Perşembe, Ağustos 20, 2015

Hallice.

Biliyor musun, bugün biraz daha iyiyim. Aslında bugün de saat beşe kadar filan aynı bet ruh halindeydim. Günlerdir hiç iş görmeden oturuyorum.  Vişneleri torbalayıp buzluğa atmaya bile mecalim yok. Çürüyecekler diye korkuyorum.

Bol bol ağladım. Gene de açılamadım. Bu kadar moral bozukluğuna hormonlar da sapıttı. Ya da hormonlar önden sapıtmıştı. Artık biraz tavuk yumurta bilmecesi diyeyim.

Neyse hormonlar nefes aldırmaya başlayınca, öğleden sonra beş olmuş ama oturmuşum gene bütün gün, hadi dedim, sadece bir tane iş gör acil olan. Günün sonunda "bugün bunu yaptım" dersin. Moral olur. En acil internet faturası vardı. Hadi dedim onu çıkıp ödeyeyim hem dışarı çıkmış da olurum, biraz açılırım belki. Tam o sırada annem aradı. Anneme "seni sonra arayacağım" deyip dışarı çıktım. Faturayı ödedim. Eve geldim. Tahmin ettiğim gibi iyi geldi onu ödemek. Halbuki toplam on beş dakikamı filan aldı.

Eve dönünce annem aklıma geldi. Telefon açtım. Normal her zamanki klasik konuşmamızı yapıyorduk. Yarı sağır diyaloğu. Ben anlatıyorum o sıkılıyor ve dinlemiyor ve tersi. Sonra dedim ki, "anne biliyor musun, ben ermenice okumayı sökmeye karar verdim". Blog yazımı, yazıya gelen tepkileri ve başka şeyleri anlattım ona. Yaşadığım kopukluk ve dışlanmışlık hissini.

Ve duydu dediklerimi. Ve dinledi. "Ama, dedim. Bende de yanlış var. Bugüne kadar hiç bu insanlar neler düşünüyor, günlük olaylara ne tepki veriyorlar diye merak etmedim, köşe yazarlarını hiç takip etmedim, yapabilirdim." Günlük ermenice gazeteleri takip etmek burada bahsettiğim. Bu sefer ondan çok şaşırtıcı bir söz geldi. "Bende de hata var dedi. Çünkü sizi fransız okuluna koydum."

"Bak dedim, geçen gün vapurda, tipine baksan- asla bu adam hayatında basılı bir yazı okumuyordur- dersin, öyle bir adam vardı, ama elinde ermenice gazete tutmuştu. O gazete, o insanları birleştiriyor. Ben de artık, madem son bağımı kaybettim, böyle bir bağ kurmaya karar verdim. Herhalde üzüm yememekten daha derin bir bağ." dedim.

Bu konuşma bana iyi geldi. Yapmam gerekiyormuş. Bir de o kopukluğa yıllardan beri bizzat şahit bir insan.

Sonra çıktım dışarı, ermenice gazete aldım. Gazeteyi alırken, bir sürü yere uğradım, esnafla filan sohbet ettim. İyi geldi. Günün gidişatı biraz düzeldi. Havam değişti.

Şimdi saat geç oldu ama galiba gidip bir kaç harf öğreneceğim.

İyi geceler dünya.



3 yorum :

  1. bizde de tam tersi olur, o anlatır ben sıkılırım...

    YanıtlaSil
  2. Bırakmazsın sen ya, yine de bırakma Joe, devam et.. Kaybolmasın bu zenginlik..

    YanıtlaSil