Cumartesi, Ağustos 22, 2015

Okuma ve yazmaya dair.

Galiba daha iyiceyim. Vişneleri kurtarabildim mesela. Ve mercimek salatası da yapabildim. Ve vişnelerin birazıyla komposto. Naneler kaldı ama onlar biraz daha gider. Sabah da fesleğenleri pesto yapıp kurtarmıştım. Eh. Bir gün için fena sayılmaz.

Ülke her gün biraz daha batıyor. İç savaş çıksa yeridir. Çıkmasa da batıyor ama. Bunu da nasıl olduysa yeni fark ettim. Yapılan her siyasi yanlışın düzeltilmesi yıllar, nesiller sürecek. Sanki kasten yapılıyormuş gibi. Bazısının ise telafisi yok. Tarihi eserlerin heba edilip, yakılarak filan yerine bilmem ne yapılması gibi. O eserlerin tek bir tanesiyle ne turistler getirtebilecek, ne paralar kazandırabilecek milletler var.

Hani başkan olmadı diye yapıyor diyorlar ya. Bence o yapmıyor. Bence o sadece satranç tahtasındaki bir piyon. Bütün motivasyonu bir gün vezir çıkmak. Ama oyunu başkası oynuyor. Ve o vezir çıkana kadar mat olmazsak, sonra olacağız. Keşke sırf bunu anlasa. Mat olmuş şahın veziri beş para etmez. Keşke gidip biri uyandırsa onu.

Başladım okumaya biliyor musun? O gece başladım hem de. Hani sabahın birinde post yazmayı bitirip, gidip bir kaç harf öğreneyim dedim ya. O gece sabahladım. Beşte filan yattım. Başharflerden bilmediğim ve karıştırdıklarımı bulup çıkardım önce. Kalemi kağıdı aldım. Yazdım. Çizdim. Gözüme ikiz gibi benzer gözüken harflerin arasındaki yedi farkı bulma oyunu oynadım. Sonra da aklımda tutmak için kendime yollar buldum. Mesela farklılık o fiyonk gibi uçtaysa, o ucun balık kuyruğu olduğunu hayal ettim. Balık sözcüğünün ermenicedeki ilk sesi de o harfin sesine denk gelince artık karıştırmıyorum.

Ertesi gün de sağlam kafayla küçük harflere baktım. Bitti bile. Değdi mi bunca sene ızdırap çekmeye? İki günde halledilebilecek bir işmiş. Herşeyin başı motivasyon. Doğru sebeplerin olacak. O ilk gece bir köşe yazısı okudum baştan aşağıya. Bilmediğim çok sözcük vardı ama. Gene de kabasını anladım.

Dahası da var. Anlamını bilmediğim sözcüklere de çare buldum. Chrome mesela, nedense ermenice harfleri gösteremiyor. Firefox gösteriyor ama. Firefox'u ayarladım, açınca direkt ermenice sanal klavye açan bir sözlüğe açılıyor. Hem de öyle bir klavye ki, mesela kendi laptop klavyende a ya bassan ermenice a yazıyor. Büyük kolaylık.



Ama hangi dilde olursa olsun, okuma yazma öğrenmek çok başka şeymiş. Artık o şekillerle  harflerle aramda bir engel kalmadı ya, artık o kağıt bambaşka boyutlara açılıyor ya. Çok heyecan verici, çok özel bir şeymiş. Bambaşka bir güç. Bir kere daha yaşadım.

Ülke toptan batmazsa ve bir gelecek varsa, benimkisi her gün daha şekle şemale giriyor. Aynı kilden bir heykel gibi. Yazı da bu geleceğin iskeleti olacak gibi. Öyle ya da böyle. Okumak çok özel bir yetenek, yazmak ise bambaşka.

Bir yolun çok başındayım, daha ortada hiçbir şey yok. Ama en azından eskiden olduğu gibi korkmuyorum bir yola girmekten. Ya. Eskiden korkuyordum çünkü. En dipte. Korkuyor-muşum. Kaçıyormuşum. Sanki girilen her yol, ölüme gidermiş gibi. Oysa seçtiğin yol değil ki ölüme giden. Hayatın kendi gidişatı o. En sondaki hep ölüm. Ölümü kabullendiğinde, aslında çok garip şekilde hayatına başlayabiliyorsun.  Evet benim için biraz geç oldu. Ama kimin hayatı mükemmel ki? Bu da benim kaderimin yamukluklarından biri olsun.


5 yorum :

  1. Ermeni kelimesi ile ilgili bir korkma yaşamıştım. bir ara anlatırım...

    YanıtlaSil
  2. Muhteşemsin, çok zor gelirdi bana ama sen ne kadar hızlısın! :)

    YanıtlaSil
  3. Hızlı denmez aslında, çoğunu biliyormuşum, karıştırdıklarım azmış ondan böyle hızlı sonuç alabildim. Baştan başlasam bir gecede zor sökerdim. Şu sıralar ara verdim. Bir kaç güne gene el atarım.

    YanıtlaSil