Çarşamba, Mayıs 13, 2015

Şahane bir gün.

Güneşli bir bahar sabahı. Salonda koltuğun üstüne bağdaş kurdum, kucağımda laptop. Spotify'dan çok güzel bir grup keşfettim. Onun tüm şarkılarını dinliyorum: Civil Wars. Özellikle Billie Jean yorumu muhteşem. Michael Jackson'a bin basar. Duyduğum kadarıyla bir kadın ve bir erkek düet yapıyorlar, neredeyse bir a capella duruluğunda, sadece arkada bir gitar eşlik edip tabloyu tamamlıyor. Etkisi ise yoga sonrası duyulan huzur ve sukunet.

Birazdan yoganın hakikisini yapacağım. Kahvaltıdan sonraki bir fincan çayımı da alayım. Biraz mutfağı ve ıvır zıvır ortalığı toplamam lazım. Ki artık iş bile değil onlar, çok kolay toplanıyor ortalık. Sonra bir işim yok.

Yogadan sonra çok güzel planlarım var. Aslında çok güzel planlar kurma planlarım var. Hayatın altın anahtarını keşfetmiş gibiyim (zaten bir süredir). Ve bu güneşli bahar gününe, bu güzel sakin müziğe, sürdüğüm bu yeni parfüme ve içinde yaşadığım bu keyifli eve çok yakışıyor. Akıl, bilgi, emek ve iyimser beklentilerle kurulan planların açamayacağı kapı yok. Hangi konuyu seçersem başarabileceğime inanıyorum artık. Bir nevi sihirli değnek. Bütün mesele şimdi, hangi konuda başarılı olmak istediğime karar vermekte. Hayattan bir cin çıktı ve bana diyor ki istediğin kadar dilek dile, şartım filan da yok sadece: dileğinin gerçekleşmesi zaman alabilir, biraz da uğraşman gerekecek. Akıl zaten doğuştan verilmiş, bilgi parmaklarının ucunda, eh sen de eşeklik etme de biraz uğraş, ne var yani.

Öğretmenlikten öğrendiğim en değerli şey, iyi bir öğretmen bulduğun takdirde çok şeyin öğrenilebilir olduğu. Fakat şu da var, bunu da bana Ocak ayında tekrar görüştüğümüz ve blog sayesinde tanıştığım ilk kişi söyledi: ben bir "autodidacte"'ım (autodidacte: kendi kendine öğrenen kişi). "Ben senin gibi autodidacte değilim" dedi bana ve bir anda bir ampul yandı bende. Doğru! Ben kendi kendime öğrenirim çoğu şeyi ve bu bana çok doğal gelir. Herkesin yapabileceğini düşünürüm hiç sorgulamasam.

Off ben bunları daha önce de anlattım sanki. Lambadan cin çıksa, ne dilersin? Sordum bu soruyu daha önce. Olsun.

Para? Fena olmaz para. Zaten o konuda bir projem var. Hatta bir buçuk. Daha da geliştiririm. Ama para tek başına biraz sefil bir amaç.

Sosyal bir proje? Ah gönlüm ondan yana esasında. Ama bak, sana bir şey söyleyeceğim. İçimde bitmez tükenmez sandığım idealizm de ufaktan dökülmeye başladı. İyilik yapıp da nankörlük bulduğum artık dağ kadar oldu. Bu adına insan denen türün öyle bedavadan iyiliğin pek kıymetini bildiğini düşünmüyorum. Ya yüz veriyorsun, astar istiyor. Ya kargayı besliyorsun, gözünü oyuyor. Sırtında yükünü taşıyorsun, onu demiyor da, kendi yediği zincirleme haltları senin üstüne atıyor, onu anlatıyor. Bir de var ki, beş kardeş gelmeden saygı duyamıyor. E ben istemiyorum adam dövmek kardeşim! Mecazi de olsa kimseyi benzetmek istemiyorum. İyilik, kibarlık çoğu zaman zayıflık olarak algılanıyor. Sesini çıkarmıyorsun, bu sefer salak sanıyor. Ben bunu gördüm. Bu insanların hayat standardını yükseltmek için mi yırtınayım?

Mesela, Fransa'da bir komşum vardı. Bir akrabası Afrika'da sosyal bir projeye katılmış onu anlatıyordu. Bende Afrika hayranlığı, içimde taptaze idealist dürtüler, ağzım sulandı. Ah ulan ne şanslı insanlar var diye düşündüm. Fakat kazın ayağı öyle değilmiş. Akrabasının dediği: "sen oraya yardım ettikçe, Afrika'lı kardeş herşeyi senden bekliyor, sanki o yardımı ona borçluymuşsun gibi davranıyor, kendi de, buraya bir taş konmuş, üstüne bir taş da ben koyayım demiyor mesela" diyordu. O zaman acaba bu kızın akrabası, hatta kendisi ırkçı mı diye geçmişti içimden. Ama sonra çok insanla tanıştım, çok haber, makale okudum. Irkçılık filan değil bu. Gerçek. Yani en azından ben böyle olduğuna inandım. Hani bana balık verme, balık tutmayı öğret lafı var ya. Bazısının hiç niyeti yok bir şey öğrenmeye. Onlar oturup hazırdan yemeyi tercih ediyorlar. Afrika'lı için değil lafım bir tek. En son, bir yerde okudum, Afrika'da bir oluşum bu durumu durdurmaya çalışıyordu. Ana fikir Afrika "kendi kendine yardım etsin artık" tı. Bütün dış yardımlara karşı çıkıyorlardı. Link falan yok yalnız elimde.

Haydin yoga time. Geldi de geçiyor bile. Bugün şahane bir gün olsun istiyorum. Seninki de şahane olsun okurum. Güzel sürprizlerle dolsun.


Not: İstatistiklerle ilgili bir tespitim var. Statcounter ve blogspot'un kendi iç istatistiği arasında çok ciddi bir fark var: biri birinin beş misli çıktı geçen sefer. Burayı okuyan diğer bloggerlara soruyorum siz hangi istatistik aracını kullanıyorsunuz ve blogspot'un iç istatistik aracıyla karşılaştırdınız mı? Hangisi doğrusu?

14 yorum :

  1. Evet şahane sayılabilir bugünüm. Sahilde yürüdüm yürüdüm. Bütün endişelerimi serptim yollara. Dönüşte kafede bir sade kahve içtim. Sonra biralarımı aldım eve geldim. Huzurluyum yani:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Senden hatırlayıp ben de bira aldım akşam ;) Buz gibi bir Mariachi, ve yanına üç dört meze, geçtim filmimi seyrettim.

      Sil
  2. statcounter siteye mobil versiyondan girişleri okumuyor. fark ondan olabilir joe

    YanıtlaSil
  3. Bazen okuyor görüyorum hangi model iphone du samsung du. Ama çok eskiden de girdiğini bildiğim insanları göstermiyordu.
    Blogspot un sayıları doğruysa vay anasını diyorum....

    YanıtlaSil
  4. Ben de blogspot'unkini kullanıyorum diğerini bilmiyordum bile. Ona bakıp da moral bozmayalım en iyisi. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçekten mi? Eskiden blogspotun istatistiği mi yoktu? Bilmiyorum ama eskiden blog istatistiği almak için biraz elini hamura bulayacaktın. Sanki blogspot sonradan ekledi. Ama hiç emin değilim. Teşekkürler Mutlu Keçi.

      Sil
  5. Son yazının altındaki sitemi görünce hay aksi soru neydi ki diye telaşa düştüm de bilgi sahibi değilim diye es geçmişim. Ben blogspot dışında bir istatistik sağlayıcı platformun varlığından bihaberdim ama nedense blogspotun istatistikleri de bana güvenilir gelmiyor. bir defa mobilde yazıya direkt tıklamadan evvel genel bir blog sayfası açılıyor ki bu da bir tık mesela o sayılıyor mu? diğer yandan masaüstünden bağlandığımızda yazının adına tıklarsak sadece o yazının ve o yazıya ait yorumların olduğu sayfaya yönlendiriliyoruz ve bu da o yazı için +1 istatistik oluyor. Ama yine masaüstünde blog adına tıklarsak genellikle birden fazla yazının olduğu bir sayfaya yönlendiriliyoruz ve bu tık yazılara özel bir +1 istatistik olmamakla birlikte belki de birden fazla yazımız okunmuş oluyor. çok karmaşık olmamıştır umarım anlatımım, telefondan yorum yaptığım için kontrol edip tüm yorumun heba olmasını göze alamadım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Blogspot dışında istatistik aracı olmayan etti iki. Allah allah. Blogspot'un hesapları nasıl tuttuğu gerçekten muamma. Mesela stat counter giriş i sayıyor (yani sayfaya ilk nereden girdiysen) sonra da blog içinde tıkladığın diğer yerler için ayrı bir hesap tutuyor onlara da ziyaret edilen sayfalar diyor. Yani giriş sayısı ve görüntülenen sayfa sayısının hesabı ayrı. Hatta gün içinde geri geliyorsan diyor ki bugün bu dört defa (diyelim) geri geldi. Yorumlar için de gözüküyor. Anlatımın hiç karışık olmadı Mirage :) Teşekkürler yanıtladığın için.

      Sil
    2. Statcounterın bu geri dönüş yaptı durumu ve istatistikleri sınıflandırma biçimi insanın neredeyse tüm merakını giderecek kadar iyi ama daha da meraklandıracak kadar da kötüymüş. Herhalde ben de bilgisayara kavuştuğum ilk anda statcounter kullanmaya başlayacağım, artık bütün gün onu kurcalar dururum. Rica ederim, asıl sitem üzerine gecikmiş yorumum üzerine böyle detaylı statcounter açıklaman için ben teşekkür ederim :) iyi geceler küçük joe :)

      Sil
    3. İyi de statcounter diyor ki bugün elli sayfan okundu, hadi ya çok azmış filan diyorsun, sonra blogspotu bir açıyorsun 300 küsur diyor aynı gün için. 300 nereee, 50 nere. O zaman sağlam ziyaret aldığım günler kimbilir blogspot kaç gösteriyordu haberim bile yok. Ben de işin aslını astarını bilmek istedim. Sana da iyi geceler Mirage :)

      Sil
  6. merhaba,uzun süredir cep telefonumdan takip ediyordum yazdıklarınızı,istatistiklerrle ilgili bir bilgim yok sadece yorum bırakmak istedim. cok güzelbir kişisel blogunuz var ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim güzel sözleriniz için.

      Sil
  7. Ben diğer uygulamayı hiç kullanmadım ama blogspottan daha az gösteriyorsa hiç bulasmayayım. Zaten son zamanlardaki düşüşe iyice moralim bozuldu. Çok önemsemiyorum diyordum ama önemsiyormusum meğer. Aslında önemsemekten çok bu anlamsız düşüşün nedenini merak ediyorum. Eskiden hiçbir sosyal medyada paylasmadigim halde yazilarim benim için tatmin edici bir şekilde görüntülenirdi. Şimdi paylaştığım zamanlar bile ancak çeyreği kadar görüntüleniyor. Sebebi nedir hiçbir fikrim yok.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Geri dönüp buradaki yorumları okuyayım dedim ve içimi dökmeden gidemedim. :)

      Sil