Cumartesi, Haziran 27, 2015

Denge.

Vay bebeğim. Şu an okulun yeni mezunları da kapsayan mega mezunlar partisi var. Hem de acaip özel bir mekanda, öyle parayla filan tutulabilecek bir yer değil. Ve ben o partiye katılacağıma, bütün geceyi evimde, Bobby Fischer'in hayatını wikipedia'dan okuyarak geçirdim. Pişman mıyım? Zerre kadar değilim. Asosyal miyim? Hiç bile.

Hem bir sürü süper kitap buldum satrançla ilgili. Bir tanesi satrançta sezgiden bahsediyor ama nasıl biliyor musun, sanki biri benim için yazmış onu. Sanki biri kafamın içinde olan biteni biliyormuş da bana bilmediğim kısımları ayrıntılı anlatıyormuş gibi. Çok süper.

Bir tane de oyun aldım bu gece. O iyi oldu. Yenilip duruyordum. Ama çok pis kazandım. Of abime göstersem beni alnımdan öper. Bir kale bir piyon ve bir atla mat ettim. Adım adım. Sanki öyle bir tekniği biliyormuş gibi. (kesin okudum ben onu bir yerde, imkansız). Hem de vezir fedası sayılır başı. Tabe. Bence vezir fedası o. Yanlış hesap ya da salaklık filan değil.

Bak şimdi. Eskiden olsa, Bobby Fischer olmak isterdim. Adam  çocuk 15 yaşında büyük usta olmuş. Diyeceksin ki zaten geçmiş olsun sen gelmişsin kaç yaşına. Ama konu 15 yaşında büyük usta olmaktan ibaret değil. Bir zaman gelmiş artık ona karşı oynayabilecek kimse kalmamış.

Hayır istemiyorum. Adam bu mertebeye erişebilmek için, Rusya'da fi tarihinde oynanan bir oyunun analizinin dipnotunu ezbere bilip, gerektiğinde o dipnottaki hamleyi uygulamaya sokabilen bir adam. Ve evet, bunun için, sırf bunun için rusça öğrenmiş. Einstein'ın dediğine çok inanırım: dehanın %99'u terdir der.

Geçen gün televizyonda bir delikanlı vardı. Bir deste iskambil kağıdını 20 saniye gibi bir sürede ezberleyebiliyor ve kendi rekorunu kırmaya çalışıyordu. Bir de bunun yarışması mı kulübü mü ne varmış, oradan da kendi gibi adamlarla tanışıp arkadaşlık ediyordu. Bunu izlerken, aklıma hemen Anthony Robbins'in sözü geldi: insanlar genelde önemsiz konularda uzmanlaşır. Tam ben bunu aklımdan geçirdim az sonra bu delikanlının aslında mali açıdan zor durumda olduğu gösterildi. Hiç şaşırmadım.

Ben bunu çok sık tespit ettim. Bir insan bir konuda çok uç bir uzmanlığa sahipse, mutlaka hayatının başka bir, hatta birçok alanından fedakarlık ediyordur. Ya özel hayatı, ya finansal durumu, ya duygusal durumu. Mutlaka bir yerde arıza çıkıyor. E çünkü herkesin 24 saati var. Hesap ortada. Ona o kadar zaman ayırıyorsan mecbur başka yerden kısıyorsun.

Şimdi Bobby Fischer'in yaptığıyla bu delikanlının çabası arasında çok mu fark var? Tamam Bobby Fischer daha 13 yaşında mı, 14 yaşında mı ne Küba'ya gitmiş turnuvaya katılacak diye. Sonra da bütün dünyayı gezmiş. Gene iskambil kağıdı sırası ezberlemekten bir nebze daha iyi. Ama bana sorsan çok da farklı değil. Satranç çok mu önemli bir uzmanlık? Altı üstü 64 kare. Hayatın gerçekleri içinde yeri ne kadar? Hele ki bir yerden sonra ezbere gelip dayanıyorsa iş. Birisi, onun antisemitik fikirleri için: "ancak dünyanın gerçeklerinden tamamen kopuk birisinin sahip olabileceği fikirleri vardı" demiş. Dünya gerçeklerinden kopuk. İşte buydu demek istediğim.

O yüzden gerek yok öyle en önden en birinci bilmem ne filan olmaya. Şart değil. Denge daha önemli. Huzur. Keyif.

Vay bebeğim. Ben miyim böyle diyen? Birincilik istemiyorum, gerek yok diyen ben miyim? Hey gidi. Heeey gidi. İnanılır gibi değil. Amma yol katetmişim. Ve bir yandan da ne büyük konfor.





Hiç yorum yok :

Yorum Gönder