Pazar, Ağustos 02, 2015

Bilmiyorum.

Vay blog. Beni merak edersin sen şimdi. Hem de yazasım var. En son Perşembe yazmışım.

 Temmuz'u devirdik. Ne Temmuz'du ama. Joan Baez bile Temmuz'daydı. Daha bunun Ağustos'u var. Ki Ağustos programına çok süper bir etkinlik buldum. Ekoloji Festival'ine katılacağım Kazdağları'nda. Var mı gelmek isteyen? Çadırını kapan gelebilir. Katılım desen dört günü 25 tl. Tek gün istersen 10 tl. Tarih 19-23 Ağustos 2015.

Böyle sevinçli şeyler yazmaya utanıyor insan. Az önce sokaktan asker uğurlama konvoyu geçti. 

Günlerdir gazete okumuyor televizyon açmıyorum. 

Dün parka gittim gene. Sonra da anneme uğradım. Annemi bir aydır görmüyordum. Eve fare girmiş. Haberim yok. Fare bile değil sıçan. Zavallı hayvanın zulasını bulmuşlar. Yarım kilo zeytin çıkmış. Sonra deliğe duvar örmüşler filan falan. Yandı zula. Yazık ama ya, yememiş kenara koymuş o kadar.


Sabahında üç satırlık birşeyler yazmıştım. Fb'a koymuştum. Anneme dedim ki:" bu sabah çok kısa birşey yazdım, okumak ister misin?"

Daha önce bir öykümü okutmuştum ona nasıl olmuşsa. Şaşırmıştı. Ama ben daha çok şaşırmıştım. Çünkü normalde kusur bulunca görevini tamamlamış sayan bir insan olur kendisi, konu her ne olursa olsun. Ben gene oraya buraya kusur bulacak diye peşin peşin sıkılmışken, şaşkın şaşkın "akıyor bu öykü" demişti bana ilk tepki olarak. "Hiç yormuyor okurken." derken göz ucuyla bana bakıyordu "sen mi yazdın bunu gerçekten?" sorusu duruyordu ifadesinde. Ne kadar yorduysam kadını bugüne kadar artık. Sonra da öyküdeki ayrıntılara şaşırmıştı olumlu tarafından. Velhasıl beğenmişti genel anlamda. Hatta şöyle bir durmuştu, ciddileşmişti. 

Neyse. Dün de "iyi hadi bakalım ver de okuyalım madem" der diye beklerken, "isterim" dedi çok kararlı şekilde. Verdim ama, ay, şimdi " bu kadarcık mı yazdın yaza yaza" diyecek ya da "hani bunun devamı, başı sonu" der diye hazırladım kendimi. Onun yerine: "çok..." dedi, bir laf aradı, bulamadı, "güzel..." dedi, sonra bir kere daha denedi "çok..." dedi, gene bulamadı, "güzel..." dedi. Ve sustu. Sonra da henüz çözemediğim o az buruk, az düşünceli ifadeye daldı gitti.

Ya böyle acaip günler. Diyorum da hala da anlatamıyorum.

Bunu dün yazıp kaydettim.

Bugün Pazar. Gene kafamda kırk bin tilki. Geçmiş. Gelecek. Ve tüm bu git gellerin, karmaşanın, fırtınaların ortasında ben.

Biliyor musun, vakit tamam artık. Tren düdüğünü çaldı. İşe koşmam lazım. Ama şimdi de şaşkınlıktan yapamıyorum. Ben mi? Kesin mi? Ve sanki bir ordu insan oralarda fenalık geçiriyor, ayh, hala daha inanmıyor kendine diye.

Ve bu son değişim, son haftanın içinde oldu galiba. Belki daha bile az.

Hayde diyor içimdeki bir ses, hayde, otur, çalış. Hala daha boş boş konuşuyorsun.

Bilmiyorum.

13 yorum :

  1. Gelişmeleri çok merak ettim.
    Festival çok güzel geçer umarım :)

    YanıtlaSil
  2. Keşke kaz dağlarına bende gelebilesem ama ne mümkün daha çoook yolum var. Ama sen çok eğlen olurmu? O zaman bende gelmiş kadar olurum. Kendine de annenede iyi bak sevgiyle kal

    YanıtlaSil
  3. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  4. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  5. Gelsen gerçekten de ya...? Hiç oluru yok mudur? Dört gün. Ya da şart değil istersen bir gün. Nasılsın bu arada?

    YanıtlaSil
  6. @iki balık bir kedi: gelişmeler bir değil ki bin. anlatmaya çalışıyorum yetişemiyorum. sonra da vazgeçiyorum bazen filan.

    YanıtlaSil
  7. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  8. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  9. Şimdilik iyiyim tedavim haftalık olduğu için anca toparlayabiliyorum. Sonra diğer kemoterapi öyle olunca da bir yere gidemiyorum. Birde enfeksiyon kapmamak gerek iyi olunca yine gideriz kaz dağları olmazsa parkta da gözüm var haberin olsun

    YanıtlaSil
  10. Doğru enfeksiyon kapabilirsin boşver. İyileşince tepe tepe gideriz. Park daha da kolay. Hele bir atlat da. :)))

    YanıtlaSil
  11. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  12. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil