Pazar, Temmuz 19, 2015

Başarılı gün (3)

Ne kadar güzel bir haftasonu oldu böyle. Eve döndüğümde pırıl pırıl, gıcır gıcır bir ev. Bütün akşamüstünü temiz havada, keyifle geçirmişim. Evet gene parka gittim. Bugün dünden daha farklıydı ama.

Termosuma çok güzel demli çay koydum. Yoldan da simit aldım. Bir tane sıkı kapaklı saklama kabına da zeytinleri koymuştum, yanında da salatalık doğramıştım. Biraz da krem peynir. Amaç beş çayını parkta içmek. Bugün zor yer buldum yalnız. Kalabalıktı.



Neyse örtüyü serdim gölgeye. Uzandım. Çıkardım kumanyamı. Çayın buharı tütüyordu. Memnun oldum tabii. Termos işini görüyor diye. Arka tarafımdaki grubun köpeklerine bakıyordum. Sonra kafayı bir çevirdim. Ne göreyim. Dibimde sağımda, bir sokak park köpeği, sanki kırk yıllık kankasıymışım gibi yanıma boylu boyunca uzanmış. Lan. İyi bari örtümün üstüne de yatabilirdi. Birden dehşete kapıldım. Ya ayakkabıları oyun olsun diye kapıp kaçarsa? Ne yaparım? Yok kapmadı. Kafayı koydu üstüne. Yani tamam dün de geldim ve sen de çok uzakta değildin de, hemen tanıdın mı beni şimdi? Neyyyse yat hadi orada. Ben yazıma konsantre olamıyorum ama, buraya doğayla kucaklaşmaya gelmiştim zati. Sen de bir nevi doğa sayılırsın. Tam onu kabullenmiştim ki, bu sefer karşıma arkadaşı geldi. İyicene yüzsüz arsız bir şey. Yalnız bu dediğim köpekler kurt köpeği, çoban kırması filan, benden iriler. Örtümü berimi koklamaya başladı. Orada çakozladım nihayet. Yemek dilenmeye gelmişler. Şşşt filan diye gözdağı verdim. Çok pis gözdağı veririm. Tabe. Çok hüzünlü baktı var ya. Ne şştliyorsun zaten kakılmışım gibisinden. İçime oturdu. Neyse anladım ki biri yer biri bakar yakında kıyamet kopacak. Kumanyayı çantaya geri tıktım. Sonra da defterime yazı yazmaya devam ettim. Bir süre sonra kalkıp gittiler.

Ama onların yerine insan geldi. Baya böyle parkta yer kalmamış gibi dibime geldiler. Aynı, köpeğin az önce yattığı yere. Eyvallah dibime oturun da, ben sizin konuşmalarınıza maruz kalmak zorunda mıyım? Az öteye geçseniz. Diyemedim tabii. O bitti, bitti derken kabullenmek zorunda kaldım, bu sefer cambazlar ip germeye geldiler. Yalnız gerecekleri hat neredeyse kafamın beş santimetre üstünden geçecek. Aaaaaa. Yeter ama ya. Tamam ben de o gölgeli ve düz alanın tam merkezine konuşlanmış olabilirim ama, siz de biraz saygılı olun. Neyse sonra başka ağaç buldular.

Ama bak ne diyicem. Ben o dibimde oturanlardan başta rahatsız oldum ya. Sonra hoşuma gitti. Bir de o cambazlar var ya. Ben onlardan daha önce de görmüştüm. Başka gelişlerimde. Onlar da o gerdikleri şeridi her heves edene kullandırtıyorlar. Herkes de deniyor. Bir de hani başta köpeklerine baktığım grup var ya. Solumdaki çiftin erkeği onların yediği eriklerden iki tane rica etti. Onlar da seve seve verdi. Bir nevi Gezi ruhu. Hepsi o yaşlarda zaten. Otuzlar civarı. Belki geç yirmiler. Hipster denir herhalde. İlla bir şey demek gerekiyorsa.

Yalnız çok ilginç başka bir şey var. Dönüşte tekrar teyit ettim. Parkın az yukarısındaki "halk" bambaşka. Sevmem böyle ayırımları ama inkar edilebilir gibi de değil. Çok bariz. Çok daha muhafazakar bir kesim var yukarda. Nerede o ip üstünde durmaya çalışan şortlu gençler, nerede o oluk çocuk maaile pikniğe gelmiş başörtüsü çenesinde düğümlenmiş şişman teyze, göbekli amcalar. İşte hepimize de yetecek kadar büyük bu memleket. Ne var.

Eve gelince daha önce hiç olmayan birşey oldu. Evim daha bir keyifli göründü gözüme. Evet bugün de buzdolabını halletmiştim. Mutfak dünden gıcır gıcır. Banyo ve yatak odası da önceki günden. Kendimi evcimen bir insan bilirdim. Ve dışadönük insanlara da çok imrenirdim içten içe. Belki de gizli bir dışadönüğümdür kimbilir diye bir umut yeşerdi içimde.

Böyle alengirli laflardan pek hazzetmem ama o parktan dönüşlerde sanki arınmış gibi hissediyorum kendimi. Valla. Yarın belki yogamı orada yaparım. Önceden çekiniyordum, dönüp bakarlar mı filan diye. Hiç gerek yok. Herkes kafasına göre takılıyor. Perende atanı bile var. Salla ...

Şimdi tahmin et ne zamanı? Yes!!! Satranç. Dün gece bir maçı güççç bela aldım. Bezdirdim galiba makineyi. En sonunda bana kalesini bedavaya verdi. Ben de vezir çıktım. Ama altmışıncı hamlede filan. Ne zamandır sürekli yeniliyordum. Evet Sarah'ı aştım artık Quinn'e kafa tutuyorum. 1300 küsur Elo. Sarah'dan yüz fazla. Zorluyor tabii. Eee biraz olacak. Hala karar veremedim. O kursa gitsem mi.

2 yorum :

  1. Merhaba sevgili Joe :)
    Uzun zamandır takip ediyorum blogunu ancak ne yazık ki cep telefonumdan hızlıca okuyup yorum yazamıyordum. son zamanlarda bilgisayardan okuyorum yazdıklarını, sindirerek.
    Sana kendini iyi hissettiren şeyler, sen yazdıkça sanırım bana da iyi geliyor :)
    SAtranç, park, evdeki düzeni kurma halin vs. sanırım bana -şimdi biraz uzak gibi gelen- eski halimi hatırlatıyor. "Uzak" derken, "ben geçtim oralardan" gibi değil ama; hayatımın o bir dönemini demek istiyorum.
    Park fotoğraflarını da sevdim.
    OKuduğun kitaplardan da paylaşır mısın?

    YanıtlaSil
  2. Teşekkürler yorumun için. Böyle uzun zamandır sessiz takipçim öne çıkıp yorum yazdığında bir başka seviniyorum.
    Aslında çok az kitap okuyorum ve sen yazınca farkettim hiç kitaptan beğendiklerimi paylaşmıyormuşum. Olur paylaşırım bundan sonra.

    YanıtlaSil