Salı, Temmuz 28, 2015

Kolay gelsin.

Gene ben. Dün sabah üçte ki posttan sonra gidip yattım . Uyudum kalktım ki. Canım D.'mdan mesaj gelmiş. D. benim blog yazarken anonimliği si.. boşverip yüz yüze tanışma cesareti gösterdiğim ilk insan. Tanıştıktan sonra da inanamamıştım. Böyle insanlar da mı var bu dünyada. Hem de benim bloğu bulup okumuş. En depresif, en karanlık zamanlarım. Dünyadan, insanlardan ölesiye nefret ettiğim ve başka türlüsünü de bilmediğim zamanlar. O nasıl pozitifti. Nasıl ışıl ışıldı. Hayatındaki her engelin üstünden şikayet etmeden nasıl da atlamıştı hem de benim yarı yaşımda olmasına rağmen. Ve gene de benim tüm karanlığıma rağmen ortak bir şeyler konuşabiliyorduk. Konuşmak konu bulmak beni hiç zorlamıyordu mesela. Ki ben öyle hemen de ısınamam insanlara. Yabaniyimdir. Bakma burada samimi yazmama. Yazı bu. Kendi başımayım burada. Sen sonra gelip okuyorsun. Tamam artık o kadar yabani de değilim. Ama o seneler. Bildiğin yabaniydim.

Yarın buluşacağız bakalım. Hadi bakalım.

Aslında ben gene çok kısa bir tespit yazıp kaçacaktım. Hani bizde "kolay gelsin" lafı var ya. Bir de İngilizce'de "take it easy" var. Kullanım yerleri farklı. Ama anlamı benzer bence. Belki anglofonlara bunu okulda söylüyorlardır zaten. Bana kimse söylemedi. Az önce akıl ettim. Şimdi "take it easy" yaşamak diye bir şey deneyeceğim. Biliyorum Üsküdar'da sabah oldu. Ama bir şey daha söyleyeceğim sana. Her gün Üsküdar'da sabah oluyor. Tamam mı. Hah. Bu konu açıklığa kavuştuysa devam edeyim.

"Take it easy" yaşamak nasıl bir şey olur. Hayatı kolay tarafından almak. Yani düz yoldaki işi yokuş yukarı sürmeyeceksin. Rahat. Geniş. Sakin. Çok önemli değilse, ucu bucağı başka yerlere bulaşmıyorsa "tamam" deyip geçeceksin mesela. Salla...Çok canını sıkacaksa da "hayır" deyip kestirip atacaksın bir de. Hatta az da olsa canını sıkacaksa. "Hayır canım". Nokta. Bak bu daha zor. Yalan yok. Halbuki teoride ne kolay.  Bak bu ikisinde ustalaş, zaten hayat bayağı bir basitleşiyor. Gereksiz mücadele ve gereksiz angaryaları at hayatından. Hafifledin mi? (hatta bak, sana bir kereden fazla gereksiz angaryayla gelen adamı da komple sil. Çünkü gene gelecek o. Benden söylemesi.)

Sıkmayacaksın canını öyle ota boka. Olmuyorsa, Özgür'ün dediği gibi çay demleyeceksin. Bir sonrakine geçeceksin. Takılıp kalmayacaksın sıkıntıya. Alternatif üreteceksin. Bak bunu kendime tekrar tekrar yazıyorum. Henüz yerleşik bir davranış değil. Aradın da bulamadın mı? Başka konuya geç. Başka yerde başka güzel bir şeyin karşına çıkma ihtimali var bu dünyada.

Bu kadar. Daha ne olsun. De mi. Sonra aklıma başka şey gelirse onu da yazarım. Belki birazdan. Belki yarın öbürgün filan. Haydi kolay gelsin hepimize.

12 yorum :

  1. ben de geçenlerde fark ettim bunları. yıllardır bana sonsuz anlayışı olan insanları tüketirken ipe sapa gelmez, varlık ya da yokluğuyla bir şekilde fark yaratmaz insanlara hep sabırla yaklaşmışım ve sorun çıkmasın, 'aman ali rıza bey ağzımızın tadı kaçmasın' diye diye kendimden vermişim. hiç gerek yokmuş bunlara, bir noktada kendine bir kıymet belirleyip sana bunun altında kıymet biçenlere kaba tabirle uza demek gerekiyormuş. yoksa o zannediyor ki sen onun biçtiği değere muhtaçsın çünkü gerçekte kendini o değerin bile altında görüyorsun. ama yok öyle yağma hatta bir adım daha ileri gideyim yok öyle üç kuruşa beş köfte.. bu aralar ne yazsan heh ben de tam bunu düşünüp nasıl ifade etsem kendimi diyorum. mesela trenler örneği.. dün resmen mıh gibi kazındı aklıma o tren örneği, aradım telefonda birkaç kişiye bile anlattım. dağıldıkça dağılıyor yorum; umarım bu 'take it easy' meselesini pratikte de becerebiliriz :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yuh! yuh! valla birşeyler oluyor. başkası olsa korkar. o üç kuruşa beş köfte lafı var ya. Ben onu geçen gün resmen üstüne tez yazarcasına inceledim. Tanımlarını filan arattım ekşide filan. Kendime söyleyip durdum. Ama hiç bir yazımda geçmiyor. Yani kelime olarak geçmiyor. Demek ki fikir olarak geçmiş. Siz burada blog diye ciğerimi okuyorsunuz yemin ederim.

      Vay. Ne tren garıymış kardeşim. Ben onu konu değiştirirken ilk aklıma geldi diye yazdım. Ama bir anda aklıma geliverdi işte. aslında yorum dağılmadı bile biliyor musun. Çok acaip.
      Çok teşekkürler Mirage. Çok etkilendim.
      Bir de dediğin de çok doğru. Ağzımızın tadı bozulmasın diye alttan almak. Ama nereye kadar. Ve gerekli mi. Ben geri dönüp okuyacağım bu yazdıklarını.

      Sil
  2. Yazını okur okumaz bir içim ferahladı ki anlatamam. Her şeyi çok kafasına takan biriyim ben, aslında değildim ama nedense böyle biri oluverdim zamanla. Hiç sevmiyorum bu huyumu. Ve bu "take it easy" tavrı çok hoşuma gitti. Bundan sonra aklıma geldikçe hemmen böyle düşüneceğim. Tişikkürler efeniiiim. :)

    YanıtlaSil
  3. İrlandalı mı bu Özgür :) Ya da Karadenizli..? Hoş ikisi de aynı memleket sonuçta :)
    Ne güzel insanlar katıyor şu blog hayatlarımıza...

    YanıtlaSil
  4. yani diyorsun ki ; basit yaşayacaksın basit.
    tıpkı düş hekimi yalçın ergir abimiz gibi;

    "basit yaşayacaksın.
    mesela susayınca su içecek kadar basit.
    dört çıkacak, ikiyi ikiyle çarptığında.
    tek düğmesi olacak elindeki cihazın;
    tek bir düğme, tek bir cümle gibi;.."

    YanıtlaSil
  5. İki gündür açıp açıp okuyorum, ferahlıyorum :)

    YanıtlaSil
  6. @ Mutlu Keçi: ferahlayınız efendim, rica ederim ne demek görevimiz :)))

    YanıtlaSil
  7. @ ceren bak özgür şurada: http://ozgurtamsen.com/
    ne irlandada ne karadenizde bildiğim kadarıyla. Istanbul'da. Seversin bence. Belki de tanıyorsun bile.
    Sen de o güzel insanlardan birisin. Umarım seninle de bir gün tanışacağız.

    YanıtlaSil
  8. @ Mithad Selim: evet basit yaşamak. düş hekimi güzel lafmış. Kendi de güzel konuşurmuş yazarmış. beğendim. ismini hiç duymamıştım.

    YanıtlaSil
  9. @kitapsız kedi: hah ben de diyorum kitapsız kedimiz nerede. tepkisiz kalmazdı hiç. meğer civardaymış. tepkisiz de değilmiş.

    YanıtlaSil
  10. Basit yaşamak şairanedir.Reelde basit yaşamayı kimse tercih etmez.

    YanıtlaSil
  11. Belki şairane yaşamaya çalışanlar tercih edebilir? ;)
    Gereksiz sözcükleri ayıklanmış duru bir şiir gibi yaşayabilmek. Kim istemez?

    YanıtlaSil