabahlamak.

İşte gece ve ben yine başbaşayız, demek istedim.  Ne güzel bir saat. Pencerem kapalı olmasına rağmen dışardan televizyon sesi geliyor. Heyecanlı bir maç anlatıyor bir adam. Apartmanın merdivenlerindense topuk tıkırtıları duyuluyor. Bir korna çalıyor, evimin önünden geçen bir araba. Asansör çalışıyor. Başka bir yerdense ritmik bir bas. Güm güm güm. Ah hayır. Sanırım o benim balkondaki çamaşır makinesinin çıkardığı ses.

Dün gece sabahladım ben. O kadar keyifliydi ki anlatamam. Önce mutfak tezgahının yemek yediğim kısmını silip kuruttum. Sonra çay demledim. Günün ilk çayıydı. Sabah kahveyle kahvaltı etmiştim çünkü. Sonra tezgahın koca ışığını yaktım ve kağıtlarımı alıp yayıldım. Neredeyse mutlak bir sessizlik vardı dışarda, kadifemsi. Ve spotify'dan sakin bir müzik çalıyordu salonda. Kanalın adı Quiet evening gibi birşeydi. Çok gergindim ilk başta. Çok endişeli. Aslında gidip yatsam ya da başka şey yapsam diyordum. Sonra ne olduysa işin başına oturmayı tercih ettim. Sonra da bir kağıda endişelerimi, korkularımı yazdım çekinmeden. Mari Antrikot yazmış. Yazıyla kazma yöntemi. O da PE 'de okumuş. PE'yi de benden keşfetmiş. Benden bana geldi yani Mari Antrikot'tan dolanıp. İşe yaradı valla. Çözdüm olayı. Ve sabahı ettim çalışarak. Gençlik zamanlarımı hatırlattığı için mi bu kadar keyifli geldi acaba. Ne çok sınav çalışarak, ne çok ödev yazarak geçmiş gençlik, hey gidi.

Aslında bu gece de aynısını yapmak istiyorum. Aynı keyfi alır mıyım acaba?

Yalnız şu satranç ve yoga var ya. İyi ki girmiş hayatıma. Başlıbaşına bir okul. En kritik zamanlarda panik yapmamayı ve soğukkanlılıkla düşünmeye devam edip, krizi lehine çevirebilmeyi öğretiyor satranç. Ve gerçekten beyin cimnastiği. Gocunmuyorsun düşünceni ileri taşımaktan. Ve yoga. Nefes al. Gerginsen özellikle, derin nefes al. Mütevazı işleri, ilerlemeleri küçümseme. Mütevazı hareketlerin sana iyi geldiği gibi.

Uykum var ama. Bu gece yapamam aynısını.

Bugün televizyon izledim. Normalde ne siyasetten ne ekonomiden anlamayan ben, TRT haber kanalında Ekopolitik diye bir programa kilitlendim. Dr. Şeref Oğuz ve Avni Özgürel'in yorumuyla ekonomi ve siyaset. Bayıldım. Nasıl dolu, nasıl güzel konuşuyorlar. Tek bir boş laf yok. Ben bunu bu güne kadar nasıl kaçırmışım. Çin'den de bahsettiler. Amerika'daki kaya gazından. Genel dünya hallerinden. Ortadoğu'dan. Sayılara da hakimler. Ve hiç sıkıcı değil. Sanırım çok analitik olduğundan. Sebep sonuç ilişkisi kuruyorlar. Böyle insanlar da var Türkiye'de. İnan ki canım hiç bir nane anlamadığım siyaset ve ekonomiye dalmak istiyor. Belki hemen bugün değil ama herhalde yakın gelecekte yeni ilgi alanlarımdan biri olacak. Çünkü o konulara hakim olunca dünyada neler olup bittiğini, neden olup bittiğini ve nereye gittiğini anlamanı sağlıyor. Büyük resmi görebilmek ... Öbür türlü devekuşu gibi yaşıyoruz.

Artık kaçırmam bu programı. Hatta google takvime uyarı koyayım haftaya unutmamak için. Mesela diyorlar ki, internet artık 4.5 G olacak. Çok güzel. Peki sen bu hızı ne yapmak için kullanacaksın? Sırf eşine şarkı göndermek içinse, yazıklar olsun. Sen de izle bak. Pazartesi akşamları saat 20:50 Trt haber'de.

Sonra da Kılıçdaroğlu'nu dinledim NTV 'de. Gene eskisine göre daha cesur buldum, daha -ingilizcesi assertive, türkçesini bilemedim- buldum ama gene de yetersiz.

Saat bire geliyor. Yatacağım. Oysa ben çalışmak istiyorum...

2 yorum :

  1. Bir şey diyebilir miyim? Kendimin tıpkısının aynısını buldum bünyenizde. Misal pinterestteki denizatı şeysi yapılacak proceler arasında, misal Miro sergisini gezen kankam ve kuzusunun fotoğrafının dekupajını yapmıştım, böyle kitaplar, filmler, diziler, proceler, örgüler... Aslında fotoğraflı, kanıtlı bir mail gönderecektim ama anlamadığım bir blog dünyası kaldı, ona da bir el attım mı tamamdır :) Neyse, sevgiler, heyecanlı günler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahahaha sahi mi söylüyorsunuz? Fotoğrafa kanıta hiç gerek yok. Ama bloga el atın bence. Sıkı takipte olacağımdan emin olabilirsiniz 😊😊😊 Benden de sevgiler.

      Sil