Pazar, Temmuz 26, 2015

Bir Allah bilir bir de ben bilirim.*

Bazı şeyler var, kimseye anlatamazsın. Anlamaz. Kardeşine küsmemiş olsan belki ona anlatırdın ama o da zaten tek kulakla dinler ve saçma sapan yorumlar yapıp hikayenin ağzına sıçardı afedersin. Anlattığına pişman olurdun. Zaten bütün o pişmanlıklar ve diğer şeyler gün geldi testiyi taşırdı diye küstün onunla da.

Annen hiç anlamaz. Bazı gün de ciğerinden anlar ama, bir de öyle bir yanı da var onun. Kestiremezsin önceden. Bir de "ağlarsa anam ağlar* " diyor ya arkasından. O da doğru. Anlar ve ağlar ki kimse onun kadar yanmaz sana. O gün mesela öyle olmuştu. Bir şeylerin düz gitmediğini sezmiş, ve ağzımdan girip burnumdan çıkma yöntemiyle bana herşeyi anlattırmış ve dahası anlamış ve isyan etmişti ki, yüz ömürlük isyan etsem o kadar içim rahatlamaz. Doğru bak, bazen anlıyor beni. Arada. Denk geldiğinde. Az ama olsun. Bıçağın kemiğe dayandığını anlasa yeterli zaten. Ki anlamışlığı var. Yiğidi öldür hakkını yeme. Ama ona anlatmak gibi bir riske giremem, çünkü anlamama ihtimali yüzde doksan dokuz (virgül dokuz) ve anlamaması halinde kardeşime anlattığımdan daha büyük pişmanlık. Yok bunu anlayamaz. Biliyorum ben adamımı.

Düz birine anlatsam, bırak anlamayı, inanmaz bir kere. Uyduruyorum filan sanır. Aaa saçmalıyor bu der. Hiç anlatılmaz öylesine.

Daha az düz birine anlatsam, bu sefer işin magazin yönüne takılır, gene konuyu açtığıma pişman olurum.

Beni bilen birine anlatsam, sonunu bir yere bağlamamı bekler. Eee? Der. Bön bön yüzüme bakar. Ne eeesi? Eee ne? Diyemezsin. Anlamaz işte.

Halbuki bir tek şunu dese: gerçekten çok tuhaf, gerçekten çok sıradışı, ve nedense bir tek senin başına gelir böyle olaylar. Ve bundan öteye de bir anlam yüklemese olaylara. Çünkü bin tane anlam yükleyip keçileri bile kaçırabilirsin istersen. İnsan kendinden şüpheye düşüyor çünkü. Ama bir kısım bilgiyi teyid ettim az önce netten. Tutarlı. Başı tutarlı en azından ki tek şüphe ettiğim yeri oydu zaten.

Ben ne anlıyorum peki tüm bu olanlardan? Asıl soru bu. Ya...Yüreği sevginin dibinden, tutkudan geçmiş insanlarla yaşanan bir toplaşma diyeceğim ama konuyu Kayahan'la bağlamak (sevenleri kusura bakmasın) çıtayı çok düşürecek. Yakışmayacak. Ama şu an elimdeki en yakın bu. Affedin.

Neyse.

Geçiniz.

Bak ne diyicem. Hani son yazıda tahıl ambarı diyordum ya. Daha başka bir benzetme buldum. Tren garı. İçim Avrupa'nın ortasındaki bir tren garı gibi. Her dakika bir tren kalkıyor çok güzel bir yerlere. Ve ben hepsini kaçırıyorum.

Kırk dört yılın trenlerini kaçırmışım zaten. Yapacak bir şey yok. Hani içimdeki tek göz odadan saraya terfi ettiğim bir yazım vardı. Şimdi de ki, o sarayın bir ucunda bir tren garı keşfettin. Hangisine istesen binmek serbest. Varmış o gar orada yıllardır. Trenler gidip gelmiş. O trenler, raylar seninmiş. Tapulu malın. Çok güzel. Ve sen kaçmış trenlere üzülüyorsun şimdi, şu günlerde. Belki o da geçer. Öğrenirsin belki, kaçmış trenlere üzülmenin sonsuz bir sarmal olduğunu. Ama geri çekilmek için az zaman gerek.

Bir de  - bak bu çok taze, çok kırılgan - hepsinin içinde gözüne çarpan bir tren var ama emin olamıyorsun. Başındaki makinist sanki sana bir başka gülümsüyor ama işte, acaba sana mı öyle geliyor. Ve trenin boyası sanki yenilenmiş. Kalkmak için seni beklemiyorlardır tabii ki de ama gene de sessiz bir davet varmış gibi havada. Daha önce gitmeye çabaladın o taraflara, olmadı geri döndün, o yüzden de şimdi temkinlisin. Ama hiç buradan bindin mi? Kendi içinden? Binmedin.



* Bir Allah bilir bir de ben bilirim
Gerisi boş gerisi hep hikaye
Ağlarsa anam ağlar yabancı yalan ağlar
Derdim elaleme bahane
(Dert Faslı-Deli kızın Türküsü-Sezen Aksu)








12 yorum :

  1. o kadar şey anlattın ben tren garına takıldım. çünkü yaklaşık 4 saat önce istanbul'a indim. -inmek nasıl bir kelime hem. sanırsın bayrampaşa otogarına boeing 747 ile indim. hayır bir adet trevego ile indim. öyle derdi büyüklerimiz. inince beni ara. otogardan. ya da onlar arardı. indin mi diye.- öyle indim işte. rutubeti, kalabalığı,gürültüsü kendinden menkul bu şehre. yarım saat servis bekledim. on beş dakika yol gittik, döndük dolaştık. baktım sağımda-biraz aşağıda büyük istanbul otogarı. yukarıdan daha karmakarışık gözüküyor. kafa zaten binbeşyüz. tam da işte o an ; büyük istanbul otogarı gibi karmakarışık içim. dışım. dedim. blogun taslağına da yazdım. sonra işte sıcak değil de nem çok fena. indim işte istanbul'a. biraz uyum sağlayayım dedim. bir kaç toplu taşımaya bindim. markete alışverişe çıktım. cadde kenarında bir cafede geleni geçeni izledim. hiç değişmemişsin lan istanbul dedim. readerdan blog listemi açtım. tren garını gördüm. sonrasını biliyorsun zaten :)

    YanıtlaSil
  2. yani bu kadar olur...gökte ararken yerde buldum seni. Vallahi içimin yağları erimediyse namerdim. Kapatıyorsun ya o yorumları, tamam blog senin, keyif senin kapat ama ben de burada ızdırap çekiyorum. O son sevda tepesi, bir de bugünkü yazın, yorum yazamadım ya neredeyse posta ekleyecektim orası kapalı diye. Oh işte sonunda sen geldin buraya da buradan yazabiliyorum.

    Çok komiksin!
    Hah.
    Bunu yazmak istedim bir tek.
    Dün gece gülmekten burnumdan sümük çıktı. (evet iğrencim olsun siz beni her şekil kabul ediyorsunuz nasılsa.)
    o zzt erenköy ambiyansında patladım zaten.
    oh söyledim sonunda.

    YanıtlaSil
  3. Ha bu arada tren garı, otogar, tesadüf, rastlantı, tuhaf rastlantı. Biraz da işte konu buydu. Böyle bir fonksiyonu varsa demek beynimin. Böyle senkron filan tutturabiliyorsa uzaktan. Olsa olsa böyle bir şey. Bilemedim. Ama konu biraz da buna benziyor. O anlatamadığım. Tabii kişiler başka olaylar başka. Ama buna benzer şeyler.

    YanıtlaSil
  4. sakin.
    sakin.
    şimdi önce derin bir nefes alıyoruz. karından alıp burundan veriyoruz :)
    sonra yorumları ilelebet açıyorum "anasını satiim".
    üstüne üstteki yorumumdan bir de post patlatıyorum.
    çünkü istanbul çok sıcak. :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ollleeey...........:)

      (evet bunaltıcı)

      Sil
  5. Nasıl merak ettim bilemezsin :)Anlatsan keşke, ya da azıcık ipucu?:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Iıh lütfen anne moduna girmeyelim. Malesef. İçimde kalacak.

      Sil
  6. Belki bu iye gelir:) https://www.youtube.com/watch?v=6UB_An8A2AQ

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. vay bu şarkısını bilmezdim. cuk oturmuş :D teşekkürler.

      Sil
  7. Ben de ilk dinlediğimde ben niye bunu hiç bilmiyorum demiştim:) iyi gelmesine sevindim. Bu vesileyle yaşadıklarını tüm samimiyetinle bizlerle paylaştığın için içtenlikle teşekkür ederim. sevgiler

    YanıtlaSil
  8. Yazdıkların çok tanıdık geldi.. Ama 10 sene öncesinden bir tanışıklık, 10 senedir daha öncesinde çözemediğim akıl almaz bazı şeyleri kabullendim. Kabullendikten sonra "artık sen de herkes gibisin" ya da artık her olay bir, daha fazla içimi acıtamıyor, isyan ettirmiyor. Sanki o bahsettiğin tren garında ben ağır çekimle bekler ve trenler sonsuz hızda akıp giderken (Baraka'da öyle bir sahne vardı, hatırlar mısın, bir salyangozun gözünden akıp giden trafik) birden bir adım attım, sonra bir adım daha ve birden ben de hızlandım, hayat gibi, trenin birine binip gittim..

    YanıtlaSil
  9. Vay Ceren'cim. Belki bir gün sana anlatırım bak o aklıma gelmemişti. Ama ilk tanışmamızda değil. Sonraları çok sonraları. Hala anlatasım kalırsa tabii.
    Dün de D. bir olay anlattı. Orada da dedim "bak bir tek senin başına gelmiyormuş" diye. Herkes bir şeyler yaşıyor işte, bazısı dillendiriyor bazısı susuyor, bazısı susmak zorunda kalıyor.
    Baraka'yı bilmiyorum.

    YanıtlaSil