Pazartesi, Mayıs 18, 2015

Dondurma, Kar Kuyusu

Ayın ortası. Haftanın başı. Büyük işlerin sonu.

Sakin bir güneşli öğleden sonra. Bazı büyük kalem bürokratik işleri bitirdim. Üstümden yükler attım. Çok da ağır değildi. Acemisi değildim. Ama işti ve bitti.

Biraz ev işi var şimdi yapılacak. Ama sıkmayacağım kendimi. Kalsın bence azıcık. Azıcık kirli olsun yerler. Mutfak dağınık olsun. Kimseye hesap verecek değilim nasılsa. Ben yaşıyorum bu evin içinde. Tozluysa bana tozlu.

Dondurma yaptım dün akşam. O en başarılı çikolatalı dondurmamdan. Yanda tarifi var. Bailey'sli filan diyor. Bu sefer Bailey's yoktu ama. Konyak koydum yerine. Biraz da kakaolu bisküvi ufaladım içine. Bir de keçi sütlü salepli dondurma yapacağım, belki birazdan. İkisinden birer top. Fransızların Vacherin diye dondurmalı bir tatlısı var. Onu Divan'ın (eski) rokokosuna uyarladım (kağıt üstünde). Bir gün yapmam gerek. Çok sevdiğim birine yaparım onu ben. Mesela yeğenlerime. Bak şimdi. En alta bir kat beze (yassı tekerlek gibi) üstüne ev yapımı vişneli dondurma, üstüne bir ince kat kek, bir kat daha beze, üstüne bir kat şantiyi, içine fındıklı krokan, üstüne bir kat keçi sütlü salepli dondurma, hepsi de azıcık şantiyi kaplı. Nasıl?

Dün ciddi ciddi dondurma makinelerinin fiyatlarına baktım. Yarım saatte dondurmanın hazır olduğunu düşünemiyorum ben ya. Dün bak kaçta başladım yapmaya. Altıyı geçiyordu. gece yarısı bir buçukta hala dondurma çırpıyordum ben mesela. Neredeyse altı-yedi saat. Ama şöyle. Eldeki tek malzeme genişçe bir saklama kabı ki başka zaman kısırı mısırı, pilav salatasını da ihtiva edebiliyor. O makineyi alırsam koyacak yer lazım. Değer mi? Bir senede kaç kere kullanırım? Bilemedim.

Hikmet Hükümenoğlu'nun Kar Kuyusu'nu okuyorum şimdilerde. 04:00 gibi çok sürükleyici ve güzel kotarılmış. Hiç böyle dişlerimi gıcırdatan zayıflıkları, acemilikleri yok. Okuyabiliyor olmama seviniyorum. Fakat gözlük de çok farkediyormuş. Göz zorlanınca insan daha çabuk kopuyormuş metinden. İlla gözlüksüz okuyayım diye kasmayacağım artık galiba. Kabullenmem gerek. Ben de normal bir insanım ve her ne kadar göstermediğimi iddia etseler de bu ayın sonunda kırk dördü deviriyorum. Kırk dört be. İnanana kadar elli dört olacağım biliyorum. Neyse. Güzel geçince hiç önemi kalmıyormuş sayıların. Kar Kuyusu diyordum. O gün söyleşide yazar bu kitabı için böyle şey gibi konuştu: hani çok tıfılken çekilmiş gençlik fotoğrafın vardır ya asla kimsenin eline geçmesin istersin, senin eline geçince için burulur, yüzün ekşir. Öyle bahsetti ondan. Hani mümkün olsa yok edecek onu. Ben de böyle büyük çapta acemilikler, çiğlikler, işin kolayına kaçmalar filan bekledim. Hatta korktum acaba yazarı gözümden azıcık düşer mi diye. Yüzüncü sayfadayım daha hiç öyle bir şey bulamadım. Gayet zevkli bir kitap. Nesine öyle dudak burun büküyor çok merak ediyorum ama.

Biscotti de yapacaktım ben bugün. Yapması sorun değil de sonradan mutfağı toplamaya çok üşeniyorum. Ama o yumurta akları çok dayanmaz.

O değil ama sana bir şey sormak istiyorum. Evet sana. Ben geçen postun en altında bir soru sordum. Sadece bir kişi yanıtladı. Sonuna kadar okumuyor musun yoksa sen buraları? Ben burada boşu boşuna mı debeleniyorum? Küserim bak. Ciddiyim.



4 yorum :

  1. Merhaba küçük joe seni kusturduk anlaşılan hiç öyle bir niyetm yok sadece yorum yazma imkânı bulamadım. Kar kuyusu kitabına gelince bende okumuştum ve çok beğenmiştim. Yakin bir zamanda senin dondurma tarifini deneyeceğim. Sakin küsme sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yok yok küsmedim. Sadece biraz kırgındım. Ama geçti gibi. Kaç kişi okuyor derken, bir de okuyanlar yarım yamalak mı okuyor şüphesi eklenince biraz moralim bozuldu. Oysa ilk blog yazmaya başladığım zamanlar üç kişi bile okusa mutluluktan uçardım.
      Benden de sevgiler. Teşekkürler :)

      Sil
  2. İstatistiklere HİÇ bakmadım da ondan desem?! :) Hiç ilgimi çekmiyor nedense kim neyi okumuş, ben galiba hala kendime yazıyorum :) İyi mi yoksa gariplik alameti mi bilemedim ki..
    Bu postunu ağzımdan sular akarak okudum, baştan bitirdin zaten dondurma diye, ortada kitap konusu açılınca toparlar gibi oldun ama yok biscotti ile bitirilir mi yahu, el insaf.... ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Anlaşılan bu alemin sayı takıntılı kişisi benmişim. İnsanlar ya blogspotla yetiniyor ya da hiç kafaya takmıyor. Gariplik alamati olsa olsa bendedir. Kendimi Moliere'in Cimri'sindeki Cimri gibi hissettim. O nasıl paraları sayıyorsa ben de ziyaretçileri sayıyormuşum peh :D Nasıl yapıyorsunuz yahu. Altı bin ziyaretçin olsa aynı gün etkilenmez misin mesela? Bir de öyle düşünmeye çalışayım. Hiç umursamamak nasıl olur diye.
      :))))) Keşke yakın yaşasaydık be Ceren. Mesela yan apartmanımda filan olsan. Zırt diye çat kapı gelsen: "yiyecek güzel birşeyler yaptın mı bakiim son son?" diye kapımı çalsan çekinmeden.

      Sil