Pazartesi, Mayıs 11, 2015

Eksi birin gerçek hayattaki karşılığı.

Buralardan biraz kopmuş gibiyim. Aslında bilgisayardan koptum. Blogroll'ümdekileri bazen telefondan okuyorum. Tek sorun yorum bırakması zor oluyor. Sonra bilgisayarı açar rahat rahat yazarım diyorum fakat sonra olunca aklımdan uçup gidiyor. Ya da yazdım sanıyorum. En güzel yanı sabah, öğle, akşam ve ara öğünlerde, blog istatistiğine takıntılı şekilde bakıp bakıp durmamak.

Ev düzenlemesini bitmiş ilan ediyorum. Oh yeaaaah! Hobi odası toplamda bir haftama mal oldu fakat arada kaç gün tansiyon düşüklüğü filandan dolayı bilerek iş yapmadım. Evet benim çoğu zaman halsizlik sandığım şey, korkarım tansiyon düşüklüğü. Neyse, ben hobi odası diyordum, ev düzenlemesi diyordum. En son kırmızı dolabın içi kaldı fakat onu yapmaktan vazgeçtim. Belllllki bir gün, keyfim isterse el atarım oraya. Nasılsa görünen bir yer değil. Çok kullanılan bir eşya da değil, mutfak dolapları gibi. Şimdi geriye ne yapacağımı bilemediğim bir  döner yönetici ofis koltuğu, ve bir dolu ıvır zıvır kart kablosu, video kablosu, samsung eski tip telefon için şarj aleti filan kaldı. Ofis koltuğu tam İnci'nin ihtiyacını karşılayacaktı ve ikimizi de ihya edecekti ki, İnci yoldan beni arayıp asansörün enini boyunu ölçmeden bu işe girişmesek dedi. Haklı çıktı. E taaa kaç kat yukarı da taşıyamayacağız. Kaldı koltuk bana. Var mı ihtiyacı olan ve gelip alabilecek olan? Önünde kenarında küçük yırtıklar var.


Şimdi önümüzdeki hafta halletmem gereken bir iki iş var. Sanırım ondan sonra o çok hayalini kurduğum yolculuğa çıkabileceğim. Ama önceden acentadaki kızın söylediği yer değil gitmek istediğim. Orasını pek istemediğime karar verdim. Daha kısa bir yol gitmek istiyorum. Şöyle cama burnumu dayayıp saatlerce gözlerimin önünden manzara aksın istiyorum. Kulağımda güzel bir müzik. Klasik mesela. Daha önce hiç gitmediğim bir yere. Tam kopmak için herşeyden. Ama on saat değil, gece değil. Gündüz ve üç saat filan. Birisi, facebook'ta resimlerini gördüm sanırım, trenle Kars'a oradan İran'a gitmiş. Ben öyle egzotik bir rota isterdim, kısa olmayacaksa. Ama öyle yolculuğa da kafanı alıp gidemezsin. İlla yanına biri gerek. İyi tanıdığın biri. Tur bile olsa, trenler illa ki kuşetli. E altı kuşeti de kapatacak halin yok. De mi.

*  *  *  *  *  *  *  *  *  *  *  *  *  *

Bunları dün gece yazdım sonra gidip yattım. Bugün Pazartesi. Yeni bir hafta başlıyor. Nedense bitmiş ev düzeninin tadını çıkartamıyorum. Belki de aynı anda çok şey birden değişiyor. Ev düzeni tamamen arka planda kalıyor onun içindir. Daha önce de yazdım ya, içimde yeni odalar keşfediyorum diye. İçimde bazı paslı kilitler gıcırdayarak döndü ve ben kendimi tanımakta zorlanıyorum. Fabrika ayarlarıma dönüyorum ağır ağır. Başta olması gereken aslında.

Sıfırdan korkmamayı öğreniyorum, misal. Ya da sayıların birden değil sıfırdan başladığını. Sıfırdan sonra birin geldiğini ya da. Hiç olmasın, o zaman. Eksik olsun diyebilmeyi. Olmasın diyebildiğin zaman, üstüne sağlam bir "bir" gelme ihtimali oluyor en azından. Halbuki olmayan bir "bire" tutunuyoruz bazen. Ya da iki. Matematikteki karşılığı eksi bir, sayı ile: (-1).  Oysa sıfır, eksi birden büyük. Sıfıra eyvallah dediğinde ilerlemiş oluyorsun hayatta. Bütün iş "bir" ve "eksi biri" birbirinden ayırt edebilmekte. Bazen ruh kestirmeden gidip mutlak değeri gerçek değer sanıyor çünkü. Bazen de "bir" pislik yapıp "eksi bir"e dönüşüveriyor kaşla göz arasında, sebepli ya da sebepsiz. Sen katakulliye gelmiş oluyorsun. Uyumayacaksın. Ara sıra artıyı eksiyi kontrol edeceksin. Ya...sen yıllarca fen oku, matematik oku, fizik kimya öğren, eksi birin hayattaki karşılığını kırkından sonra anla.

Haydin, pozitif değerler kuşatsın hayatını. Sağlıkla, sevgiyle kal.


Not: Pozitif sayılar var, negatif sayılar da, ben matematiğe naçizane "kararsız değerler" kavramını katmayı teklif etsem. Var mıdır öyle bir şey? Bir nevi matematiğin Ceyar'ları. Düzelecek sanıyorsun, eksiye geçiyor. Sonra bir ara bakmışsın pambuk gibi olmuş gene.




2 yorum :

  1. Ben de bir ay evvel bir çalışma odası talanı yaptım, dudağımd auçuk çıktı bir hafta sonr abitirdiğimde üstelik o kadar d adikkat ediyordum rafları doldurmamaya. Bir kaç sene rahatım şimdi. :) Seyahat güzel geçer umarım. Tren seyahatleri keyfili oluyor ama kafa dengi bir kaç kişi de lazım sanki.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaaaa o kadar sıkıntılı bir şey değil mi. Halbuki söyleyince ne var ki bunda diyor bilmeyen. Ama işte arada bir lazım. Sonrasında insanin içi hafifliyor. Seyahatten vazgeçmek üzereyim. Dün bir sürü seyahat acentesi dolaştım. Hepsinin programı hatta kalkış saati bile aynı. İstediğimi bulamadım. Bir tanesine "olsun gideyim de istediğimin yarısını karşılasın" diye gönül koyacaktım ki akşam haberlerde oraları sel bastığını okudum :D Bahtsız mıyım neyim? Almamıştım daha o turu neyse ki.

      Sil